90'larda Birçok Çocuğa Ciddi Travmalar Yaşatmış Psikopat Program: Sıcağı Sıcağına
1993-2009 yılları arası Haluk Bilginer ve Cem Kurtoğlu tarafından sunulmuş olan Sıcağı Sıcağına adlı program, Türkiye'de yapılmış ilk "Reality Show" olma özelliğini taşıyor. Hal böyleyken bu kadar gerçeklik dönemin çocuklarına pek de iyi gelmedi...
90'larda Birçok Çocuğa Ciddi Travmalar Yaşatmış Psikopat Program: Sıcağı Sıcağına


başlangıcında yakın çekim yangın ve ona eşlik eden acı acı ambulans sireni duyulan, 1990lı yıllarda show tv'de çıkan, haluk bilginer'in sunduğu dehşet program sıcağı sıcağına. 

annesini makasla öldüren çocuk, eşinin yüzüne kezzap atıp yakan adam vb. olayları daktilo sesleri eşliğinde, tarih: xxx yer: xxx saat: xxx şeklinde iyice korku filmi formatına sokarak verirlerdi. 


çoğu gece uykusuz kalmama ve uzun sure karanlıktan korkmama neden oldu bu program. hele bir "mersin'de fil adam söylentisi" başlıklı haberiyle beni öyle bir korkuttu ki şu yaşımda bile aklıma geldiğinde ürperirim. 

haluk bilginer daha sonraları bu program için "hayatımda pişman olduğum tek şey" dedi ama olan bizim çocukluğumuza oldu.

yamulmuyorsam rtük oluşumuna neden olan reality show programıdır sıcağı sıcağına.

aslında 1983 yılında radyo ve televizyon yüksek kurulu adı altında kurulan rtük, 1994 yılında radyo ve televizyon üst kurulu olarak isim değiştirmiş ve yetkileri genişletilmiş. tam olarak bu gereksiz program yüzünden genişletilmese de büyük etkisi olduğunu öğrenmiş bulunmaktayım. aslında bunları şimdi internette araştırma yaptıktan sonra öğrendim. çünkü ben de henüz şu an itibariyle bir video izlediğim için sıcağı sıcağına programının varlığını hatırladım. keşke de hatırlamasaymışım. ne iğrençmişsin sen arkadaş. canlı canlı, denizde şişmiş cesetleri çıkarmalar, etrafa saçılmış kanlar, kollar, cesetler, boğazı kesilmiş bebekler ve daha niceleri...


bu program yayınlanmaya başladığında ben daha 6,7 yaşlarındaydım. küçükken daktilo sesinin bana neden çirkin geldiğini, tualete neden koşarak gittiğimi, karanlıkta neden arkama bakmadan yürüyemediğimi şu anda farkettim. gerçi daktilo sesini hala sevmiyorum. o alevli logosunu, daktilo sesiyle beraber gelen donuk sesi aslında unutmuşum ama bilinçaltım hep bir yerde saklamış bu rezaleti. aklıma geldikçe hala ürperiyorum amına koyim.

bir bölümünde, evine her gece erkekleri çağırıp parayla ilişkiye giren dul bir kadının, her akşam yüklü bir miktar para verip çocuğunu atari salonuna yolladığı ve dünyadan bihaber zavallı çocuğun annesi evde orospuluk yaparken her akşam 3-4 saatini atari salonunda geçirdiğiyle ilgili bir haber gördüğüm, bu haberden sonra akşamları atari salonuna giden çocuklara farklı bir gözle bakmamı sağlamış program..

vatandaşın biri plajda bir ceset bulur, polis yerine sıcağı sıcağına yı arar. olay yerine gelen cem kurtoğlu ve ekibi, büyük ölçüde çürümüş cesedin üzerini kürek ve süpürgelerle acar, cebinden ehliyetini falan alırlar, kimliğini öğrenirler. ertesi gün de jandarmaya haber verirler.

televizyonun yeni geldiği, kurumların ve kavramların henüz yerine oturmadığı, zor bir döneme ait program.

cem kurtoğlu'ya teşekkürler programı youtube'da paylaştığı için.

linç kavramının ne olduğunu bana öğreten programdır. olay yerine ifade alınması için götürülen bir tecavüzcünün nasıl linç edildiğini göstermişlerdi bu programda.

Mecidiyeköy Trafiği Yerine Hollanda'da Bisikletle İşe Gitmeyi Seçen Birinin İmrendiren Hayatı