Asurluların "Bu Kadar Gaddarlık Olamaz" Diyeceğiniz Korkunç Şiddet Politikaları
İnsanların derilerini soymaktan onları kazığa oturtmaya kadar çirkin cezalandırma yöntemleri olan Asurlular bu şiddeti geride bıraktıkları eserlerinde de resmetmişler. İşte o korkunç gaddarlık örnekleri.
Asurluların "Bu Kadar Gaddarlık Olamaz" Diyeceğiniz Korkunç Şiddet Politikaları


asurlular, güçlü ordu sistematiği ve bunu bir tür avantaja dönüştüren bol şiddet soslu propaganda rölyefleriyle tarihteki ilk emperyal imparatorluklardan biridir.

ufak tefek birkaç çatışma dışında, meydan savaşlarında yenilmemiş bir savaş makinesinden bahsediyorsak; sözü edilen kanlı ritüeller pek de şaşırtıcı gelmiyor. askeri en ufak geri çekilmenin idam olduğu ve imparatora danışmadan bunu yapan en üst rütbeli subayların dahi, sorgusu yapılmadan kafasının kesildiği bir yapı söz konusuydu.

gözü pek ve profesyonelleşmiş askeri yapıları dışında bir diğer artısı, romalılar hariç kendilerinden sonra neredeyse orta çağ'da görülen savaş mekanizmalarıydı. tekerlekli koçbaşları, tabakalanmış deriden yapılmış zırhlı araçlar, kuleler, kalelere tırmanmaya yarayan rampalar ve daha niceleri...

askeri konulardaki ileri düzeylerinden, şiddet konusundaki radikal eylemlerine geçelim biraz da.

boğaza dikey kılıç sokmak suretiyle öldürmek, asurlar'ın kolay ölüm diye tabir ettikleri ve aşırı düşmanlık beslemedikleri kavimlere uyguladıkları bir yöntemdi.

peki ya isyan edenlerin sonu ne oluyordu?

işte bu kısım gerçekten korkunç ve abartı içermiyor. el bileklerinden kesip kurbanın önüne atıp ölmesini beklemek, hadım etmek, deriyi yüzüp günlerce öldürmeden bekletmek, kafaya topuzla vurmak ve kurbanın sakat kalmasını sağlamak, kölelerin kaçmasını engellemek için bir gözünü kör etmek ve diğer elini/cinsel organını kesmek, kafası kesilenlerin kafataslarının üst üste yığılması ve kafatası kulesi yapılması.

kazığa oturtmak;

yehuda krallığının bir şehri olan lachish, asurlar'a vergi ödemeyi reddetmek gibi büyük bir hataya düşer ve isyan ederler. şehir ivedilikle kuşatıldı ve dışarıda yakalananlar kalenin karşısında kazığa oturtularak öldürüldüler. bu baskıya dayanamayan halkın bir kısmı, kendilerini sur duvarlarından atarak öldürmeyi seçerler.

peki ya esir düşenler?

dehşeti yaşadılar. erkekler önce tecavüze uğrayıp, sonra hadım edildiler. bazılarının derisi yüzülüp öylece bırakıldı ya da kazığa oturtuldular. isyan liderinin kafası bir kazıkta şehirde dolaştırıldı ve ibret olsun diye bir süre sergilendi.

işte o günleri anlatan bir asur propaganda rölyefi.


ilginç bir tarafı da bu şiddet gösterileri şehirlilerin üzerinde fazlasıyla korku salarken, dağ kavimleri özellikle üniformalı assur subaylarını benzer şekilde öldürmüşler ve şiddete şiddetle karşılık vermişlerdi.

biraz da ünlü rölyeflerden örneklerle sonlandıralım:

vurulduğu ok yüzünden kan kusan bir aslanı


kafaları kesilen yahudi esirler


lachish şehri kuşatması sırasında kafası kesilen askerler


oklarla delik deşik edilen bir dişi aslan


derisi yüzülen yehuda halkı


kafatası kulesi


öldürülmüş bir erkek aslan


til tuba savaşında öldürülen elam askerleri

ve daha pek çok benzer şey.

pek çok imparatorluk ve kavim şiddeti bir gövde gösterisi unsuru olarak kullansa da, asurlar bunu propaganda yöntemleriyle sistematikleştiren ilk imparatorluktur.

bazı şeyler şekil değiştiriyor ama özü aynı kalıyor maalesef, suçu sadece asurlar'da değil insanlığın tamamında aramak gerekli sanırım.

edit: aslanın bir iktidar sembolü olduğunu düşünürsek, av sahnelerinde erkek kimliğinin pekiştirilmesi ve insanın doğa üzerindeki otoritesinin sembolizasyonu olarak değerlendirilebilir.

DAHA FAZLA İÇERİK