Ağaçlar Kendi Aralarında Gizliden Gizliye Nasıl İletişim Kuruyor?
Ağaçlar, köklerinde bulunan mantarlar ve çeşitli kimyasallar sayesinde birbirleriyle iletişim kurabilmekte, takas yapabilmekte ve hatta yeri geldiğinde savaşabilmekteymiş. Ağaçlara olan bakış açınızı yüz seksen derece değiştirip ufkunuzu katlayacak bu bilgiyi Sözlük yazarları detaylıca anlatmış.
Ağaçlar Kendi Aralarında Gizliden Gizliye Nasıl İletişim Kuruyor?
iStock


biz göremesek de toprağın altında ağaç kökleri aslında birbirlerini gizli gizli besliyor. bu köklerde bulunan mantarlar aracılığıyla birbirleriyle iletişime geçiyor ve bazen kendileri için tehlike sayılabilecek durumlardan(kuraklık, böcekler) birbirlerini haberdar ediyor, bazen birbirlerine kendi besinlerini yolluyor bazense birbirlerinden besin çalıyor.

mesela diyelim bir tane koca çınar etrafında küçük, yardıma muhtaç bir çınar gördü, hemen ihtiyaç duyabileceği şekeri gönderiyor ve bu minik fidanı hayata bağlıyor. bazen de çok yaşlı ağaçlar artık kendileri için pek de önemi kalmayan besinleri diğer ağaçlar faydalansın diye gönderiyor. 

tabii her şey böyle hep güllük gülistanlık değil

başta da ifade ettiğim gibi bazen ciddi bir rekabet hali de söz konusu olabiliyormuş. bazen herhangi bir paylaşım hali olmasa da bazı türler başka ağaçların besinlerini çalabiliyormuş. veya bir başka durum olaraksa zehirli kimyasallar salgılayıp diğer ağaçlara zarar verebiliyormuş.

ayrıca ağaçlar arasındaki bu iletişimi sağladıkları yol sadece mantarlarla sınırlı değilmiş. aynı zamanda feromonlar ve hava yolu iletişimi ile de birbirleriyle 'konuşabiliyorlar'.


daha kapsamlı bilgiler içinse şu veya şu faydalı okumalar olabilir.

demek ki neymiş, ağaçlar öyle çok da yabana atılacak canlılar değilmiş.

iletişim algımızda iki damar var

birincisi claude shannon'ın bilgi teorisi. alıcı-verici var. mesaj, içerik, gürültü. adamın telefon, telsiz ve antenler için geliştirdiği modeli aynen uygulamaya çalışıyoruz doğaya. ikincisi de aslında ta thomas reid'de bile olan, sonrasında peirce ve reinach tarafından biraz daha detaylandırılan ve son halini john searle, gilbert ryle, john austin ve hatta ludwig wittgenstein'da alan iletişimin pratik faydası, etkisi. gordon pask'ın iletişim teorisi bu iki anlayışın birleşimi mesela.

bunların hepsinin temelindeki problem, bilinçli nesneler varsayması. aralarındaki iletişimin farkında, iletişimi iletişmek için yapıyorlar. sistemi böyle tanımladığınızda da bitkiye, bakteriye, mantara ve bazen hayvana yer kalmıyor.

doğa iletişimdir. canlılar sürekli iletişirler. hem organizma içinde kocaman iletişim hatları vardır hem de organizmalar arasında. kökle yaprak sürekli iletişir. yapraktaki bir değişim kökteki bir şeyleri hemen etkiler. iletişimden anladığımız bilinçli şekilde gidip haber vermek olduğu için bunun iletişim olduğunun farkında değiliz. bitkinin varlığı, başarısı bu iletişime bağlı doğrudan.

bitkiler arasında da mecburen iletişim var. aynı kaynaklara yönelmiş canlılar bunlar. sadece o kaynakların miktarı ve değişimi bile birbirleriyle ilgili bilgi veriyor. aynı ve farklı türden bitkiler var etrafında. hepsiyle yakınlığı farklı. bir tanesinde böcek istilası başladığında, savaşmak için salgıladığı feromonlar etrafındakiler için uyarı sinyali oluyor. onlar erkenden önlem alıyorlar.

bu konularla ilgili güzel bir literatür oluşmaya başladı, arayan rahatlıkla ulaşır. onlarca kitap, binlerce makale. bitki öğrenmesi, bitki iletişimi, bitki hafızası, bitki algısı. bunların başındaki "bitki" kısmı fazlalık. öğrenme, iletişim, hafıza, algı... hepsi canlıların hepsinde bir ölçekte var mecburen. günde 300 litre su tüketen, 200 bin yapraklı, 10 bin dallı bir kayın ağacı olmak kolay geliyor bize. çok ayrıntılı iletişim sistemleri olmadan bu karmaşıklıkta yapılar mümkün değildir.

özetle, "ağaç iletişir mi" diye şaşırmadan önce ağaçla ilgili ne biliyoruz ve iletişimden ne anlıyoruz, bunları sorgulamamız lazım.

Bu içerik de ilginizi çekebilir