"Aylarca Tatil Yapanlar Bu Parayı Nereden Buluyor?" Sorusuna Bir Sözlük Yazarının Sade Bir Cevabı
Sözlük yazarı "derinsular", Ekşi Sözlük'te ve ülkemizde oldukça konuşulan bu soruyu kendi deneyimlerinden yola çıkarak cevaplıyor ve berberinde güzel tavsiyeler veriyor.
"Aylarca Tatil Yapanlar Bu Parayı Nereden Buluyor?" Sorusuna Bir Sözlük Yazarının Sade Bir Cevabı
Fotoğraf: https://www.facebook.com/140dolar/

geçenlerde ekşi sözlük'te, aylarca tatil yapanlar parayı nereden buluyor diye tartışıyorlardı. enteresan şeyler yazanlar olmuş... ancak türkiye'de çokları hala uzun süreli "tatil"in çok masraflı olduğu düşüncesindeler. halbuki öyle olmak zorunda değil.

geçenlerde rotasız seyyah da izah etti: bütün dünyayı beş kuruşsuz dahi gezmek mümkün.

tabii epey zor, ama mümkün. az miktarda para ile gezmek ise nisbeten çok daha kolay.

eğer eli biraz soğuk suya değdiğinde mızmızlanmaya başlayan biri değilseniz, ve kafa dengi bir(kaç) arkadaşınız da varsa, çok da maliyetli olmayacak uzun yolculuklara çıkarak dünyayı tanımaya çalışabilirsiniz. lisan dahi şart değil. (ama önceden detaylı okumalar yapmak önemli.)

Budapeşte

ben bugüne dek çok şükür dünyanın pek çok köşesini gördüm. uzun süre konakladığım, hatta yaşadığım, çalıştığım yerler de oldu. ama çok fazla hareket halinde olmadım. yani seyahatlerimin çoğu bir-iki haftayı çok aşmadı. ilk kez bu yaz 60 günlük bir avrupa seyahatine çıktım. ama çok para harcamadım. beş kuruşsuz zorlu seyahatler gibi de değildi. uzun seyahate çıkan çoğu insan gibi, düşük maliyetli bir yolculuk yaptım.

misal, şehirler arası yolculuklarda flixbus gibi sekiz-dokuz euroya bilet satan otobüs şirketlerini tercih ettim.

beş altı saat gibi nisbeten uzun sayılacak yolculuklarda gece otobüste ya da trende uyumamı mümkün kılacak vakitlere bilet aldım.

ama tabii avrupa gibi mesafelerin kısa olduğu yerlerde bu her zaman mümkün değil. öyle durumlarda da kıvrılıp tren garlarında uyumaktan çekinmedim.

Zagreb

mesela, zagreb'e vardığımızda saat sabahın biriydi. o saatten sonra konaklama parası vermeye ne gerek var? çantalarımızı tren garındaki dolaplara kilitleyip saat dörde kadar şehri dolaştık. zagreb, epey canlı ve aynı derecede güvenli bir öğrenci şehri olduğu için sorun da olmadı. sonra sabahın dördünde gara dönüp bankın birinde uyukladık durduk...

ama tabii uyanınca da otele gitmek yok!.. iki aylık yolculuk süresince (şehir haritası istemek haricinde) bir kez bile bir otele adım atmadım. sadece airbnb evlerinde kaldım. ama daha çok para harcamaya hazır olsam bile, yine böylesini tercih ederdim. zira farklı ülkelerde farklı evler görmek, farklı insanlar tanımak, çeşitli kültürel farklılıklara şahit olmak ve enteresan sohbetlere katılmak, seyahat zarfında edinilen tecrübeyi derinleştiren öğeler.

ek olarak

1. türkler seyahat kelimesini tatile indirgeme eğilimindeler. ikisi farklı şeyler.

2. seyahat için yabancı dil gerçekten de şart değil. ama verimli bir seyahat için, işin başında iyi derecede okuma yapmak ve yola hazırlıklı çıkmak şart. hazırlık, sürprizleri azaltacağı için, maliyetleri de düşürür. (ama bu noktada ingilizce gerekli.)

3. seyahatinizi kendiniz için yapın ve bir tür beşeri sermaye yatırımı olarak görün. adım başı selfie çekmek ve sosyal medyayı hayatınızın merkezine almak yerine etrafınızı gözlemlerseniz, sehayatiniz daha verimli (ve muhtemelen daha huzurlu) olur.

4. airbnb'ye üye değilseniz olun. ve gidip en ucuzundan evlerde kalmaya çekinmeyin. evinde kalacağınız kişilerin iyi bir feedback profiline sahip olmaları yeterli. ben yüksek puanlı ama gayet ucuz yerlerde kaldım, ve hiç kimse ile herhangi bir olumsuz tecrübe yaşamadım. aksine, airbnb halkın içine daha fazla nüfuz edebilmeyi mümkün kıldı. (üye olurken şu linki kullanırsanız, bana da bir faydanız olur: http://www.airbnb.ca/c/sk906 )

5. ben kendime seyyah (da) diyorum, ama bu sıfatı asıl hak eden rotasızseyyah. benim bilgim daha çok batı ülkeleri ile sınırlı.