Antik Yunan Felsefesini "Sıkıcı" Şeklinde Yaftalamak Yerine Neden Hakkıyla Öğrenmeliyiz?
MÖ 700'lü yıllardan başlayıp M.S. 500'lü yıllara, yani Orta Çağ'a kadar uzanan tarihsel dönemdeki felsefe tarihini kapsayan Antik Yunan Felsefesi günümüz insanına sıkıcı gelebilir ancak işin temelini basitçe öğrenmek bu bakışı değiştirecek güçte.
Antik Yunan Felsefesini "Sıkıcı" Şeklinde Yaftalamak Yerine Neden Hakkıyla Öğrenmeliyiz?


antik yunan felsefesinin leş gibi ve sıkıcı olması, felsefeden muhtemelen anlamayanların düşüncesidir

antik yunan felsefesi dediğimiz zaten günümüz felsefesinin temelidir. hatta belki de felsefe tarihi, ana hatlarıyla iki görüşün mücadelesidir. 

idealizm, soyut yani platon ve materyalizm, somut yani aristoteles çağlar boyunca felsefenin iki temel görüşünü yansıtır. 

pythagoras'dan (pisagor) platon'a geçen düşünceler şu an dinlerin temel ideolojik düşüncesini neredeyse birebir alır. hele ki hristiyan inancı... bugün gazali ekolü dışında kalan (ki o da olabilir belki) tüm müslüman felsefeciler neredeyse antik yunan felsefesinden beslenmiştir. ki aristoyu falan batıya yeniden hatırlatanlar müslüman felsefecilerdir. 

günümüzde, materyalizm felsefesinin temelinde herakleitos'tan bir şeyler olmadığını düşünmek saçmalıktır. hegel, marx, rousseau, nietzsche gibi filozofların görüşlerini buralardan bulmak mümkündür.

hadi felsefe zaten saçma dersen (ki ona da iki çift lafımız olur) belki tutarlı olur ama antik yunan felsefesine leş demek ilginçtir.


peki cidden bu dönemin felsefesi sıkıcı mı?

paralel evrenler hiç ilgini çekiyor mu? hani o belgesellerde izlediklerin? veya ilgi alanına tasavvuf mu giriyor? yaratıcı bu dünyanın bir parçası mı yoksa ondan ayrı bir varlık mı ? ölümden sonra bir hayat var mı? yeniden başka bir vücutla dünyaya gelir miyiz? neden bu dünyaya geldik? bizi biz yapan öz nedir? sayılar sadece bir hesaplama aracı mı yoksa kozmik bir gizemin temel taşı mı? fizik yasaları nasıl oluştu? atom dediğimiz kavrama insanlık nasıl ulaştı? ahlak göreceli mi? bu dünyanın bir amacı var mı, yoksa hiçlik mi aslında yaşamımız? bilgiye nasıl ulaşabiliriz? madde yoktan var olur mu? adalet nedir? etik nedir? biri bize kötülük yaparsa ona iyilik yapmalı mıyız? sanat nedir? tiyatroda temel kurallar nedir? sadece bir ülkenin mi yoksa evrensel bir düzenin mi vatandaşı olmalıyız? mutlu olmak için ne yapmalıyız? ölümden korkmalı mıyız?

bu kavramlar ilgimizi çekmiyor olabilir tabi.

müzik aleti çalmaktan zevk alırım diyorsun ya, oktavları gamları notaları da bulan bu filozoflar. ki bunları bulan pythagoras (pisagor) zevk olsun diye değil bizzat kendi felsefi görüşünü desteklemek için buldu günümüzde de kullandığımız müzik sistemini.

peki aşk acısı çekerken o bize acı veren şiirler var ya... ya da bugün sinemada komedi filmi izlerken gülmekten ölüyoruz ya... işte onların temelini başta aristo olmak üzere antik yunan felsefecileri buldu. 

sonuçta ne antik yunan ne de geri kalan felsefe sıkıcı değildir. onu sıkıcı anlatan, leş gibi yansıtanlardır sorun.

düşünmek güzeldir...

niçin antik yunan tarihini öğrenmeliyiz?

Prof. Donald Kagan'ın notlarının Doç. Dr. Zeynep Çizmeli Öğün ve Dr. Elif Denel tarafından çevirisi.

Seslendirme: Murat Ateş