Adolf Hitler'e Dair Son Dönemde Neden Çeşitli Efsaneler Yayılıyor?
Buna örnek olarak sosyal medyada elden ele paylaşılan ve izlenen bir Hitler videosu gösterilebilir ve bunun gerçeği ne kadar yansıttığı şüpheli. Sözlük yazarı "lantirn161", Hitler dönemi Almanya'sını değerlendirmiş ve bu videodan yola çıkarak yanlış bilinenleri açıklamış.

"Adolf Hitler'in geleceğe dair konuşması" vb adlarla paylaşılan video şu


en çok neye üzülüyorum biliyor musunuz?

çocuklarımız ve gençlerimizi öyle sıkboğaz edip öylesine dar, kapalı ve çağdışı bir eğitim sistemi ile yetiştiriyoruz ki çoğunun mezuniyet sonrası hayatında asla kullanmayacağı binom, olasılık, integral, kaldırma kuvveti hesabı, avagadro sayısı gibi şeylere saatlerce vakit harcarken neredeyse tüm hayatında mutlaka bir şekilde etkileneceği siyasal ve politik konulara asla eğilmiyor, bunları kendilerine anlatıp doğruyu yanlışı ayırt etmelerini veya en azından bunlar için sağlıklı yorumlamalar getirmelerini sağlamıyoruz. ondan sonra da başlığı açan ve onu destekleyen bazılarında görünen "güce tapma, ona aşık olma" hastalığı ortaya çıkıyor. bu hastalık çok tehlikeli ve aslında ülkenin kaderini etkileyecek önemli tercihler yaparken yani oy kullanırken bile düşünceleri etkileyebiliyor.

efsane yaratmayın, yalnızca bulabildiğiniz hemen her kaynağı açın ve okuyun.

adolf hitler ve onu takip edenleri yorumlarken şu gerçeği göz önüne alın

almanya 1933'te hitler iktidara geçene dek kesinlikle partisi olan nsdap'ye tek başına çoğunluğu oluşturup iktidarı verecek şekilde kitlesel bir halde oy vermedi. hitler iktidara bir koalisyonla sahip oldu ve burada hitler'e iktidarı veren hindenburg ile ekibi bir şekilde kendisini kontrol altına alıp bir süre şansölyelik yaptırdıktan sonra başlarından defetmeyi hesapladı. bu adamların hesaplayamadığı veya çok naif düşünüp göremedikleri nokta ise hitler'in iktidarı aldıktan sonra ne kadar ileriye gidebileceği idi.

hitler aptal bir adam değildi, keskin bir zekası olan ve en azından doğru şartlar altında doğru politik hamleleri yapabilen ve bunu yaparken de mutlaka müttefikler edinip (kendileriyle işi bittikten sonra müttefiklerini harcaması gibi kötü bir özelliği olsa da) o şekilde ilerleyen bir adamdı. bunun sonucunda iktidar kendisine teslim edildikten sonra ilk iş olarak kendisine karşı durabilecek yegane silahlı güç olan alman ordusununun (henüz wehrmacht değil, reichswehr) başındaki adamlarla temas kurdu ve onların güvenini, sempatisini kazanarak yerini ağlamlaştırmaya çalıştı.


bunu yaparken de halen halkın gözünde bir kahraman olan ve kendisine karşı büyük bir psikolojik etki yaratabilecek alman cumhurbaşkanı yaşlı mareşal hindenburg'a da fazlaca diklenmedi. bunun nedeni çok basitti, gerçek gücü eline alıp koalisyonu defetmesi (ki aslında kurduğu koalisyonun kendine karşı çok bir etkisi yoktu ancak bir şekilde kendisine alternatif bir muhalefet yaratılma riski her zaman mevcuttu) için sakin kalıp fazlaca falso vermemesi lazımdı. bu şekilde devletin, parti devletine dönüştürülme süreci mümkün olan en sakin şekilde ilerleyecek ve son nokta geldiğinde, yani hindenburg ölüp iktidar tamamen kendisine kaldığında kolay bir darbe ile tüm gücü elinde toplayabilecekti.

bu nedenle ocak 1933-2 ağustos 1934 arası nasyonal sosyalist hareketin bizzat hitler tarafından tetiklenen ve idare edilen bir rölanti sürecine girdiğini, bu durumun nsdap yönetimi içinde feci bir fikri tartışmaya neden olup sonunda uzun bıçaklar gecesi'ni ortaya çıkardığını buradaki çoğu nazi hayranı genç arkadaşımız bilmez mesela. salt bu açıdan baktığınızda bile hitler'in ne denli sabırlı, hedefine ulaşmak için kafasını kullanma kabiliyetine sahip olan, sinsi ve nihai amacı uğruna gerekirse en yakınındakileri bile harcamaktan çekinmeyecek biri olduğunu görürsünüz.

gelgelelim hitler tüm iç politik vizyonuna rağmen dış politika konusunda tamamen şansına ilerlemiş ve 1939'daki polonya seferine kalkışıncaya dek "idare edilen" bir adam

almanya'nın 1933-1939 dönemi dış politikası yorumlanırken çok büyük hatalar yapılıyor sözlükte. sanki hitler almanya'yı 1933 sonrasında hemen zart diye inanılmaz tankları, uçakları üreten, feci bir orduyu şak diye ortaya koyan ve ülkesini safkan savaşçı bir hale sokmuş gibi görülüyor. bu yanlış. o dönemde alman dış politikasını ve yaptıkları hamleleri incelemek isterseniz, hem (avrupa'daki baş politik aktörler olan) ingiltere'nin, fransa'nın ve diğer avrupa ülkelerinin iç politik durumlarını hem de avrupa ülkelerinin sosyal durumlarını dikkate almalısınız. her şeyden önce 1.dünya savaşı'nın avrupa genelinde feci bir sosyal travmaya neden olduğunu ve insanların o döneme dek gördükleri bu en feci bir yıkımı bir daha yeniden yaşamak istemedikleri için hitler'e bu kadar müsamaha gösterdiklerini göremeyen birisi lütfen hitler dönemi hakkında yorum yapmasın. unutmayın ki 1. dünya savaşı öncesi savaşlar orduların kapıştığı ve yalnızca savaş yapılan lokasyonlar haricinde ülke halkların savaşını s'sini bile görmediği çatışmalarken 1.dünya savaşı ile doğrudan sivil halkı etkileyen olgular oraya çıktı, mesela hava bombardımanları, denizaltı harbi, kitlesel savaş üretimine geçme, toplumun askerileştirilmesi vs. vs. işte hitler'i ortaya çıkartan ve azıtmasını sağlayan çoğu yabancı devlet hamleleri bu nedenle ortaya çıktı.


bunu yazıyorum çünkü ülkemizde son 15-20 yıldır şöyle bir hastalık peydah edildi

dünyada yapılan ve kadere, tarihe yön veren şeylerin ardında mutlaka birileri var, onlar istiyor öyle oluyor, tüm ülkelerde yaşayan insanlar hiç düşünmeden etkilenip o adamların istediğini yapıyor. ekşi'de de yazılmış neymiş efendim hitler yaratılmış, işte sovyet tehdidi durdurulacak, sonra falan filan. bu çok yanlış bir düşünme tarzı ve her şeyde sizi başarısızlığa, güvensizliğe iter. bu işin doğrusu şudur; hayatta çıkarlar vardır ve o çıkarlar çakışırsa çatışma çıkar, paralel giderse işbirliği doğar. bu olayda da öyle oldu. nasyonal sosyalizm bir günde ortaya çıkmadı. alman halkının tarihsel alışkanlıkları ve avrupa genelinde yaygın olan fikirlerin harmanlanması ile günlük ekonomik-siyasi gelişmeler sonucunda bizzat adolf hitler tarafından temelleri atıldı, yanına çektiği adamlar tarafından fikri gelişimi tamamlandı ve neticede almanya'yı ele geçirdi.

elbette bu süreçte hitler hem siyasilerden, hem yabancı devlet misyonlarından hem de işadamlarından maddi manevi destek gördü ama bu hitler'i o adamlar başa getirdi demek değil. adolf hitler 1933 yılına dek yapılan demokratik seçimlerde oy oranını devamlı arttırdı. yani fikirleri alman halkında bir karşılık gördü. neticede doğru müttefiklikler kurarak iktidara hakim oldu. o dönemde hitler'e oy verenlere baktığınızda (ki mesela yahudiler de hitler'e oy vermiştir ama bunun nedeni ağırlıklı olarak ekonomiktir) çoğu kişinin iş-aş temelli bunu yaptığını görürsünüz. bu konuda yazılan çok kaynak var. ancak 1933 sonrası devlet parti devletine dönüştürüldükten sonra ve alman eğitim hayatına ırkçı eğilimler yüklenildiğinde adolf hitler'in ırksal nedenlerle desteklenmesi ortaya çıkıyor ki bu da ağırlıklı olarak genç nüfus tarafından yapılmakta. orta yaş ve üzeri kişilerde ise hala karın doyurma, aileyi geçindirme temelli desteklenme söz konusu. elbette savaş çıktıktan sonra da ya herro ya merro tarzı bir düşünüş ortada artık. 


bunun yanısıra aramızdaki hitler hayranı arkadaşların atladığı çok önemli bir nokta var

almanya'nın 1.dünya savaşını kaybetmesinin yarattığı sosyal travma ile bunun politik etkileri ve bu yenilginin alman günlük yaşamındaki etkileri. yukarıdaki video içindeki çoğu laf 1918-1925 arası alman sosyal hayatını olumsuz etkileyen sokaklardaki milliyetçi-komünist çatışmalarını, o dönemde yaşanan terör, anarşi ve otoritesizlik ile birlikte halkın alım gücünün düşmesini, işsizliği, yaşanan açlığı, huzursuzluğu hatırlatıp halkın stresini körüklemek için söyleniyor. her diktatörün yaptığını hitler de yaptı elbette ve düşman yaratıp, eski kötü zamanları sürekli hatırlatarak halkın algılarıyla oynadı ve kendisinin gerekli olduğuna onları inandırdı.

video geneline bakarsanız genel ifadelerden başka birşey yok ve o dönemde de aynı bu zamanda olduğu gibi "hayali birilerinin sürekli bir şeyler karıştırıp" alman halkını hedefte tuttuğunu ve almanya'nın yükselişine engel olunduğunu (bana benzer bazı söylemleri hatırlattı sanki...) söyleyip duruyor. bu laflar yeni değil, hitler'in hem genel hem de özel konuşmalarında sıklıkla kulladığı şeyler ve asla gelecek öngörüsü değil, yalnızca kriz içindeki hemen her toplumun kendisine "mutlaka" çıkaracağı bazı şeyler bulduğu bilindik beylik laflar. neyse, ne diyorduk hah, 1.dünya savaşı sonrası hitler politik yaşama başladığından insanları etkilemek için o dönemde milliyetçiler tarafından sıkça kullanılan bir argümana sıkı sıkıya sarıldı ve kasım katilleri diye bir şey ortaya attı. buna göre almanya 1.dünya savaşı'nda aslında kazanacaktı ama ülke içindeki düşmanlar (ki bunların yakın bir zamanda yahudiler olduğu anlaşılmıştı!) bu galibiyeti engelleyip alman hakimiyetine son vermek adına önce kiel'de donanma isyanını tetiklediler, ardından da ekonomik hamlelerle almanya'yı zayıflatıp savaşı kaybetmesini sağladılar. bundan sonra yürümesi kolaylaştı ve buradan çıkartılan hayali düşmanlarla almanların kendisine oy vermesi sağlandı.


şimdi bir de ekşi sözlük'te gördüğüm bir konu var, o da bence çok sığ bir laf olan "tarihi kazananlar yazar" lafı

yani bundan 2000 sene önce kimse okur-yazar değilken tamam tarihi savaşı kazanan yazsın da özellikle 1900'lü yıllarda bunun bir geçerliliği yok çünkü alternatif kanıtları bulup ortaya çıkarmak, internet çıktıktan sonra da bunlara ulaşmak ve tarih hakkında biraz okuyup fikir geliştirmek çok kolay. ekşi'de sürekli bakınız verip "ama bak dresden bombardımanı var müdür, onu kimse söylemiyor" demek abuk şeyler. şimdi ben bunu yazan adamın 1941 pearl harbor komedisi sonrasında amerika'nın savaşa girmesini müteakip ingiliz-amerikan hava bombardımanı gücünün (bkz: 8. air force) avrupa'daki alman hava hakimiyetini ve alman savaş gücünü kırmaya yönelik taktiklerini inceleyip incelemediğini sorarım. mesela 1943 yılındaki bombardımanların amacı neydi, 1944'te neyi hedeflediler falan inceledin mi? mesela almanya'ya yapılan her saldırının askeri üretimi hedef alan stratejik saldırılar mı olduğunu yoksa halkın psikolojik direncini kırmak amaçlı terör saldırıları mı olduğunu düşündün mü? işin ucunda intikam duygusu da var elbette ama işi bilen ve gerçekten her şeyi okuyan birisi için dresden bombardımanı'nın defalarca tekrarlanan hamburg bombardımanlarından, berlin saldırılarından bir farkı yok askeri anlamda.

bu noktada şunu hatırlayın, atatürk ne demişti:

`harp zaruri ve hayati olmalıdır. hayat-ı memleket tehlikeye ma'ruz kalmadıkça harp bir cinayettir`

işte bu nedenle almanların yaptıkları ve almanlara yapılanlar yalnızca cinayettir. eğer sosyal mecralara gelip de ceset sayısını yarıştıracaksanız buyrun sabaha kadar yazın. o işin bir nihayeti yok, olmadı ve olamaz da. 

son dönemde gençlerimizde ortaya çıkan diğer bir olumsuz durum da yukarıda anlattığım "tarihi kazananlar yazar" goyguyunun bir adım ötesi olan "soykırım olmadı" fikri

bu fikir eskiden beri var ve 2.dünya savaşı'nın etkileri yavaş yavaş geçmeye başlayıp milletin okuyup araştırmasına paralel olarak tetikleniyor ve gittikçe popülerleşiyor. bu konuda yazılan en önemli kaynak da prof.dr. arthur r. butz'un yazdığı `the hoax of the twentieth century: the case against the presumed extermination of european jewry` isimli kitap. şimdi bu kitabın içindekileri anlatmak ona göre bir eleştiri getirme konusu tamamen ayrı bir entry'de yapılmalı çünkü çok geniş bir mevzu ama işin özünde size bahsettiğim şu uyuz "tarihi kazananlar yazar" meselesi var ki buradan yola çıkıp dile getirilen fikirler aman aman....! ama sonuçta bu fikri savunanlar da mevcut ve size taaa entry'nin en başında yazdığım şeyi yapmazsak yani gençlerimize her türlü kaynağı sunup kendi kararlarını vermeyi sağlamazsak daha çok efsane çıkartırız daha çok hayran yaratırız bu hitler olayında. yani bir bilim, teknoloji mevzusunda bile hitler göklere çıkartılıyor ki peh peh peh. 


son bir hususu belirteyim, bazı arkadaşlar bana tepki gösteriyor "taraflı düşünüyorsun, öyle yazıyorsun" diye

bu doğru değil. hitler dönemi konusunda cidden fazlaca okudum. çok sıkıcı şeyleri de okudum, ilginç şeyleri de okudum. o nedenle artık gözümde efsane yaratmıyorum, mesela o çok büyütülen, harika bir savaş makinesi olan wehrmacht'ın 1941 yılında sovyetleri işgal ederken kurduğu lojistik sisteminin temelinde hala 1914 yılındaki gibi atlara olan bağımlılığın %70'ler gibi bir oranda olduğunu bilince ve atlara verilen yemlerin alman ikmal ikmal sisteminin neredeyse 1 numaralı gıda sorunu olduğunu görünce veya savaşı başlatanlara duyulan öfke ve hissedilen intikam duyguları sonucunda kolayca teslim alınabilecek şehirlerin fosfor bombalarıyla paramparça edilip bir sığınakta yanan 50 kişinin tek bir el arabası ile taşınabilecek şekilde kalıntı bıraktığını okuyunca mitlere, efsanelere, gösterişli geçit törenlerine, süper makinelere ve bunları ortaya çıkaratan hemen herkese karşı aynı şekilde yaklaşıyorsunuz.

tarihi kazananlar filan yazmıyor, tarih orada duruyor ve sadece sizin gidip okumanızı bekliyor. eğer etraflıca okursanız zaten çoğu amerikan filminin saçmalığını, çoğu nazi mitinin gerçekdışılığını, kısacası neyin propaganda neyin gerçek olduğunu kolayca ayırt etmeye başlıyorsunuz.

"Hitler İntihar Etmedi, Kaçıp Yaşlanarak Eceliyle Öldü" İsimli Komplo Teorisi Ne Kadar Mantıklı?