Anadolu'nun En Köklü Yerleşim Yerlerinden Kayseri'nin Tarihi

Kayseri, Anadolu'nun en tarihi yerlerinden biri olmasına rağmen maalesef turizm açısından pek gelişmiş değil. Yemekleriyle öne çıkan bu şehrin tarihi dopdolu.
Anadolu'nun En Köklü Yerleşim Yerlerinden Kayseri'nin Tarihi

mazaka ya da mazakka ismiyle hititler döneminde kurulduğu tahmin edilen kentin, ilk isim değişikliği persler'in bölgeyi fethetmesiyle gerçekleşiyor ve şehir, persler'in sart'tan şuşa'ya giden büyük pers yolu'nun kapadokya yöresindeki en önemli geçiş noktalarından birine dönüşüyor. büyük iskender tarafından fethedildikten sonra ciddi bir helen etkisine giren kentin ismi de o dönemi takiben kenti kapadokya krallığı'nın başkenti ilan edip daha sonra ciddi şekilde imar eden eusebios'ın ismiyle anılmaya başlanıyor.

yeni ismiyle eusebia, selefkiler, romalılar ve ptolemaios hanedanı (mısır) arasındaki savaşlarda defalarca el değiştirdikten sonra jül sezar tarafından mö 48 yılında fethedilir ve yeniden özerk kapadokya krallığı yönetimine girer. milattan sonra 17 yılında tiberius tarafından roma imparatorluğu'nun geniş topraklarına dahil edilen kentin ismi, tiberius'un manevi babasına * duyduğu saygının anısına caesarea olarak değiştirilir. roma döneminde, bilinenin aksine, c harfi k şeklinde okunduğundan kentin günümüzdeki isminin temelleri atılmış olur (keyzariya).

yaklaşık iki yüz yıl kadar savaşlardan uzak seyreden kent, anadolu'daki en önemli ticari merkezlerden biri haline gelir ve imparatorluğun doğusundaki en büyük kentlerden birine dönüşür. ünlü tarihçi cassius dio'ya göre ms 200 civarında kentin nüfusu 450,000 civarındadır.


ms 260 yılında imparator valerianus ile persler'in yerini alan sasaniler'in kralı birinci şapur arasında çok ciddi ve kanlı bir savaşa sahne olan kent, sasani zaferi sonrası adeta paramparça olur. tahminen 1 ay kadar süren yangınlar ve sasani ordusunun bitmek bilmeyen yağmalamaları sonucu nüfusu 12,000'e kadar geriler ve yaklaşık 100 yıl kadar adeta eski halinin karanlık bir gölgesi olarak kalır. şehrin 1. constantinus döneminde geri alınmasıyla beraber, şehir doğu roma imparatorluğu'nun iznik ile beraber dini merkezine dönüşür. erken dönem hristiyanlık'ta önemli roller oynamış pek çok din adamına ev sahipliği yapan şehir, yaklaşık 300 yıl daha imparatorluğun kontrolünde kaldıktan sonra ms 647'de muaviye tarafından fethedilerek araplar'ın himayesine girer. ancak bu dönem çok uzun sürmez ve şehir 662'de yeniden bizans topraklarına katılır. araplar, şehre al-kaisariyah ismini verirler bu arada.

eski önemini yitirmiş görünse de dini bir merkez olarak kalmaya devam eden şehir, araplar tarafından iki kez daha kuşatılsa da 701 ve 715'teki bu kuşatmalar başarısızlıkla sonuçlanır.

şehrin ikinci büyük yıkımıysa alp arslan yönetimindeki selçuklu ordusunun şehri 1067 yılında tarumar etmesiyle gerçekleşir. şehirdeki hasar o kadar büyüktür ki yaklaşık 40 yıl boyunca kent tamamen bomboş kalır ve çürümeye terk edilir. haçlı seferleri ile beraber tamamen tarih sahnesinden silinme noktasına gelen ve bizans döneminde yapılmış olan aziz vasil katedrali'nin de yıkılmasıyla dini önemini de yitiren kent, bölgenin kontrolünü sağlayan danişmendliler beyliği tarafından 1120'li yıllarda yeniden inşa edilmeye başlanır. 12'nci yüzyılın ikinci yarısında, bölgeyi tamamen kontrolü altına alan anadolu selçukluları şehri bizans ile yürütülecek savaşa önemli bir askeri merkez olacak şekilde yeniden düzenler ve tarihi net bilinmese de 1200'lü yılların başında kenti ülkenin ikinci başkenti olarak ilan eder. bu arada şehrin türk kontrolüne girmesi sonucu ismi önce kayseriye, sonra da kayseri olarak değişmiş, günümüzdeki halini takriben 1200'lü yılların ortalarına doğru almıştır.

moğol istilası sonrasında bizans döneminden kalma geniş ve yüksek duvarlarının içerisinde eretna devleti tarafından iyice geliştirilen kent, 1450 civarında yeniden 300,000 civarında bir nüfusa ulaşmış ve osmanlı topraklarındaki edirne ve bursa ile beraber bölgenin en büyük kentlerinden birine dönüşmüştür. hatırlatmak gerekir ki, bu dönem konstantinapolis'in nüfusu yaklaşık 40,000 civarındadır ve tüm gücünü yitiren bizans'tan avrupa'ya ve osmanlı'ya kaçan yüzbinler yüzünden adeta hayalet bir şehre dönüşmüştür.

yavuz sultan selim'in doğu seferindeki ilk hedeflerden biri olan kent, 1515 yılında osmanlı topraklarına katılmış ve eski önemine bir daha hiç sahip olamasa da günümüze dek anadolu'nun en büyük 7-8 kentinden biri olarak kalmayı sürdürmüştür.

Kayseri Ağzına Has Pek Alışılmadık Deyişlerin Anlamları