Almanların En Çok Gurur Duyduğu Yazar Johann Wolfgang von Goethe'den Alıntılar
1749-1832 yılları arasında yaşamış olan Johann Wolfgang von Goethe, şüphesiz ki Almanların en çok gururlandığı yazarların başında geliyor.

"akılsızlar, hırsızların en zararlılarıdır. zamanınızı ve neşenizi çalarlar."

"insan bir şeyi sevmedikçe onu anlamayı öğrenemez."

"kişinin başına gelebilecek en kötü şey yapayalnız kalmak değil; yapayalnız hissetmesine neden olacak insanlarla birlikte yaşamaktır."

"bir insan yirmi yaşında genç değilse, kırkında nasıl olsun?"

"bir erkek, eğer dünyada kendinden başka erkek olmasaydı, bir başka erkek daha yaratırdı; oysa aynı durumda bir kadın, kendi hemcinsinden bir tane daha yaratmayı bir an olsun bile düşünmeden sonsuza dek yaşayabilir."

"yetenek, sükunet içinde ortaya çıkar; karakter ise dünyanın fırtınaları içinde."

"eğer tanrı başka türlü olmamı isteseydi, beni başka türlü yaratırdı."

"insanın kendini adamasından önce duraksama, geriye çekilme olasılığı ve sonuçsuzluk vardır. tüm insiyatif ve yaratıcılık eylemlerinde, gözardı edilmesi sayısız fikri ve mükemmel planı yok edecek olan temel bir gerçek bulunmaktadır. insanın kendini tamamen adadığı an, ilahi takdir de harekete geçer. gerçekleşen her şey, başka türlü gerçekleşmeyecek bir şeyin olmasına yardım eder... düşlediğiniz her şeyi yapabilirsiniz... yola hemen koyulun!"

"insan kendini yalnızca insanda tanır."

"isteklerimiz, içimizde yatan yeteneklerimizin bir elçisidir"

"hiçbir şey çoğunluktan daha mide bulandırıcı değildir; çünkü birkaç gürbüz öncüden, kendilerini onlara uyduran üçkağıtçılardan, kendilerini onlara benzetmeye çalışan zayıf insanlardan ve ne istediklerini hiç bilmeksizin arkalarında dolanan yığınlardan oluşur."

"etkili olamıyorsun, her şey ruhsuz kalıyor
kendini üzme!
bataklığa düşen taş
dalgalar oluşturmaz."

"tanrım, bu mudur insanların yazgısı? ya henüz akıl sahibi değilken ya da akıllarını yitirdikten sonra mı mutlu olacaklar ancak?"

''daha az konuşup daha çok çizmeliyiz. kişisel olarak konuşmayı tamamen reddetmeyi ve tıpkı organik doğanın yaptığı gibi söyleyeceğim her şeyi çizimlerle ifade etmeyi isterdim. şu incir ağacı, şu küçük yılan, pencere pervazımdaki sessizce geleceğini bekleyen koza, bunların hepsi önemli işaretlerdir. bunların anlamlarını doğru olarak çözmeyi başarabilen bir insan kısa süre sonra yazılı veya sözlü kelamdan tamamen vazgeçebilecek duruma gelecektir. üzerine düşündükçe, konuşmada öylesine boş, bayağı ve hatta(söylemeye kışkırtılıyorum) züppece bir şey buluyorum; sanki insan doğanın ciddiyeti ve suskunluğu karşısında, yalnız bir kayanın karşısında veya yaşlı tepelerin ıssızlığı içinde hissettiği türden bir dehşet yaşamaktadır!''

"aşkım için herşeyden vazgeçerim, fakat özgürlüğüm için aşkımdan da vazgeçerim."

"konuşmak ihtiyaç olabilir ama susmak bir sanattır."