ABD ile Girdiğimiz Vize Krizine Daha Farklı Açıdan Bakmanızı Sağlayacak Siyasi Analizler
8 Ekim akşamı itibarıyla ABD, Türk vatandaşlarının vize başvurularını askıya aldığını duyurdu. Bu gelişmenin ardından Türkiye de reste rest dedi ve ABD vatandaşlarının vize başvurularını durdurdu. Pazartesi sabahı itibarıyla euro ve dolar yükselişe geçerken konu Ekşi Sözlük'ün de en tepesinde. İşte en ilgi çekici yorumlar.
ABD ile Girdiğimiz Vize Krizine Daha Farklı Açıdan Bakmanızı Sağlayacak Siyasi Analizler

manşetten veriyor olsam yazılacak şuydu: nato'dan çıkartılma antrenmanı

açalım;

1- amerika düdüğü öttürdü, süresi belirsiz vize yasağı bir ambargodur ve ambargoların en büyüğüdür. adam "ben senin vatandaşını hiçbir surette almıyorum" diyor elma domates falan değil bu. durumun vahametini anlamak için yarın imkb ve ay sonu döviz kurlarına bakarsınız. kompanse etmek için kaç vergi artırımı gelir saymak serbest.

2- amerika'nın öttürdüğü düdük süregelen neo-ulusal avrupa akımına hareket ve yaptırım imkanı sağladı. bildiğiniz üzere nato demek içeriğinde kaç düzine avrupa üyesi olsa da amerika demektir. start verildi tazılar bizi kovalamaya başladı. ha, oraya gelelim "e biz de nato üyesiyiz" dediğinizi duyar gibiyim, follow the white rabbit.

3- biz de bir nato üyesiyiz lakin bunun geçmişte bir mazi olmasına sadece ramak kaldı.

3.a) nüfusumuzun göçler ve mülteciler ile tekrar yarı yarıya kısmı ortadoğululaştı ve uygarlık protestanı haline dönüştü. sayısı da hızla çoğalmaya devam etmekte, sadece siz sen ben o gözlemlemiyoruz bunu, adamlar da sayıyor.

3.b) bu ortadoğulu ambarına ve hatta çorbasına dönmüş adeta garabet halinde kötü bir amerika modeli haline gelmiş toplama ülke oluşumuzu siyasilerimiz avrupaya (ki o da merkel demektir) tehdit unsuru olarak kullanıyor. sınırı açarım, tadını kaçırırım, salarım kobrayı vb. tehditler ile hem kendi halkının imajını düşürüyor hem de bahsettiği gerçekliğe karşı doyumsuz isteklerinin ardı arkası gelecek gibi değil. ki bunun (mülteci akınının) bir zaruret değil keyfi osmanlıcılık ütopyasından kaynaklandığı da size olmadığı gibi avrupalıya da bir sır değil. avrupa bu riski göze almaktan çoktan sıkıldı ve schengen area'dan (a.k.a. şengen vizesi) türkiye bölümünü çıkartmaya dünden razı.

3.c) s400'ler meselesi. aslında işin bahanesi. bir başka kandırılma vesilesi. hatta eşeğe çubuk ucunda tutulan havuç numunesi. sen "büyük devlet oluyorum, güce denge getiriyorum, büyük oynuyorum" zannederken tam da kovmak istedikleri yöne doğru depar atma mucizesi. işte bunun adı amerikan rüyasıdır. türkiye'nin yeni düzende, yeni düzlemde bulunduğu sınırlar ve ittifaklar adına bir sözü kalmamıştır, sözü kesildiğinde devam edememiştir ve hatta yardakçılık adına istenen sözü isteyene söylemiştir. o nedenle dün açılımcı iken ertesi gün akıncı olmuş, dün cemaatçi iken ertesi gün fetöcü avlamış, rus uçağını düşürmeyi kutlarken yetiş ya putin moduna dönmüş, tatillere beraber çıkarken esad'a esed der olmuştur. bu bakımdan; değil düzene denge getirmek, kendi ülkesinde rot-balans bile yapamayacak çırak çıkacak yönetim kadrolarına tezata bak ki "usta" denmiştir.

4- gelgelelim ki bizim nato'ya katılım sürecimiz de amerika adına can vermekle başladığı için bundan çıkarıldığımız gün amerika'ya sırtımızı döndüğümüz gün demek de değildir. öyle olsa bunu kutlar ve tüm desteğimle savunurdum. içinde bulunduğumuz hâl; param dursun yancıkta, **** oynasın *****ta halidir. nitekim o işler de öyle olmuyor.

5- işin iç siyaset (ki o da belli başlı üst ülkelerin sözcülük ve şubeliğini yapmak demek oluyor) boyutuna gelirsek, devlet bahçeli amerikan faydasına ne kadar sağlam sıkıştırıyorsa erdoğan'ı, doğu perinçek de rusya ve ali menfaatleri adına o kadar yoğun sıkıştırmıştır. lakin bulunduğumuz ayın en başarılısı melih gökçek'tir. çünkü tanrıların kanatılabildiğini göstermiştir.

5.5- önümüzdeki günlerde patlayan ekonomiyi gizlemek adına tüm devletlerin yaptığı gibi savaş ilanı/sınır ötesi bir operasyon beklemek hiç şaşırtmaz. savaş koşulları her zaman fakirlik için iyi mazerettir.

haddinden fazla abartılıyor. aşağıdaki konular sakız gibi çiğneniyor olsa da bu yasakla alakasızlar

idlib operasyonu: zaten şu anda ortada gerçek anlamda bir operasyon yok. sadece 500 askerimiz astana'da anlaşıldığı şekilde belli bölgelere yerleşip orada daha önceden ilan edilmiş ateşkes için gözlemci olacaklar.

daha bugün abd dışişleri bu konuda açıklama yaptı "olumlu buluyoruz diye"

(bu idlib operasyonu hikayesi aslında tamamen kolpa. idlib barış gücü adıyla aslında yukarıda tel rifat'a yapılacak ve fırat kalkanı süresince kontrol altına alınan bölgeyle bir bağlantı kurulacak bence. amerika buna uyanmış olabilir ama bu nedenle vize başvuruları iptal edilmez)

kuzey ırak referandumu: biz henüz bu konuda kınama, uçuşları kaldırmak ve sınırda komik bir tatbikat yapmak haricinde hiç bir şey yapmadık.

ayrıca abd bu konuda "yazılı" bir açıklama yaparak referanduma karşı olduğunu ve gayrimeşru olduğunu ilan etti.

süresiz olması: bunun anlamı sonsuza dek anlamına gelmiyor. amerika daha önce 15 temmuz sonrasında da vize başvurularını "süresiz" dondurmuştu, sonra açtılar. zaten adamlar açıklamalarında "süresiz" bile dememişler, "şu andan itibaren" demişler.

bu tarz açıklamalarda tarih verilmez, oradaki süresiz kısmı aslında "sorun çözülünceye kadar" anlamında.

ardından ambargo gelir: alakasız bir abartma. konuyla pek alakası yok.

esas mevzu geçen hafta tutuklanan amerikan konsolosluk personeli ile alakalı. adamlar zaten açıklamalarında söylemişler "konsolosluk çalışmalarının azaltılması için" diye.

tutuklanan çalışanlar da amerikalı diplomatlar değil, konsolosluğun türk çalışanları. yani amerika bize "bizim için çalışıyorsa sen kendi vatandaşını bile tutuklayamazsın" diyor. yersen.

vize başvurularının dondurulması da diplomatik olarak bir şey yapamayan amerika'nın konu üzerinde "kamuoyu" oluşturarak halkın hükümete/devlete baskı kurması amaçlı.

özetle adamlar demişler ki : bizim personelimiz tutuklandı ve -yersen- artık elimizde personel olmadığı için hizmetleri askıya alıyoruz. millet de saatlerdir sanki "türklere amerika'ya gitme yasağı konulmuş" gibi goygoy yapıyor.

açıklamadan bu yana ortaya dökülen tepkiler tam da adamların istedikleri. halk olarak bu durumlarda soğuk kanlı davranamayıp saçma sapan tepkiler veriyoruz. onlar da bunun olmasını istiyorlardı zaten.

olay kısaca şudur

orta doğuda abd destekli bir devlet kurulmak isteniyor. bu devlet kuzey suriye ve ikby topraklarını kapsıyor. türkiye'nin güney doğudaki tek sınır komşusunun bu ülke olmasıyla birlikte türkiye'nin ortadoğuyla bağlantısının kesilmesi isteniyor. otorite eksikliği sebebiyle varlığını sürdüren terör örgütlerine müdahalelerde bulunan ve sınır ötesi operasyonlar düzenleyen türkiye de bu devlet kurulursa hem içişlerine müdahalede bulunulduğu, hem de toprak bütünlüğünü tehdit eden operasyonel hamlelerden ötürü uluslararası alanda suçlanacak. terör örgütleri varlıklarını sürdürecek hem de bunu abd eliyle resmi yollardan yapacak.

gelelim kısa ve uzun vadeli amaçlara

bu durum ortadoğu ülkelerinin ve çıkarlarına tamamen terstir. böyle bir devletin türkiye, suriye, ırak ve iranın tam ortasına yerleştirmek, ortadoğuya atılacak bir atom bombasından daha tehlikelidir. 

kuzey ırak ve kuzey suriye petrolleri abd'nin eline geçecek ve suriyeden alınan limanlarla ihraç edilecek, terör örgütleri ışidle savaş sonucunda vaad edilen topraklara kavuşacak, suriye ve ırak hem resmen bölünecek hem de petrol kaynaklarından arındırılacak. abd dolaylı olarak bu devlet üzerinden ortadoğuda söz sahibi olacak hem de bu devlet abd için bir ileri karakol görevi görecek. ayrıca on yıllardır her fırsatta sıcak sulara inmeye çalışan rusyaya set çekilmiş olacak ve amerikan himayesindeki bir ülkeyi işgal edemeyeceği için rusya'nın sıcak sular için tek şansı türkiye olacak. (bu arada devletler, özellikle rusya, kendi çıkarları için her şeyi yapabilirler. uluslararası arenada duygusal düşünmek cahilliktir.)

yapılanlara bakalım

iran ve türkiye aradaki soğukluklara rağmen büyük resmi gördükleri için( hani şu dalga geçilen büyük resim var ya, o !) aradaki husumetleri bir kenara bırakmışlar ve ortak çıkarları uğruna, ortadoğudaki yeni oluşumu engellemek için bir araya geliyorlar. 

ırak da bu bölünmenin başrol oyuncusu olarak el mahkum türkiye-iran koalisyonuna katılacak. 

suriyeyi rusya-türkiye-suriye üçgeninde değerlendirmek gerekir çünkü esad yönetimi ve rusyanın yakınlığını sağır sultan duydu. türkiye de 4 milyon suriyeliye ev sahipliği yapıyor ve en uzun kara sınırını paylaştığımız ülke. buradaki durumda rusya, suriyeyi bir ileri karakol olarak kullanmak isteyecektir. suriyenin bölünmesi, deniz kıyılarının azalması ve kuzey sınırında türkiye cumhuriyeti yerine abd ileri karakolu bulunması rusyanın en son isteyeceği şeydir. türkiye için durumlar rusyadan daha büyük önem arz ediyor. suriye 877 km ile en uzun kara sınırına sahip olduğumuz ülke. doğal olarak suriye'de oluşan her türlü olay bizi doğrudan yada dolaylı olarak etkiliyor. bu ülke yerine kürdistanın gelmesi türkiyenin bu sınırının tamamiyle güvensiz bir hale gelmesine sebep olacaktır.

gelelim yapılacaklara

önce kurulmak istenen devlet hakkında kısa bir bilgilendirme:

ırak'ın kuzeyinde kurulmak istenen kürt devleti land-locked olduğu için ( deniz kıyısı olmayan devletlere denir. dünyada bu durumda olan 2 ülke vardır.) petrol kaynaklarının aktarımı ve amerikayla lojistik ağ hava yoluyla sağlanacak, dolayısıyla hem abd- kürt devleti arasındaki lojistik bağlantı diğer ülkeler tarafından izlenebilecek, hem de maliyet ciddi oranda artacak. bunun sebebi uçaklar farklı ülkelerin hava sahasını kullanmak zorunda kalacak hatta bu hava sahası içerisindeyken uçaklara zorla müdahale ihtimali bile olabilir fakat uluslararası sular kullanılarak kurulacak bir lojistik hattı hem takip edilemez hem de izlenemez. dolayısıyla illegal hatlara oldukça müsahit. dolayısıyla bu ileri karakol devletin deniz bağlantısı olması çok önemli. bu durum da ancak suriyenin kuzeyinin alınmasıyla sağlanabilir.

yapılacaklara, daha doğrusu yapılabilceklere gelirsek

1) rusya, esad yönetiminin garantörü olacak ve suriyedeki iç savaş; türkiye, rusya belki iran garantörlüğünde çözülecek. 

2) ırak'taki problemler türkiye ve iran garantörlüğünde çözülecek; kalıcı ve dominant bir kuzey ırak'ın temelleri atılacak.

3) terör örgütleri tamamen temizlenecek ve stabil bir ortam yaratılacak.

tabi bunlar temennim ve 5 ile 10 senelik bir periyotta gerçekleşebilecek gelişmeler.

sonuç olarak

orta doğudaki güçlü devletlerin bölgesel sorunlara el atması uluslararası oyuncuları saf dışı bırakıyor. bu durum amerika gibi oyuncuları rahatsız ediyor çünkü aslan payını alacakken bu gidişte koca bir nah alacaklar. bu sebeple de ellerine geçen tüm kozları kullanıyorlar.

açılın bilgi vereceğim

1- olayın asıl sebebi: abd konsolosluğunda çalışan personelin sosyal meddaya ismi ve açık adresi verilecek şekilde gösterilmesi (abd de salın demedi hedef gösterdiniz dedi). "...hukuka dayalı bir mahkeme yerine medyada yargılanmasının amaçlanmasından büyük rahatsızlık duymaktadır." sabah gazetesi haberinde aşağıda olan resimde ilgili çalışanın açık adresinin görülmesi abd tarafını kızdıran şey sanıyorum: sabah

2- vize yasağı mıdır? somali vs gibi vize yasağı yemedik. hali hazırda geçerli vizesi olan etkilenmeyecek.

3- vizesi işlem sürecinde olanlar: en kritik grup bu. ben de dahilim. abd şunu yaptı. artık türkiyede ki konsolosluklarımdan bi süre başvuru kabul etmeyeceğim. işlem sürecinde olanlar işlemi sonlandırmak istiyorlarsa türkiye dışında farklı bir abd konsolosluğuna gidecek. yani sofya'daki abd konsolosluğunda işlemlerinizi tamamlayabilirsiniz.

4- yeni başvuru yapacaklar: ya krizin bitip tamam tr deki konsolosluklardan başvuru almaya başladık açıklamasını bekleyeceksiniz ya da en yakın ülkelerdeki (yunanistan, bulgaristan vs.) abd konsolosluğuna gidip başvuru yapacaksınız

DAHA FAZLA İÇERİK