1995'te Erol Evcil Tarafından Öldürülen Yahudi Asıllı Tefeci: Nesim Malki
Kurtlar Vadisi dizisinde "İplikçi Nedim" karakterinden aşina olacağımız Yahudi asıllı tefeci Nesim Malki'nin öldürülüşünün hikayesi.
1995'te Erol Evcil Tarafından Öldürülen Yahudi Asıllı Tefeci: Nesim Malki

nesim malki, 1994 yılından itibaren bir çok kez telefonla tehditler almaya başlamıştı. evine telefonlar geliyor ve çoğu kez kızı ve eşine eli ile işaret ederek evde olmadığını söylettiriyordu. bu tehditlerin artması ve 15 haziran 1994 günü evinin önünde ayağından vurulması nedeniyle, o sıralar yeşil vadi konutları ve birkaç projede ortak olduğu işadamı korkmaz yiğit'e kendisine gelen tehditlerin arttığını söyledi ve yiğit ile birlikte 9 ekim 1995 günü yardımını almak (koruma tutmak) için dönemin istanbul valisi hayri kozakçıoğlu'nu ziyaret etti. kozakçıoğlu, malki'ye işine gidiş-gelişlerde ayrı güzergahlar takip etmesini ve korumasız gezmemesini tavsiye ettikten sonra, polis tarafından yakın korumaya alınması için bir dilekçe yazmasını istedi. malki dilekçesinde şunları yazdı:

"finans ve tekstil konusunda hizmet veren bir kuruluşun başında bulunuyorum. yaptığım işlerin çapından ötürü zaman zaman büyük miktarda para taşımaktayım. buna bağlı olarak zaman içersinde muhtelif tehditler aldım. huzursuzum ve korku içersindeyim."

nesim malki ve korkmaz yiğit, vali'ye veda edip dışarı çıktıktan hemen sonra korkmaz yiğit'in cep telefonu çaldı. telefondaki ses şunları söylüyordu:

"nesim malki'yı vali'ye götürmüşsün. onu koruma, o benim ekmek kapım. ben bir sürü insana bakıyorum. arada bir ona fatura çıkarttığımda, onu almaya mecburum."

6 temmuz 1994 günü kendisine bir koruma tahsis edildi. fakat malki, istanbul dışına çıktığında bu korumasını yanına almıyordu (ne hikmetse).

28 kasım 1995 günü istanbul'dan bindiği sönmez havayolları'na ait uçak, saat 10:20'de bursa havaalanı'na indi. malki'yı havaalanında, tunca tekstil'in bursa irtibat bürosunda görevli şoförü cengiz yüksel beklemekteydi. 34 spk 62 plakalı renault 9 model arabanın arka koltuğuna binen malki, cavit çağlar'dan sonra iş yaptığı ikinci büyük iş adamı olan ali osman sönmez ile randevusuna gidiyordu. istikamet, sönmez'in yalova yolu üzerindeki iplik fabrikasıydı. araba, fabrikaya gitmek için çevre yoluna girdi. özdilek tesislerinin önündeki ışıklı kavşağa gelindiğinde kırmızı ışık yanınca araba durdu. malki, cep telefonuyla istanbul'daki ortağı erol erkohen ile görüşüyordu. tam bu sırada araba çapraz ateşe tutuldu. erol erkohen, silah seslerini istanbul'dan duydu. görüşme kesildi. arka koltukta oturan malki'yı hedef alan kurşunlarla camları kırılan otomobil delik deşik oldu. vücuduna çok sayıda kurşun saplanan malki, arabanın arka koltuğuna kanlar içinde yığıldı. şoför cengiz yüksel, arkadan ve yanlardan gelen 12 kurşuna hedef olan patronunu hızla bursa vatan hastanesi'ne götürdü. istanbul'dan yeniden arayan erol erkohen'e "nesim bey'i vurdular. bursa devlet hastanesi'ne götürüyorum." diyerek telefonu kapattı.

yukardaki satırları, tümünü bir solukta okuduğum, faruk mercan'ın mayıs 2001'de piyasaya çıkmış olan "niso: nesim malki'nın sıradışı hikayesi" adlı kitaptan aldım. faruk mercan'ın islami kesimden bir yazar oluşu herhangi bir yanlış anlamaya sebebiyet vermesin çünkü kitabın çok büyük bir kısmı tutanaklardan, raporlardan ve çeşitli belgelerden doğrudan alıntı yapılarak yazıldığı için oldukça objektif olarak kabul edilebilir.

nesim malki, 90'ların başından beri bursa'nın en büyük iplik üretici olan cavit çağlar'dan iplik satın alıp bunu yurt içi ve yurt dışına pazarlayarak işlerini sürdüren bir kişiydi. bunun yanında kendisi hayyam garipoğlu'nun satın aldığı sümerbank'ın da aslında %50 ortağıydı ama türkiye'de banka satın alma izni olmamasından dolayı bu gizli tutuluyordu. kendisinin, hayattayken en büyük arzusu türkiye'de bir banka sahibi olmaktı (kıbrıs'ta tuncabank adında bir bankası halihazırda vardı), bu sayede dünyanın önde gelen bankalarının patronlarının da yahudi olması sayesinde inanılmaz kredi ve iş olanaklarını yakalayacağını düşünüyordu.

nesim malki'nin şirketi cavit çağlar'a ait tüm ipliğin tek alıcısı konumundaydı. az miktarda da ali osman sönmez'den iplik alıyordu. cavit çağlar'ın ipliğinin tek alıcısı ve pazarlayıcısı olmasından dolayı bu ipliklerin fiyatını istediği gibi belirleyebiliyordu. bu nedenle istediği an, iplik alımını bir süre kesmesi ile cavit çağlar'ın stokunu kısa sürede arttırabilme ve dolayısıyla onun ekonomik gücünü oldukça etkileyebilme gücü vardı. fakat malki ve ortağı erol erkohen, 1993 yılının ortalarından o güne kadar kendilerinin belirlediği iplik fiyatlarında bazı aksamalar olduğunu fark ettiler. yaptıkları araştırmalarda erol evcil adlı bir kişinin de iplik piyasasına girdiği ve nergis grubu'ndan (çağlar'ın holding'i) iplik almaya başladığını gördüler. halbuki malki ile çağlar arasındaki anlaşmaya göre çağlar ürettiği iplikleri sadece malki'ye satabilirdi. bir gün malki çağlar'a erol evcil adlı kişiye iplik satıp satmadığını sordu, çağlar ise evcil'i tanımadığını söyledi. bir başka görüşmede ise çağlar sadece küçük bir miktar ipliği evcil'e sattığını söyledi. bunu izleyen kısa dönemde her iki taraf da (malki ve evcil) fiyat kırmaya başladılar ve iplik fiyatları inanılmaz düştü. bunun neticesinde de en çok etkilenen tabiki üreticiler cavit çağlar ve ali osman sönmez oldu. 

Erol Evcil

bu süreçte evcil ile malki şahsen tanıştılar ve rekabet etmek yerine birlikte hareket etmeye karar verdiler. malki evcil'in zeytincilik işine girdi, birlikte otobüs alıp satmaya başladılar. bu dönemde nesim malki iplik alımını ali osman sönmez'e kaydırmaya başladı, erol evcil de üreticilerden değil de malki'den iplik alma yoluna gitti. zamanla erol evcil iplik alımlarının büyük bir kısmını malki'den, dolayısıyla ali osman sönmez'den yapmaya başlayınca cavit çağlar'ın stokları yükselmeye başladı. bunun üzerine çağlar malki ile arasını düzeltmek için (malki öldürülmeden 1-2 ay öncesinde) aralarında yeniden ticaret başladı. nitekim bu dönemde cavit çağlar'dan alınacak bir parti mal karşılığı malki çağlar'a 6-7 milyon dolarlık bir çek vermişti.

erol evcil ile nesim malki arasında devam etmekte olan çeşitli ticari işlerden (gerek evcil'in malki'den aldığı iplikler, gerekse de daha önce girdikleri diğer işler) dolayı erol evcil nesim malki'ye sürekli çekler veriyordu. bu çekler malki'nin ve ortağı erol erkohen'in bankadaki kasalarında tutuluyordu. ilk zamanlarda erol evcil bu çeklerin vadesi geldiğinde ödemelerini düzenli yapıyordu, fakat sonradan bu çeklerin meblağları inanılmaz yüksek rakamlara ulaşmaya başlayınca ve erol evcil'in ödeme düzeni önemli ölçüde aksayınca malki korkmaya başladı. çünkü bu sırada malki ve ortağının da bankalara olan taahhütleri aksamaya başlamıştı. erol evcil'in ödemelerini aksatması ile malki onunla alışverişini önce yavaşlattı, sonra da keserek ödemelerin yapılmasını istedi. bursa'ya gidip evcil'den bizzat ödemelerin yapılmasını istediğinde evcil kendisine yeni vadeli çekler verdi, fakat bu çekler de ödenmedi.

malki'nın öldürülmesinden çok sonra bu çeklerin bulunduğu kasalar dgm tarafından yapılan tahkikat sırasında istanbul polisi tarafından açıldı. kasalarda 116 adet çek bulundu. çeklerin tutarları para cinsi olarak aşağıdaki gibiydi:

- 310 milyon alman markı
- 223 milyon amerikan doları
- 2.5 trilyon türk lirası

bu çeklerin tümü erol evcil'in nesim malki'ye olan borçları karşılığında verilmiş çeklerdi. nesim malki öldürülmeden önce bu çekleri icra takibine koyup tahsil etmeyi düşünüyordu.

nesim malki öldürüldükten sonra bankalar, malki'nın şirketinin borçlarına karşılık ortağı erol erkohen'e baskı yapmaya başladılar. bu çeklerin bir kısmının arkası erol erkohen tarafından ciro ederek bankalara verilmişti ama tabiki hepsi karşılıksızdı, bu yüzden bankalar bunların karşılığını istiyordu. bu sebeple erkohen, malki'nın sümerbank'taki %50 hissesini korkmaz yiğit'e sattı, yine yiğit'le girilen daha önceki işlerdeki payları kendisine devredildi ve buradan gelen para ile bankalara borçları ödendi. geride halen bir çok erol evcil çeki kalmış fakat erkohen evcil'den korktuğu için bu çeklerin bir kısmını evcil'e teslim etmiş, bir kısmını da yırtıp atmıştı. kendisi de zaten can güvenliği olmadığı için israil'e kaçmıştı.

kitapta bahsedilen bir enteresan bilgi ise erol evcil'in bursa'daki şirketlerinin üst kademelerinde hep eski (emekli olmuş) üst düzey polisleri çalıştırıyor olmasıydı. zira, malki'nın öldürülmesinden yaklaşık bir ay sonra bursa emniyet müdür yardımcısı yusuf ilhan, mesleğini bırakıp evcil'in yanında iş başlamıştı. evcil onu eze zeytinleri yönetim kurulu başkanlığı görevine getirdi.

konuyla ilgili detaylı bilgi almak isteyenler yukarıda bahsettiğim kitap ile nasuhi güngör'ün yine mayıs 2001'de çıkan "ipin ucundakiler" adli kitabını okuyabilirler.

1999'da Tüm Ülkenin Kanını Donduran, Türkiye'nin İlk Satanist Cinayeti