"Acıların Kadını" Şarkıcı Bergen'in Türk Filmlerini Aratmayacak Denli Trajik Hayat Hikayesi
Eski Türk Filmlerinde gördüğümüz pavyonda şarkı söyleyen kadın, belalı sevgilisi ve bu sevgilinin kararttığı hayatlar vardı. Eğer bu hikaye için fazla klişe diyorsanız Bergen'in hikayesi sizi bunu dediğinize pişman edecek cinsten.
"Acıların Kadını" Şarkıcı Bergen'in Türk Filmlerini Aratmayacak Denli Trajik Hayat Hikayesi
Bergen


14 ağustos 1989'u 15 ağustos'a bağlayan gece adana pozantı'da bir tabanca patlar, bir kadının canı, ayrıldığı eşi tarafından tek kurşunla alınır. cansız beden, memleketi mersin'de defnedilir. bir süre yazılır, çizilir sonra unutulur.

kimdir bu kadın?

16 temmuz 1960'da mersin'de doğan ve sadece 30 yıl kadar yaşayan, sıra dışı bir aşık ve hastalık derecesinde şarkı söyleme tutkunu belgin sarılmışer veya yaygın bilinen adıyla bergen. acıların kadını...

anne ve babası boşanınca annesi sebahat çakır'la 1966'da ankara'ya gelip yenimahalle yunus emre ilkokulu'ndan sonra ankara devlet konservatuvarı piyano bölümüne girer. geçim sıkıntıları nedeniyle okuyamaz. yaşını büyülterek bir süre ptt'de çalışır. 1979'da ilk kez feyman gece kulübünde sahneye çıkar. sahne yaşamına geçer.

o zamanlar adana eğlence mekanları ve pavyonları ünlüdür. oraya çalışmak için gittiğinde halis serbes'le tanışır.

Bergen ile Halis Serbes

bergen hep kendince çetin ceviz oldu. ancak kara gözlü adam her gece karşısındaki masayı satın aldı. gözlerini bergen'e dikti. şarkı bitince gittiği kuliste halis'in çiçek demetleri karşıladı kendisini. adana delikanlısıydı halis. adana delikanlıları o zamanlar, "gündüz pamuk toplatmak gece de kadın hoplatmak" ile övünürlerdi. 6-8 silindirli otomatik amerikan arabaları oralarda pek revaçta idi.

halis kendi pavyona gelmese de çiçekleri hep kulisteydi. bergen halis ile tutkulu bir aşk yaşadı ve bir yıl sonra da evlendi. ilk aşkı kendisine zorla sahip olan yalçın ismindeki bir taksi şoförüdür. yalçın sonrasında başka biriyle evlenip bergen'e şiddetli bir aşk tokadı atmıştır. ancak bu tokat sonra yaşayacakları yanında çok hafif kalacaktı. bergen bunu nereden bilebilirdi ki?

sevginin çerçevesini düşünce çizer. ancak sağlıklı düşünce sağlıklı sevgiyi sarabilir. sağlık bozulunca hastalık başlar, düşünce yerine güdüler ve tutku konuşlanır. buranın hükümdarı olup sözler söyler ki ne sözler... yargılar olur. ser alınır ser verilir.

yeni aldığı ve taksitini bile ödemekte zorlandığı arabası cayır cayır yanar. halis yeni bir araba alır. oysa halis yaktırmıştır arabayı. bergen bunu bilmez. halis'le evli sanmaktadır kendisini. 9 ocak 1982’de günlüğüne “evlendim” diye yazar. oysa halis gerçekte başka biriyle evlidir. bergen ile kıyılan nikah bir tiyatro mizansenidir. nikah memuru da yalandır, şahitler de...

bergen bunları öğrenir. adanalı'dır halis. yediği dayaklara rağmen halis başka bir tutkulusudur. arada kaçar gider. sonra döner. bazen kendine aşık olanlar da çıkar ama bunlar yaşamına geçemez.halis baskın çıkar. ne halis'le olabiliyordur ne de halis'siz...

bir gün ankara'daki evi yanar. halis'in telefonu kendisini teselli eder; "üzme kendini"... yine halis'e döner. ancak ardından kavgalar, dayaklar beraberindedir. izmir'e kaçar. orada sahneye çıkar. halis der ki; "üç gün sonra bütün gazeteler senden bahsedecek"...

dediği gibi olur.

adamın biri elindeki kezzap dolu kabı bergen'e doğru savurur. canı yanar ve bir gözü bir daha görmez...

gazete başlıklarındadır olay.


halis hapse girer. bergen hastane yatağında, rüyasında halis'i görür. gazeteler bergen’in acıklı hikâyesini yazdığında, bergen hapishanede gözünün birini kör eden halis’i ziyarete gider, para götürür...

ölümüne aşk idi bu ve kadının tek tutkulu isteği şarkı söylemek...

söyler de...

şöhreti çoğalınca filmler çeker, starlarla şarkılar söyler. hele bir tanesinde müslüm gürses ile “cehennem ateşi ahrette olur/ sen beni dünyada ateşe attın” diye şarkı söyler...

yurt içi ve yurt dışında turnelere gider. tek gözünü yitirmiştir ama şöhreti de almış başını gidiyordur. kahkülü ile görmeyen gözünü şık biçimde örter. bülent ersoy’lar, ibrahim tatlıses’lerle aynı sahnede yer alır. ama aklındaki kişi halis...


yine kavuşurlar. kimse değişmemiştir. kadın inatçıdır ama adam da kıskançtır. cami ne kadar büyük olsa imamın okuyacağı dua da aynıdır...

yapamazlar. ayrılırlar.

işte şen şakrak, arada şarkılar mırıldanarak bergen, 14 ağustos'u 15 ağustos'a bağlayan gece şehirlerarası yolda annesiyle birlikte seyahat ediyordur.

arkalarındaki araba hızını arttırır. sollar geçer önlerine. kırar direksiyonu. keser önlerini. doğal olarak da durur bergen'in arabası. halis iner öndeki arabadan. gelir bergen'in penceresine. tartışmaya başlarlar. halis elini beline atar. tabancasını bergen'e doğrultur.

tek bir atış.. kurşun kör duvarlar arasından geliyor gibi; yürür, yürür, yürür...

bergen'in ışığı gören tek gözü de kan ile dolar. oradan sızan kan boynunda nakışlar işler.

bergen'in artık iki gözü de görmüyordur. bu nakışları hiç bilemez...