Aseksüel Birinin Gözünden Birçok İnsanın Hayret Ettiği Cinsel Yönelim: Aseksüellik
Aseksüelliği kısaca cinselliğe yönelik ilginin olmaması hali olarak tanımlayabiliriz. Peki aseksüeller nasıl hissediyor, aseksüel olmak nasıl bir şey? Bizzat bu cinsel yönelime sahip bir Ekşi Sözlük yazarı anlatıyor.
Aseksüel Birinin Gözünden Birçok İnsanın Hayret Ettiği Cinsel Yönelim: Aseksüellik
iStock

öncelikle sizin için bunu anlamanın ne kadar zor olduğunu biliyorum

büyük bir çoğunluğunuz için cinselliğin hayatınızın merkezinde olduğunu anlamaya çalışıyor, bu yüzden aseksüelliğin kulağa nasıl da imkansız geldiğini tahmin edebiliyorum. bizim çok mükemmel bir zevkten mahrum kaldığımızı "ay yazık size" şeklindeki düşüncelerinizi de biliyorum. lütfen okuyun ve bizim varlığımızı imkansız şeklinde nitelemeyin. çünkü biz, siz ne düşünürseniz düşünün varız. ve iyi bir seks bizi sihirli bir biçimde seksüel bireylere çevirmeyecek. bunca zamandır sizin hikayelerinizi dinledik. belki şimdi bizim dinlenilme vaktimizdir. aseksüellik ile ilgili başlıklara baktım. aseksüelliğin geçtiği entrylere denk geldim. hastalık olarak düşünenler mi ararsınız, aşağılayıp "o zaman aseksüel ol" yaklaşımında olanlar mı ararsınız. her çeşidi var. tam da bu sebeplerden dolayı yazılıyor bu yazı.

aseksüel birey hiçbir cinse ve cinsel faaliyete ilgi duymaz

aseksüel insanlar, diğerleri gibi duygusal gereksinimlere sahiptir ve aynı zamanda samimi ilişkiler kurabilirler. cinsellikten uzak olmamız katı ve duygusuz insanlar olduğumuz anlamına gelmez. dünya üzerinde aseksüellerin oranının %1 olduğu düşünülüyor. yüzde birden bahsediyoruz. demek ki o kadar da az değiliz. yüz kişiden biri aseksüel ise herkesin tanıdığı birkaç aseksüel olmalı. ama neredeler bilmiyorum. muhtemelen toplum korkusu onları saklanmaya itiyor.

bir de aseksüellik genelde yapılanın aksine eşcinsellikle karıştırılmamalı, çünkü heteroseksüellikten de homoseksüellikten de apayrı bir şey. toplum, örneğin kadınlarla ilgilenmeyen erkekleri gay olarak nitelendiriyor. böyle durumlar yaşamış insanlarla konuştum. yanılıyor olabilirsiniz. belki de sadece aseksüellerdir.

genelde doğuştan aseksüel olunur. sonradan herhangi bir travma, cinsel taciz gibi durumlarla aseksüel olunmaz. yani öyle iki aydır ilişkim yok aseksüelim ben değil. ya da küçükken filan bir travmatik durum yaşamıştır. kesin o yüzden aseksüel bu, da değil.

abd'de 2001 yılında david jay'in kurduğu aven adında bir aseksüel örgütü var. açılımı da asexual visibility and education network. bu örgüt aseksüel farkındalığı sağlamaya çalışıyor. broşürler dağıtıyor. zaten dünyaya; biz de varız, aseksüeliz biz uleyn diye haykıran ilk abi de, işte bu david abi. bu aven'in bir de türkiye versiyonu aseksuel.com var. ama o neredeyse hiç aktif değil. biz de arada bu sitelerdeki forumlarda konuşup; lanet olsun hetero-ataerkil düzen, lanet olsun heteronormativite nidalarıyla dünyadaki herkesi aseksüelleştirip kendi şanlı dünya birliğimizi kurma gibi şeytani planlar ortaya atıyoruz. şaka yapıyorum. sadece dertleşip bir miktar da "dostum bunların derdi ne ha? lanet olsun neden bizi olduğumuz gibi kabul etmemekte ısrar ediyorlar?" deniliyor o kadar.

tesla, salvador dali, newton, kant, emily bronte ve nader gibi insanlar da aseksüel ünlülere örnek gösteriliyor. ne kadar doğru bilemem. hatta yanlış hatırlamıyorsam tesla kadınlarla yan yana olmaya bile dayanamıyormuş. tabii onunki aşırı. biz sıradan aseksüeller "karşı cins gördüm. tanrımmm şu an bütün yaşama sevincim yok oldu!!" diye düşünmüyoruz tabii ki. diğer insanlar gibi daha arkadaş canlı olanlarımız var daha içine kapanıklarımız da. üstelik karşı cinsle arkadaşlık bizim için tabu değil.

gelelim bana

hiçbir zaman cinsel çekim hissetmedim. tiksindirici ve bana çok uzak geliyor cinsel ilişkiler. seks benim için, içgüdülerin yönettiği anlamsız bir takım sıvı alışverişinden öte değil. ama birçok aseksüel gibi seks-pozitif bir insanım. hiçbirinizi cinsel yönelim ve isteklerinizden dolayı eleştirmiyor, aşağılamıyorum. ve evet doğuştan bir aseksüelim.

insanlara aseksüel olduğumu söylediğimde çoğunlukla anlamıyorlar. aslında insanlara anlatmakla uzun uzadıya uğraşmamak için gerekli olmadıkça anlatmıyorum fakat nasıl oluyorsa konu dönüp dolaşıp ilişkilere geliyor. birine ilk kes insanlar uzaylıymışım diye bakıyor. çünkü aseksüelliği hayatında ilk kez benden duyuyor insanlar, dolayısıyla da kavrayamıyorlar.

birçoğuna göre bu, henüz doğru kişiyi bulamayışımla alakalı. yakın arkadaşlarım bile bu düşüncede. eh gerisini siz düşünün. sanırım kavrayabilmeleri için en az 50 yaşıma gelmem lazım. 

anlata anlata dilimde tüy bitti. ısrarla aseksüel olmayı seçtiğini düşünenler için tekrarlıyorum. hayatımın hiçbir anında oturup "hmmm aseksüel olayım bence bu çok havalı" demedim. yalvarıyorum söyleyin bana "acaba cinsel yönelimim ne olsa" deyip de sonra heterolukta mı karar kıldınız?

aseksüellik nedir, ne değildir, ben neden böyleyim diye anlamaya çalıştığım bir dönem oldu. bu dönemde çokça, aseksüelliğimden ötürü hiçbir rahatsızlık hissetmeyişime rağmen, bolca sorguladım. dolayısıyla da aseksüel insanlarla tanışma fırsatım oldu.

buna bağlı olarak konuştuğum tüm aseksüellerin, ace* olduklarını saklama eğiliminde olduklarını söylemeliyim. insanlar toplumdan soyutlanıp celibate (üzgünüm dilimizde tam karşılığı yok. dinsel nedenlerle cinselliği reddeden olarak çevrilebilir) olarak anılmak istemiyor. anladığım kadarıyla çoğu aileme nasıl söylesem diye kara kara düşünüyor.

ben değil. her zaman aileme evlenmeyeceğimi, sevgili filan istemediğimi söylerdim. devam da ediyorum. bu yüzden oturup konuşacak bir durum olmadı. bizimkiler de zaten aman boş ver önce kariyer sonra ilişki düşüncesindeler, bu yüzden şimdilik sorun olmuyor. ama bir 5-10 yıl sonra evlen çoluk çocuğa karış da diyebilirler, bilemedim. anlayacağınız bu konuda bir çekincem-korkum yok.

konu bir şekilde açılıp da hoşlandığım biri ya sevgilim sorulduğunda "aseksüelim ben gardaş" diyorum. yanlış anlamalara mâni olmak için akabinde "anlamını biliyor musun?" sorusunu yöneltiyorum. (çoğu insan bilmiyor da) açıklamamdan sonra birçoğu bunun geçici bir his olduğunu söylüyor. doğru insanı bulunca fikrim değişecekmiş. nerdesin eyy doğru insan? ailecek gözümüz yollarda kaldı.

ee hayde doğru insanı buldum diyelim. sevdim, acayip çok ortak yönümüz. ruh öküzüm. eheemm, pardon ruh ikiziydi o. eee? sonra ne olacak? cidden yani. aseksüel olmayan hiçbir birey aseksüel yaşamı kabullenmez. eder misiniz? yoo. kaldı ki mükemmel olma takıntısıyla kendimi mahveden bir insanım ben. (hani şu, ayy şekerim ben çok mükemmelliyetçiyim, olayı değil. hastalık düzeyinde benimki) bir partner arayışında olmuş olsaydım da birçok kriterim olurdu. "zeki olsun, bilgili olsun, yetenekli olsun, entelektüel olsun, falan filan" şartlarını karşılayan; üzerine de aseksüel olan bir insan bulma ihtimalim yolda yürürken kocaman bir mücevher bulma ihtimalimle eşdeğer. yo, yooo, durun orada "aaa demek tüm aseksüeller mükemmeli aradıkları için ilişki istemiyorlar, anladııım" demeyin. bu benim kişisel özelliğim. lafı açılmışken, ne menem şeydir bu mükemmelliyetçilik şeysi. bir iki güzel getirisi yok değil ama, böyle içten içten sinsice fısıldar. memnuniyetsizce dolandırır adamı. neyse şimdi konumuz bu değil. onu da başka zaman anlatırım, söz.

"denemeden nasıl karar verebiliyorsun"cu sevgili insancıklara "sen şimdi hetero bir bireysin değil mi? peki hemcinsinle cinsel ilişkiye girer misin?" işte bu noktada salondan itiraz sesleri yükseliyor. girmezler. neden? çünkü bu tiksindirici. aksini bile düşünemezler çünkü. haah! biz de aynı şeyleri hissediyoruz işte. demek ki neymiş cinsel ilişki olmaksızın hangi cinse ilgi duyduğunu, ya da duymadığını birey anlayabilirmiş. ayrıca "doktora gidin " demeyin. çünkü biz hasta değiliz. tekrar söylüyorum: aseksüellik hastalık de-ğil.

biliyorum içinizde birsürü insan var "bu zevkten mahrum kalıyorsunuz. üzüldüm size. çok şey kaybediyorsunuz" diye düşünen. ayy kıyamam. üzüldün mü gerçekten? o zaman ben de sana üzüldüm. belki de kendi cinsiyetinden biriyle cinsel ilişki yaşamayarak sen de çok şey kaybediyorsun. bunu söyleyen insanlar gerçekten var. 

üzülüyorlarmış peh. ben de sana üzülüyorum uçkurundan başka bir şey düşünemiyorsun, empati yoksunusun, yaşamadığın bir şeyi anlama çaban yok. üzülüyormuş. bak sen. ---buraya bir ara edit koymak istiyorum. niyetim kesinlikle heteroseksüel insanları eleştirmek değil. zaten haddime de değil eleştirmek, yaşamadığım bir şey üzerinde ahkam kesmek. benim kızdığım aseksüelliği yerme düşüncesi taşıyan ve aseksüel insanlarla ilgili çeşitli fantezileri olan insanlar. inanmasınlar çok sorun değil ancak bu denli aşağılayıcı bir tavır takınmaları ciddi manada rahatsızlık verici.---

yaşlı teyze olaylarına değinmek istemiyorum bile. onlar ben de eskiden ben evlenmem derdim ekolündenler. "öyle bir ekol mü varmış?" demeyin. anladığım kadarıyla istisnasız tüm yaşlı teyzeler bu ekolden geliyor. inanmıyorsanız deneyin. "ah gençken ben de evlenmem diyordum da sonra kendim kocaya kaçtım" komik misiniz? "ben sana o zaman hatırlatırım" deyişleri beni benden alıyor. :)) sırf yaşlı teyzeyle kalsa da iyi, "bu hepimizden önce gitçek"çi yaşıtlarıma da buradan bir selamı borç bilirim. haa lafı açılmışken; benim için çeşitli evlilik-sevgililik senaryoları kurmaktan sapıkça bir zevk aldığınızı biliyorum çevremdeki bilimum aile üyesi, arkadaş, eş dost çetesi. daha kaç milyon defa söylemem gerekiyor? kişi cinsel istekleri olduğu halde aseksüel bir yaşam sürmeyi tercih ederse bu bir tercihtir. ama cinsel ilişkileri kendine uzak bulma yani aseksüellik, doğuştan gelir. ben anlatmaktan bıktım siz anlamamaktan bıkmadınız. ne diyeyim, size okul-iş-evlilik-çocuk sıralamasında başarılar.

ben aseksüel olduğum için kendimi şanslı addediyorum. cinsellik gibi bir olgunun hayatımda olmayışının beni daha özgür kıldığı, daha fazla alanla uğraş imkanı verdiği görüşündeyim. vallaha bak. amaaan yemişim sevgilisini de evliliğini de diyorum. sonracığıma bazı güdülerden kurtulmuşuz. vücudumuz bizim kontrolümüzde olmayan şeyler yapmıyor.

dünya siyah ve beyazdan ibaret değil. nitekim aseksüellik bile kendi içerisinde kollara ayrılır 

aseksüelliğin sembolündeki renk geçiş skalası da zaten cinsiyet kavramının iki ucu sivri ok olmayışını gösterir. yani bazı aseksüeller aşık bile olur. hani aseksüellerin romantik hisleri olmuyordu yhaaa demeyin. onu da açıklayacağım. az sabrediverin. dedim ya bazıları aşık oluyor. ama aşk anlayışı sarılıp uyuyayım. ömrümü onunla geçireyim ile sınırlı.

aromantik: tüm cinslere yönelik romantik çekim eksikliği (doğruluğu tartışılıyor ama safkan aseksüel olarak da biliniyorlar.

heteroromantik: karşı cinse yönelik romantik çekim.

biromantik: hem erkeklere hem kadınlara yönelik romantik çekim.

homoromantik: kendisi ile aynı cinsiyetten olan kişilere romantik çekim.

panromantik : her cinsiyetten olan kişiye duyulan romantik çekim.

gray-a : ya da gri seksüel (gri romantik) : ara sıra seksüel çekim hissedenler için kullanılan bir terim. adından da anlaşılabileceği gibi gri bölgede bulunurlar. (aseksüellikleri tartışmalıdır.)

demiromantik veya demiseksüel: sadece aşık oldukları insanlara cinsel çekim duyumsar bu grup. (bu grubun da aseksüelliği tartışmalıdır. )

ne cins şeyleri varmış bu aseksüellerin, şeklinde düşünceler geçiyordur aklınızdan. geçmesin. çünkü bu bahsettiğim romantik spektrum tam olarak aseksüellere özel değil. heteroseksüel biri homoromantik olabiliyor. ya da tersi homoseksüel biri de heteroromantik olabiliyor. mesela geçen aven'de bir adama denk gelmiştim. homoseksüelmiş. ama duygusal anlamda kadınları hoş buluyormuş. yani cinsel çekimi erkeklere hissederken, kadınlara aşık oluyor. adam da sonunda yemişim cinselliğini, benim sevgiye ihtiyacım var sanırım diye acaba heteroromantik aseksüellerle duygusal bir ilişkim olabilir mi diye fikir danışıyordu millete.

ancak benim de arada kaldığım bir nokta var. birine karşı romantik hislerimin olup olmayacağını tam olarak bilemiyorum. tabii bu romantik hislerden kastım tamamen seksten arınmış hisler. şimdilerde aşık olma hayalleri, ömrümü biriyle geçirme düşleri kesinlikle kurmuyorum. zaten biraz da özgür ruhlu bir insan olduğum için bir partnerin beni kısıtlama düşüncesi de canımı sıkıyor. "acaba birgün sıkılır mıyım yalnızlıktan?" diye düşünüyorum zaman zaman. arkadaşlarımı çok seviyorum. bir de ben birini sevdim mi tam severim. yani karşımdaki bu sevgiyi iliklerine kadar hisseder. sımsıkı sarılmak isterim. habire sarılarak bıktırırım hatta. ancak ben bu arkadaşça sevginin hangi noktadan sonra romantik his olup olmadığını nereden bilebilirim ki? "sıradan" biri için, aşk=yoğun sevgi+cinsel istek iken; romantik aseksüel biri için, aşk=yoğun sevgi gibi bir denklem var. eee yoğun sevgiyi anneme de duyarım kardeşime de arkadaşıma da. tam da burada durumlar karışıyor.

şimdi aromantik hissettiğimi söyleyebilirim. sonradan aşık olur muyum? sanmıyorum. çünkü şimdiye kadar ''hoşlanma'' bile yaşamadım sanırım. bazı kişileri fiziksel olarak beğeniyorum, evet. ama sanırım bu estetiksel bir beğeni. yani bir tabloyu beğenmenizle, onu satın alma isteğinizle benzer. aynı şekilde bir kadına da ''aman tanrım ne kadar da güzel'' hissiyle uzunca bakabiliyorum erkeğe de. diyorsunuz ya ''doğru kişiyi bulunca aşık olursun. tamam, şu ''doğru insan'' muhabbetini tekrar ele alalım. çünkü konu dönüp dolaşıp buraya geliyor. diyelim ki ben aslında heteroromantikmişim. sadece çevremde seveceğim birini bulmadığından aromantik olduğumu düşünüyormuşum. sonra o kişiyle karşılaşmışım. aşık olmuşum. bakın, bunun da sonu belli değil. karşı tarafın aseksüel olmaması durumunda sorun büyük. aseksüelse, diyeceğim de o kadar kişi arasından aseksüele denk gelmem. (romantik yönelim değişirse, aseksüelliğin de değişebilir demeyin kalbinizi kırarım. sizin cinsel çekim hissettiğiniz cinsiyet değişiyor mu? te allam. o kadar da açıkladık)

peki aseksüeller evlenmez mi? aslında evlenenler var. kimi kendisi gibisini bulur kafası rahattır. kimi partneri için cinsel ilişkilere katlanır.ama herkesten katlanmasını bekleyemezsiniz. ölesiye tiksinen de var. olsa da olmasa da bir kafasında olanlar da.

amaaan iyi ki aseksüelim. olmasaydım da evlenmezdim kesin. dedim ya mükemmeliyetçiliğim sağ olsun. "kaşı şöyle gözü de böyle olsun olmuşken manken gibi isterim, aşşası kurtarmaz. eee yetenek lazım. bilimden sanattan anlasın. zeki olmazsa hayatta kabul etmem." diyerekten mümkünü yok kimseyi bulamazdım. yok yook ben iyiyim böyle. :)

bir iki aseksüellik terimi ve simgesi açıklayayım da tam olsun bari

ace: aseksüelin kısaltılmışı. ingilizce asexual kelimesinin ilk üç harfiyle okunuşunun aynı olmasından gelir. kelime orijinalde cool ya da amazing kelimeleri yerine nida olarak da kullanılır. aynı zamanda ingilizcede as anlamına gelir. bu yüzden iskambil kağıtlarının farklı simgeleri aseksüelliğin çeşitli kollarını ifade eder. yani kısaltmada birkaç hoş kelime oyunu var. kupa ası/the ace of spades:


asexy: başka bir kısaltma

aro: kısaca aromantik

squish: birine hissedilen romantizm ve cinsellikten bağımsız çekim. bu entrymde ayrıntılı olarak açıklamıştım.
dilerseniz bakın. squish/missspi

bu arada orta parmağına düz siyah yüzük takmış biri görürseniz aseksüel olabilir. çünkü bizim sembollerimiz arasında. cake is better than sex de diyebiliriz capslerimizde, çünkü bizim için öyle. :)

aseksüel bayrağı: her bir rengin belli bir anlamı var.

siyah: aseksüellik
gri: griseksüellik
beyaz: seksüellik
mor: aven

epeyce uzun oldu. buralara kadar gelip okumuşsanız bana da sabrınız için teşekkür etmek düşer. umarım bir nebze olsun anlatabilmişimdir.

Karşısındakine Duygusal Bir Şey Beslemediği ve Sevmediği Takdirde Sevişemeyenler: Demiseksüeller