Avcılığı "Masum Bir Hayvanın Canına Kıymak" Olarak Görenlere Bir Avcının Sorgulatan Yanıtı
ABD'de yaşayan Ekşi Sözlük yazarı "diesel1907"nin avcı komşusunun söyledikleri, avcılığa olan bakış açınızı değiştirebilir.
Avcılığı "Masum Bir Hayvanın Canına Kıymak" Olarak Görenlere Bir Avcının Sorgulatan Yanıtı
iStock


en sevdiğim komşum paul isminde 45-50 yaşlarında sarı bıyıklı bir amca

eleman nike'ın beaverton'daki ofisinde senior ar-ge'ci mühendis olarak çalışıyor, arka bahçesinde organik tarımla uğraşıyor, evinin çatısında güneş enerjisi sistemi var ve işe tesla model s marka arabasıyla gidip geliyor. herhangi bir gün sabah 6'da kendisini evin arkasındaki ormanlık alanda jogging yaparken görebilirsiniz ve "ne o, dizayn ettiğin ayakkabıyı mı test ediyorsun" diye takılabilirsiniz.

kendisi hayatımda gördüğüm en çevreci insanlardan biri diyebilirim. birkaç ay önce akşam saatlerinde kapım çalındı ve karşımda paul'u gördüm. elinde büyükçe bir paket vardı ve şakayla karışık "bana hediye mi getirdin" deyince "bugün ava çıktım da bir geyik vurdum. etlerin bir kısmını kendime ayırdım, bir kısmını evsiz sığınma evine bağışladım, biraz da sana getireyim dedim" şeklinde cevap verdi. bunu duyunca çok şaşırdım ve neden durup dururken masum bir hayvanın hayatına kıydığını sordum.


bana "sana 2 hayvanın hikayesini anlatayım" dedi

daha sonra devam etti: "bu hayvanlardan biri senin buzdolabındaki inek ve kendisi endüstriyel bir çiftlikte doğdu, doğar doğmaz annesinden ayrıldı, sonra çitlerle kaplı bir yerde yüzlerce hayvanla sıkış tepiş yaşadı ve hızlıca şişmanlasın diye kendisine sürekli hormon basıldı ve kısa zamanda obezite başta olmak üzere bir çok sağlık sorunuyla boğuşmaya başladı. belli bir kiloya ulaşınca da mezbahaya gönderilip önce diğer arkadaşlarının katledilmesini izledi, sonra da kendisi oldukça kanlı bir şekilde katledildi. hayatının ilk dakikasından son dakikasına kadar sırf bazı şirketler karına kar katsın diye işkence çekti."

ve yine devam etti: "bugün vurduğum geyiğe gelince ormanda doğdu, ailesiyle ve arkadaşlarıyla özgürce yaşadı ve mutlu bir yaşantı sürdü. en sonunda nereden geldiğini görmediği bir mermiye yenik düştü ama ömrünün son 5-6 saniyesi hariç hiç acı duymadı ve hayattan zevk aldı. vücuduna ne hormon enjekte edildi, ne hapis hayatı yaşadı, ne işkence çekti."


ikna olmuş gibiydim ama dayanamadım ve "peki zevk için savunmasız hayvanları vurmak ne kadar doğru?" şeklinde bir soru yönelttim

o da "eskiden dedemle babam ormanda avcılık yapardı. ben de küçüklüğümden beri bu işin içindeyim. bugüne kadar zevk için avcılık yapan kimseyi görmedim. bazı şımarık zenginler afrika'ya gidip aslan avlamaya çalışıyor ama bu bölgede avlanılan hayvanların tamamı avcılar tarafından yeniyor veya evsiz sığınma yerlerine bağışlanıyor" şeklinde cevapladı.

biraz araştırma yaptım ve etrafta avcılık yapan başkalarıyla da konuştum. avcılar içinde sırf zevk için hayvan öldürüp buna "spor" diyen insanlar %1'lik kesimde. çoğunun evinde büyük derin dondurucu var ve avlandıkları hayvanları orada bırakmıyorlar. en son bulduğum istatistiklere göre sırf 2010 yılında abd'deki avcıların bağışladığı etlerle evsizlerin toplamda 11 milyon porsiyon et yemesi sağlanmış. üstelik burada bahsedilen hormonlu hastalıklı etler değil büyük ölçüde organik ve çitlerin arasında sıkışıp kalmak yerine ormanda rahatça koşabildiği için sağlıklı olan hayvanlara ait etler.

her şeye rağmen vejeteryan olan biri çıkıp da avcıları etleri için hayvan öldürdükleri için eleştirirse en azından bunda biraz tutarlılık var ama marketten veya kasaptan endüstriyel mezbahalardan çıkan etleri alıp beslenme amaçlı avcılığa vahşet demek ironik kaçıyor. marketlerde satılan etlerin ne şartlarda üretilip piyasaya sürüldüğünü görmek isteyen google'da ufak bir arama yapabilir. biz marketten aldığımız etin nasıl o hale geldiğini görmediğimiz için vicdanımızı rahat tutuyoruz, hatta çoğu zaman bunu görmek bile istemiyoruz. zaten bu yüzden bazıları "bugün avlanmaya gerek yok her türlü et markette mevcut" diyorlar. tamam her türlü et markette mevcut da o etler üretilirken hayvanlara yapılan eziyetleri görmediğimiz için yok mü sayacağız?


bu arada insanlar balık tutmaya da çoğu zaman laf etmiyorlar ama konu kara hayvanlarının avlanması olunca anında "vahşet" deniyor

konu ceylanların, geyiklerin şirin olmasıysa kuzular ve koyunlar da gayet şirin ama kimse onların kesilip yenmesine laf etmiyor. zaten yukarda bahsettiğim gibi mevzu hayvanın kesilip yenmesi değil, doğduğu andan olduğu ana kadar sürekli hapis hayatı yaşaması, sağlıksız şartlarda büyümesi ve sürekli eziyet çekmesi. bu açıdan avcılık daha insancıl geliyor.

avcılığa "spor" denmesinin sebebi hayvanı vururken yapılan "nisan al, ateş et" eylemi değil. ortalama bir avcı avını bulana kadar çoğu zaman ormanda saatlerce yürüyor, koşuyor, tırmanıyor ve bütün bu hareketlere "spor" deniyor. hayvanı vurma anına spor demek ne kadar doğrudur bilmiyorum. bir de "savunmasız bir hayvana silahla saldırılıyor, eşit şartlarda avlanılmıyor" denmiş. mezbahalarda kesilen hayvanlara kaçma şansı veya dövüşme şansı veriliyor mu? onlar eşit şartlar altında mı kesiliyor?

son olarak not geçeyim, avcılık yapmıyorum ve çoğu kişi gibi ben de marketten et alıyorum ama kimseyi avcılık yaparak eve et getiriyor diye suçlayamam. paul'un tatava yaptığına da bakmayın, o da çoğu zaman marketten et alıyor.


ekleme: sırf merak ettiğimden yaşadığım yerdeki geyik avlanmayla alakalı kanunlara baktım

öncelikle eğer tüfekle avlanıyorsanız yılda 2-3 hafta avlanma izni var, eğer okla avlanıyorsanız bu izin 4-5 haftaya çıkıyor. yılın geri kalan zamanında geyik avlamak yasak. bu avlanma zamanında avlanabilmek için de hangi hayvanı avlayacaksanız o hayvanın lisansını almanız gerekiyor. yani geyik avlayacam deyip lisans alıp dağ keçisi avlayamıyorsunuz. avlanmaya çıktığınızda sadece 1 geyik vurma hakkınız var ve vurduğunuz geyiği ya yanınızda götürmeniz ya da bir yere bağışlamanız gerekiyor. hayvanları motorlu bir araçla takip etmek veya onlara motorlu bir araçtan ateş etmek yasak (motorsiklet ve atv'ler dahil). hayvanların yerini havadan drone, helikopter veya çeşitli araçlarla tespit edip avantaj yakalamak yasak. otomatik silah kullanmak yasak. okla avlanırken elektronik cihaz veya dürbün eklemek yasak. güneş doğmadan önce veya güneş battıktan sonra avlanmak yasak. hayvanların gözüne ışık tutmak yasak. gece görüş dürbünü kullanmak yasak. kısaca avcılar hayvanlara karşı haksız bir avantaj sağlamasın diye bunun gibi onlarca kural var. istatistiklere göre her yıl geyik avına çıkan avcılardan sadece %30'u evlerine geyikle dönerken %70 eve elleri boş dönmüş. geçmiş yıllara göre ormandaki geyik sayısında gözle görülür bir artış veya düşüş gözlemlenmemiş.

av sezonu dışında avlanan biri yakalanırsa veya ihbar edilirse kendisine hapis + yüklü bir para cezası + avlanırken kullandığı araçlara (silah ve araba dahil olmak üzere) el konulması + lisansı varsa iptal edilmesi + bir daha uzun süre boyunca lisans verilmemesi gibi cezalar verildiği için bu kurallara çok dikkatli bir şekilde uyulmaktaymış. "herşeye rağmen yasadışı avcılık yapanlar var" denmiş. ona bakarsan at, eşek gibi hayvanları kesip inek eti diye satan kasaplar da var. o zaman hayvancılık ve kasaplık tamamen yasaklansın mı?


özel mesajla ek bilgi geldi

"türkiye'de de aynı şartlar geçerli. geyik avlayacaksan başvuruda bulunman lazım. bölge bölge kota açılıyor. mesela afyon'da 6 geyik trofe avına açılıyor antalya'da 10 başka bir bölgede 20. türkiye'nin sorunu kaçak avcılık. trofe konusunu atlamışsın ayrıca. en büyük boynuzlu geyiği avlamaya çalışır avcı. en büyük boynuzlu olan erkek ve en yaşlı olandır. tüm ülkeler kota sınırını da belirtir. örneğin 100 trofe avlanacak bunun yanında 20 kazık veya kırık avlanacak şeklinde olur. kazık veya kırık, boynuzu kırık veya deforme olmuş olan trofelere denir. kırık olunca diğer erkekleri yaralama riski daha fazladır, ayrıca gen bozukluğunun göstergesidir ve böylece önüne geçilir. dişi kotası genelde çok düşüktür yada hiç yoktur. türkiye için trofe avlarında dışı kotası yok. dişi kotası olursa av sezonunda dişinin yanında yetişkin yavru varsa avlanılmaz. dişinin hala üreyebildiğini yanındaki 7-8 aylık yavru gösterir. genelde kısır veya yaşlı dışilerin avlanmasına izin verilir. genelde genç dışı ile yaşlı dışı kolay ayırt edilir. yaşlı dişinin yanında yetişkinliğe adım atmaya başlamış yavrusu yoksa avlanır."