Adres Ararken Navigasyon Cihazının Azizliğine Uğramış Bir Sözlük Yazarının Komik Anısı
Yön duygusu zayıf olan Sözlük yazarı "hartnettugce", bu açığını kapatmak için navigasyon cihazından yardım almak istemiş ama olayı epey yanlış anladığı için ortaya komik bir an çıkmış.
Adres Ararken Navigasyon Cihazının Azizliğine Uğramış Bir Sözlük Yazarının Komik Anısı
iStock


ben öyle yön kavramı olan bi insan değilim. mesela bi eve yeni taşınmışım. ilk bi ay her gün arabayla eve giderken ciddi ciddi kayboluyorum. aman allahım o nasıl kaybolmalar. bear grylls bi gün benimle trafiğe çıksa adam vahşi doğada belgesel çekmeyi bırakır, gelir benim ankara'daki yol bulma mucizelerimden belgesel yapar. valla bak. mesela gideceğim yer batıkent'te olur. ben gözümü pursaklar'da açarım. dikmen'e gidicem bi bakarım keçiören'deyim. sırf bu yüzden yol sorcam diye ömrümün bir döneminde bütün ücra yerlerdeki büfelerle taksi duraklarıyla ahbap oldum. halen bazen geçtikçe oralardan "oo abla gel ne zamandır yoktun" diye çay ikram ediyolar.

bu kaybolmaların sonu gelmeyip kendimi bi gün hacı bayram'ın arka sokaklarında bulunca (bu arada hacıhüsrev'in ankara şubesi oralar bilenler bilir) nihayet yol bulamadığımı kabullenip kendime bi navigasyon aleti aldım. olm bu nasıl bi mucize ya. gideceğim yeri yazıyorum. 10 dk sonra hedefinize ulaştınız diyo. resmen aşık oldum ben alete. nerdeyse evden markete giderken yanıma alıcam. öyle güven veriyo. sadece ankara olsa iyi kayseri'ye gidiyorum. kaşıkla diyorum. tak ordayım. erzurum'a gidiyorum palan hotel diyorum. tak kapısındayım. vay anam vay babanda mı erzurum'luydu diyorum. nasıl mutluyuz anlatamam.

bi gün iş için istanbul'dayım. beylikdüzü'nde izmir caddesi diye bi yere gidicem kartal'dan. giderken bizimkiler diyoki 3 saatte anca gidersin . olsun yaa..navigasyonum var benim diye hava atıp, şak şak yazdım hemen özgüvenimden kıçım kalkmış bi halde çıktım yola... gittim gittim gittim. tabelaları filan görüyorum. koçum benim kestirmeden götürüyo diyorum. navigasyonu seviyorum, öpüyorum, cici yapıyorum. "2 km sürün" diyo. "banane sen sürün" diyorum. espiriler havada uçuşuyo aramızda biricik aşkımla.

sonra biraz daha gittim. bi ara lan bu kadar mı uzak filan der gibi oldum ama navigasyon git diyo, o mu bilcek ben mi.. sonunda bi yerlere geldim. sağa dön sola dön. caddeye geldim ama bakınıyorum benim aradığım yer yok...heralde göremedim filan deyip, çektim sağa indim arabadan. binanın önünde taburede oturan bi adama yaklaştım,

- burası izmir caddesi mi? dedim.

+ evet abla kime geldin? dedi. 

çıkarttım kartı ben dedim buraya gidecektim. adresi gösteriyom.
adam baktı baktı. 

+ abla burası istanbul'da yalnız. daha çok yolun var. epey gitcen sen dedi. 

- niye burası istanbul değil mi? ihihihi diye güldüm bi de mal gibi. 

+yok abla edirne'desin sen daha. gitcen epey. bulgaristan'dan mı geldin sen? diyip bi de acıdı halime.

diyemedim. demedim. yok abi ben istanbul'dan geldim.

-ehehehe evet deyip uzaklaştım yanından. arabaya yürürken de kendime edecek küfür beğeniyorum içimden. gerizekalı az kalır. beyinsiz. mal. öküz. heh öküz iyi bak. mal değneği de olur.

meğerse öküzlükte çığır açıp izmir caddesi yazınca altındaki edirne'ye filan bakmadan mal gibi edirne izmir caddesini işaretlemişim...

yok navigasyonla aşkımız sürüyo halen. bi kere hata yaptım diye ayrılcak değil ya benden.