Alice Seeley Harris'in, Kızının Kesik El ve Ayağına Bakan Adamın Fotoğrafıyla Dünyayı Değiştirmesi
Zamanında kauçuk üretimi için Kongo'yu sömüren Belçika kralı II. Leopold'ün nasıl bir insanlık suçuna imza attığını ortaya çıkaran misyoner Alice Seeley Harris'in hikayesi, fotoğrafın nasıl bir güç olduğunun ilk defa anlaşıldığı hayret verici ve bir o kadar da üzücü bir öykü.

alice seeley harris, kurduğu sömürge imparatorluğuyla 10 milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan belçika kralı ikinci leopold'ün kongo'da yaptığı zulmü fotoğraflayarak bu insanlık suçunun tüm dünya tarafından öğrenilmesini sağlamış olan ingiliz misyonerdir.

alice harris'in dünyayı fotoğraflar aracılığıyla aydınlatması kitlesel iletişim ve medyanın gücünü ortaya koyan en çarpıcı örneklerdendir ve bir ilktir. ilk oluşuyla da dünyayı değiştirdiği söylenebilir.

alice harris 1870 somerset, ingiltere doğumlu. 1898'de john harris ile evlenir ve ardından birlikte misyoner olarak çalışacakları kongo'ya (congo free state) giderler

o dönem kauçuk görece yeni geliştirilmiş ve sanayinin gelişmesiyle müthiş talebi olan bir ürün. kongo ise milyarlarca kauçuk ağacını barındırmasıyla en büyük hammade sağlayıcı ülke konumunda. kauçuk ağaçlardan damla damla edinilen toplanması zahmetli bir madde. kongo'yu sömürgesi haline getirmiş olan leopold ii belçikası ise askerleriyle kongo yerlilerini köle gibi çalıştırmaktadır. çalıştırılan her yerli kendisine atanan günlük kotayı doldurmak zorundadır. kotayı doldurmayanın ölümle ya da işkenceyle karşı karşıya kalması işten bile değildir.

birgün alice harris'in bulunduğu yere elinde ağaç yapraklarına sarılı bir şeyle nsala isimli bir yerli gelir. nsala'nın elindeki yapraklar açıldığında içinden bir çocuğa ait kesik bir ayak ve bir el çıkar. o ayak ve el nsala'nın kızına aittir. anglo-belgian india rubber company (abir/abir congo company) bünyesinde yerlileri kontrol eden nöbetçiler nsala'nın köyüne saldırmış, eşini ve kızını az önce öldürmüştür. nsala bu zulmü anlatabilmek için alice'in yanına gelmiştir. bu korkunç tabloyu gören alice nsala'yı verandaya oturtur, önüne de kızının kesik ayağını ve elini koyar; ardından insanlık tarihinin en ünlü fotoğraflarından biri olacak olan o yürek parçalayan kareyi çeker.


dünyanın taşınabilir ilk fotoğraf makinelerinden biri olan kodak brownie'si ile alice harris, belçikalıların zulmünü belgeleyen onlarca fotoğraf çekmiştir. bu fotoğraflarda çocuk yetişkin demeden elleri ya da bacakları kesilmiş işkenceye uğramış onlarca kişi vardır. leopol ii'nin zulmü on beş yılda on milyondan fazla kongo yerlisinin canını almıştır. bacakları ya da kolları kesilenleri saymıyorum bile. ezcümle insanlık tarihinin en utanç verici, en acımasız dönemlerinden biridir alice harris'in tanık olduğu.

alice'in fotoğrafları dünyaya yayılır

the harris lantern slide show kampanyası ile avrupa ve abd'de duygu yüklü metinler eşliğinde insanlara ulaştırılan fotoğraflar dünya kamuoyunun ve politik çevrelerin dikkatini çekmeyi başarır. kongo'da olanlar bir şok etkisi yaratır. dünya çapında belki de ilk insan hakları kampanya ve girişimleri o dönem başlatılır.


ünlü yazar mark twain de kongo'da yaşananlara karşı harekete geçenlerdendir; twain bu konuda bildiriler kaleme alır o dönem. twain'in 1905'te basılan king leopold's soliloquy (soliloquy=monolog) isimli kitapçığı kongo'da ikinci leopold adına yapılanları konu edinir. kitapçık isminden de anlaşılabileceği üzere ikinci leopold'un ağzından yazılmış leopold'ün bir çeşit kendini "savunmasıdır". savunma derken aslında büyük yazar bu kitapçıkla leopold'ü sıkı bir şekilde eleştirmiştir. eleştirilenler arasında "congo free state"i ilk tanıyanlardan biri olan abd başkanı da vardır.


zira kitapçıkta şöyle cümleler vardır:

"they have told how i planned and prepared my establishment and selected my horde of officials -'pals' and 'pimps' of mine, 'unspeakable belgians' every one- and hoisted my flag, and 'took in' a president of the united states, and got him to be the first to recognize it and salute it." 

kitapçıkta leopold'ün fotoğraf makinesinden de "rüşvet yemeyen kodak" (incorruptible kodak) diye bahsettiği yani rüşvet verip susturamadığı tek şey olarak bahsettiği görülür. bu sözler o dönem yeni bir teknoloji olan fotoğraf makinesinin dünyayı geri dönülmez bir şekilde nasıl değiştireceğinin kanıtıdır adeta. fotoğraf makinesi kitlesel iletişim aracı olarak medyayı ve dünyayı değiştirecekti.

alice harris 1970'te yüz yaşındayken hayata gerçek bir kahraman olarak veda eder

kendisi insanlık tarihinin en utanç verici faaliyetlerinden birini dünyaya duyurarak insanlığa büyük bir iyilik yapmıştır. henüz 20. yüzyılın başında çektiği fotoğraflarla ve sömürünün işkencenin katliamın boyutlarını duyurmak için ortaya koyduğu çabayla insan hakları mücadelesinin güçlenmesine ve yayılmasına büyük bir destek olmuştur. yeterince tanınmaması ise biz insanların ayıbıdır.



alice harris fotoğraf koleksiyonundan birkaç örnek


alice harris ve kongolu çocuklar


kongolu işkence mağduru çocuklar 1


kongolu işkence mağduru çocuklar 2


Korkunç derecede sarsıcı bir fotoğrafla bitirelim

o belçika ki, 1960'lara kadar siyahları hayvanat bahçelerinde hayvan gibi sergilemiştir.

"Siyah bir kız, 1958'de Belçika'daki insan -hayvanat bahçesi- içerisinde sergileniyor. Beyazlar onu maymunmuşçasına muz ile beslemekte."

avrupa değerleri, azınlık hakları, özgürlük... 

kongo barbar, belçika çok medeni, he!

Bu içerik de ilginizi çekebilir