Acil Durum ve Afet Gibi Anlarda Yapılmaması Gereken Şeyler
En azından yapmamanız gereken şeyleri bilmek bile bazen hayat kurtarıcı olabilir.


filmlerde izlediğimizde bile ürktüğümüz şöyle bir durumda bile insanlar gülüyor ve video çekmeye devam ediyor. 


bu durum aslında bize özgü değil, daha önce yanan uçağın önünde selfie-foto çekenler, deprem sırasında şişeleri korumaya çalışanlar diğer ülkelerde de görüldü. 


peki hayatımızı güvene almak için bu tip durumlarda hangi davranışlardan kaçınmalıyız?

donup kalma

genelde filmlerde felaket durumlarında insanların oradan oraya kaçıştığını görürüz. ama gerçek hayatta tehlike halinde insanların doğal tepkisi, "far görmüş tavşan" gibi hiçbir şey yapmadan durmaktır. beynin primitif bir tepkisi olan bu hareket, doğadaki hayvanların "vahşi hayvan bizi fark etmesin" taktiği gibidir. tehlike anında tam tersine donup kalma reaksiyonundan kaçınarak, belki kendimize bir çimdik atıp harekete geçmemiz hayatta kalmamızı sağlayabilir.


düşünememe

her ne kadar tatbikatlarda uçakların 90 saniyede boşaltılması senaryoları çalışılsa da, gerçek olaylarda insanlar bu süre içinde halen emniyet kemerlerini çıkarmakla uğraşıyor. beynimizin stres altında verdiği bir diğer tepki de düşünme fonksiyonunu sınırlamak oluyor. normal zamanlarda bile aslında yavaş çalışan beynimiz, çok daha hızlı gelişen felaketlerin hızına yetişemiyor. beynimiz acil durumlarda önce iyi hissetmemiz için dopamin, sonrasında heyecan için adrenalin ve stres sonucunda kortizol salgılıyor. bu hormon kokteyli ise beynin sağlıklı düşünmesini oldukça zorlaştırıyor. bu yüzden acil durumlarda ne yapılması gerektiğini önceden planlayıp, beyni buna hazırlamak büyük önem kazanıyor.


tünel görüşü (kalnienk görüşü)

kriz anlarında yaratıcı düşünerek çözümü bulabileceğimizi zannetsek de, gerçekte bunun tam tersi oluyor. problemi çözmek için denediğimiz yöntemi, başarısız olsa da tekrar tekrar yapmaya çalışıyoruz. bu durumun tünel görüşü olarak adlandırılmasının sebebi, kalıcı olarak bu görüşe sahip olanlar gibi tünelin başka bir çıkışı yokmuş gibi davranmamız. oysa kriz anında yaptığımız bir hatada ısrarcı olmamak çok önemli.


rutine takılmak

acil durumlarda ölümlerin en büyük sebeplerinden olan bu durum; yangın - deprem olurken odaya dönüp cüzdanı arama, fırın açık mı diye kontrol etme gibi örneklerle açıklanabilir. otomatikleştirdiğimiz bu refleksler, acil durumlarla karşılaşan insanlarda yaygın olarak gözüküyor. acil iniş yapmış birçok uçak kazasında yolcuların hemen uçağı terk etmek yerine, el bagajlarını almakla uğraştığı gözlemlendi. yine bu durumdan kaçınmak için önceliğin hayatımız olduğunu kendimize hatırlatmamız gerekiyor.


inkar

en uç olaylarda bile insanlar, her şeyin normal seyrinde olduğunu düşünmeye eğilimli davranıyor. 26 aralık 2004 güney asya depremi sonrası oluşan tsunamide insanların denizden uzaklaşmak yerine daha da yakınına gittiklerine dair fotoğraflar bulunuyor. 

Fotoğraf: Johan Anderssson

bu durumun iki sebebi var: insanlar ya tehlike olduğunu idrak edemiyor, ya da tehlike olduğunu kabul etmek istemiyor. yangınlarda çok sık olarak ikinci durum gözlemleniyor, evi terk etmek yıkımı kabullenmek olduğu için insanlar dumanı görene kadar evlerini terk etmeyip hayatlarını tehlikeye atıyor. 

beynimiz gerçekler yerine duygulara göre hareket ettiğinden, risk hesaplamadaki başarımız çok düşük kalıyor. durumu inkar etmek yerine en kötüsünü düşünerek hareket etmemiz, hem kendimizi hem de çevremizdekileri güvence altına almamızı sağlayabilir.

kaynak

DAHA FAZLA İÇERİK