Alman Amiral Franz Von Hipper'ın Bir Emriyle Hitler'in İktidarına Giden Süreç
Hitler gibi acımasız bir politikacı nasıl bir siyasi ortamda sivrilip de liderliğe kadar yükseldi?
Alman Amiral Franz Von Hipper'ın Bir Emriyle Hitler'in İktidarına Giden Süreç


franz von hipper, 13 eylül 1863 doğmuş alman amiraldir. 1916 yılındaki jutland savaşı'nda alman kruvazörlerinin kumandanıydı. 1918 yılında verdiği bir emirle almanya'nın kaderi değişti. önce almanya'daki rejim yıkıldı. ve ardından hitler rejimine giden süreç başladı.

1918 yılının ortalarında almanya artık savaşı kaybettiğini anlamıştı

bundan sonra almanya adına yapılacak olan askeri hamleler daha fazla kayıptan başka bir şey getirmeyecekti. ancak alman komutanlar hırslıydı. hırsına yenik düşen komutanlardan birisi de amiral franz von hipper'di. von hipper'in planı ingiliz donanmasına karşı son bir hamle yapmaktı. alman donanması ne pahasına olursa olsun karşı saldıraya geçecekti. ancak bu hamle bizim tarihimizdeki "ya istiklal ya ölüm" hamlesiyle yalnızca isim benzerliği taşıyordu. çünkü savaş çoktan kaybedilmişti. yapılacak olan bu hamle "ya ölüm ya ölüm" hamlesinden başka bir şey değildi. adeta amaçsız bir intihar göreviydi. bunu almanya'daki herkes görüyordu. donanmadaki askerler de bunun farkındaydı. o yüzden amiral franz von hipper'in emrini dinlemediler. ve bulundukları gemilerde isyan başlattılar. isyan kısa sürdü. ancak bu isyan amiral hipper'in kararını değiştirerek donanmayı "kiel"e çekme kararı almasına yetmişti. dananın kuyruğu ise bu noktadan sonra kopacaktı.

gemiler kıyıya yanaşır yanaşmaz isyan eden askerlerden 47'si tutuklandı. sendikalar ise bu tutuklamaların haksız olduğunu söyleyerek, tutuklanan askerlerin derhal serbest bırakılmasını istedi. ancak bu istekleri kabul görmedi. bunun üzerine sendikalar halkı kitlesel bir gösteriye çağırdı. çağrıya uyan halk 3 kasım 1918 tarihinde üzerinde "barış ve ekmek" yazan pankartlarla beraber yürüyüşe geçti. bunun üzerine kolluk kuvvetleri halkın üzerine ateş açtı. ve yedi alman vatandaşı öldü. bu tepkilerin daha da şiddetlenmesine yol açtı. almanya'nın dört bir yanında içinde askerlerin ve polislerin de olduğu kitlesel bir isyan başladı. istekleri savaşın sona erdirilmesi ve kayzer'in tahttan inmesiydi.

Kayzer Wilhelm

o sırada almanya eyaletleri hala ufak tefek krallıklar tarafından yönetiliyordu. can ve mal güvenliklerinden endişe eden bu kraliyet aileleri de kendi haklarından feragat ettiler. ancak kayzer bunu kesinlikle reddetti. işler kızışıyordu. bu ayaklanmanın bir iç savaşa ve komünist bir devrime yol açabilme ihtimali vardı. en büyük endişeyi ise sosyal demokrat parti'nin lideri friedrich ebert taşıyordu. kayzer ise olaylar karşısında son derece etkisizdi.

tahtından feragat etmeyen kayzer'e karşı hamle liberal kanattan geldi

reichstag şansölyesi prens max von baden duruma el koydu. ve bir telgraf çekerek kayzer'in tahtı bıraktığını açıkladı. bunun üzerine durumu daha fazla kontrol edemeyeceğini anlayan kayzer süratle hollanda'ya kaçtı. ancak bu noktadan sonra da sular pek durulmadı.

Prens Max Von Baden

ebert'in de desteğini alan prens max von baden, başkanlığını kendisinin yaptığı bir hükümet kurdu. bu hükümet demokrat parti, sosyal demokrat parti ve katolik merkez parti'den oluşuyordu. bu koalisyonun adı siyah kırmızı sarı koalisyonuydu. adını 1848 devriminin bayrağının renklerinden almıştı. amaçları ise almanya'da rus devrimine benzer bir komünist devrim olmasını engellemek ve parlamenter sisteme geçiş yapmaktı. ancak işler oldukça karışıktı. almanya bağımsız sosyal demokrat partisi ve spartaküs birliği hızla örgütleniyordu. büyük bir devrimci hareket başlamıştı. durumu kontrol altına almak isteyen ebert ilk önce baden'in istifasını istedi. ve 9 kasım 1918 tarihinde cumhuriyeti ilan etti. ve kendisi şansölye oldu. ebert oldukça kaygılıydı. komünizmin hızla yayıldığını ve halk arasında da oldukça karşılık bulduğunu görmüştü.

o sırada rus devriminin de vermiş olduğu özgüvenle 1919'un hemen başında kurulan alman komünist partisi ise hızla taraftar topluyordu. artık silahlanmışlardı. ve almanya'nın birçok bölgesinde ayaklanmalar oluyordu. ancak ebert de oldukça acımasızdı. genelkurmay başkanı hindenburg'la gizli bir anlaşma yaptı. ve savunma bakanı noske'yi her ne pahasına olursa olsun ayaklanmaları bastırmakla görevlendirdi. noske de kendisine verilen bu görevi oldukça kanlı bir şekilde yerine getirdi. 15 ocak 1919'da spartaküs birliğinin önemli isimlerinden karl liebknecht ve rosa luxemburg öldürüldü.

siyah kırmızı sarı koalisyonu 19 ocak 1919'da yapılan seçimleri ezici bir çoğunlukla kazandı. ve ebert yeni bir hükümet kurdu. ancak bunu berlin'de değil weimar'da yaptı. böylece weimar cumhuriyeti kurulmuş oldu. kurucu meclis ebert'i cumhurbaşkanlığına, scheidemann'ı ise başbakanlığa getirdi. ancak scheidmann başbakanlıkta uzun kalamadı. özellikle versay antlaşmasıyla dayatılan "savaş suçu" maddesi kabul edilebilir bir madde değildi. ve bu antlaşma halktan da büyük bir tepki alıyordu. scheidmann baskılara daha fazla dayanamadı. antlaşmayı imzalamadı. ve ardından istifa etti. yerine sosyal demokrat gustav bauer geldi. ve antlaşmayı imzaladı. bu tarihten sonra almanya için işler iyice zorlaştı. savaş tazminatları ve yüksek enflasyon weimar cumhuriyeti'nin belini kırdı. 1921-1922 tarihleri arasında alman markı dolar karşısında eridi gitti. 1 dolar 60 mark'ken, bir yıl sonra 1 dolar 8 bin mark oldu. ebert ise 1925 yılında öldü. geriye siyasi ve ekonomik bir istikrarsızlık bıraktı. 

ve bu kaos ortamında bir kişi sivrilmeyi başaracaktı: hitler

sonuçta amiral von hipper kaybedilen bir savaşta verdiği saldırı emri nedeniyle donanmada bir isyan çıkmasına neden oldu. isyan neticesinde onlarca asker tutuklandı. bu tutuklamalar vicdanları rahatsız etti. askerlerin salıverilmesi için sendikaların liderliğinde bir halk ayaklanması başladı. komünist devrim için zaten hazırda bekleyen bir kitle vardı. onlar için de bu ayaklanma bulunmaz bir fırsattı. sonuçta halk kayzer'in istifasını istedi. ve ayaklanmaları bastıramayan kayzer soluğu hollanda'da aldı. komünist devrimden korkan ebert iktidarı ele geçirdi ve cumhuriyeti kurdu. ondan sonra da olaylar çorap söküğü gibi gelişti. amiral hipper'in verdiği bir emir adeta kelebek etkisi yarattı. o emir verilmemiş olsa ve bir halk ayaklanması meydana gelmese muhtemelen kayzer görevde kalacaktı. hitler'in kafası daha küçükken ezilecek ve belki de 2. dünya savaşı hiç çıkmayacaktı.

İlkokulda Hitler ile Aynı Sınıfta Okuyan Büyük Filozof: Ludwig Wittgenstein