Back to the Future'ın Şimdi Bakınca Epey İlginç Gelen Fikirlerle Dolu Ön Hazırlık Süreci
Sadece 1985 yılının değil, tüm zamanların harikulade filmlerinden biri olan mutluluk sebebi Back to the Future (Geleceğe Dönüş) üçlemesinin başlangıcı hiç de kolay olmamış.
Back to the Future'ın Şimdi Bakınca Epey İlginç Gelen Fikirlerle Dolu Ön Hazırlık Süreci


back to the future'ın asıl derdi ne zamanın devamlılığı problemi (time continuum) ne de bilim kurgudur

zaman kavramına getirdiği bakış açısıyla hep bir bilim kurgu filmi olarak bilinen bu film, aslında "ebeveynler de bir zamanlar çocuktu/gençti" fikri üzerine çekilmiştir.

senaryo yazarı bob gale, babasının okul yıllığına bakarken aklına gelen bu fikrin daha önce hiçbir filmde kullanılmadığını farketmiş ve bunun üzerine robert zemeckis ile beraber çalışmaya başlamışlar. fakat zemeckis'in bundan önce çektiği iki film başarısız olduğu için steven spielberg filmin yapımcılığını kabul etttiği halde hiçbir stüdyonun çekmeyeceğini düşünerek bir süre (o süre üç senedir) beklemeye karar vermişler. bu sırada zemeckis'in çektiği bir başka film başarılı olmuş ve bunun üzerine back to the future'ın çekilmesine karar verilmiş. filmle ilgilenen tek stüdyo olan disney de, ana fikir olarak ebeveynler ve çocukları arasında bir bağ düşünülmüş olduğu için bu filme para yatırmış.

Robert Zemeckis ve Bob Gale. / Görsel: BTTF Wiki

ilk aşamalardan biri olarak film için mekan aramaya başlanmış bob gale ile robert zemeckis yani "bob and bob"tarafından. ve bu sırada başka bir film için orada bulunan michael j. fox ile karşılaşmışlar. bilinenin aksine, marty mcfly rolü için düşünülen ilk kişi michael j. fox'muş ama o sırada family ties adlı dizide oynadığı için çok meşgulmüş ve rolü kabul etmeyeceği düşünülerek teklif bile edilmemiş. böylece çekimlere marty rolünde eric stoltz ile başlanmış. ayrıca doc brown rolü için düşünülen ilk kişi christopher lloyd, george mcfly için crispin glover, lorraine için lea thompson imiş. her şey pek güzel, hatta dört dörtlükmüş, ta ki yönetmenin içine birden bi kurt düşünceye kadar. işte burada, acı bir karar vermiş zemeckis abi, ve eric stoltz'u michael j fox ile değiştirmiş.

böylece başta düşünmek bile istemedikleri ihtimal gerçek olmuş, stoltz ile çekilen sahneler mjf ile yeniden çekilmiş (gerçekten de eric stoltz marty rolünde hiç fena görünmüyor ama bttfnin başarısında michael j fox'un payı az mıdır sorarım size). bu dönem michael j fox için epey yorucu olmuş, günde 1-2 saat uykuyla setten sete koşması gerekmiş ama senaryoyu okur okumaz çılgına dönen, "tamam ne gerekiyorsa yaparım, pek uykuya ihtiyaç duymam ben" diyen de kendisiymiş.

Marty McFly rolünde Eric Stoltz.

zaman yolculuğu konusunda ise h.g. wells'in zaman makinesi konsepti esas alınmış

daha önce bu konuda yapılmış filmlerde kahramanların zamanda yolculuk ederken uzayda da yolculuk ediyor olması fikrini pek doğru bulmamış "bob and bob". gerçekten de filmde zaman yolculuğu dört boyutlu uzayda sadece zaman boyutunun değişmesi ile yapılıyor ki en mantıklısı da budur. zaman makinesi olarak bir otomobilin seçilmesi ise "bu, garajda icat edilen ve hareketli olan bir şey olmalı" fikri üzerine olmuş. zaman yolculuğunun teknik detaylarının akı kapasitörü adlı garip nesneye yüklenmesi ise filmin asıl konusundan ayrılmaması amacıyla yapılmış bir tercihtir, iyi de olmuştur.

filmin ilk gösteriminde salondaki hiç kimseye konu hakkında bilgi verilmemiş. hatta einstein'ın kaybolduğu sahne büyük tepki almış çünkü insanlar ona ne olduğunu bilmedikleri için öldüğünü düşünmüşler. ne zaman ki marty 1955'e gittiğinde cafede george mcfly ile karşılaşmış, seyirci o vakit filmin ana fikrini anlamış. bob gale'in bir başka gözlemi de filmi seyredenler arasında o tarihte (1985) genç olanlar ve orta yaşlıların farklı tepkiler vermesi imiş. 1955'teki hayat ile alakalı pek çok sahneye gençler gülerken orta yaşlılar bu sahnelerden keyif almışlar.

1895'te yayınlanan ve popüler kültürde zaman yolculuğunun ilk defa işlendiği H.G. Wells kitabı, Zaman Makinesi.

zamanda gidilen yıl olarak 1955'in seçilmesinin sebebi ise amerika'da teenager'lık müessesesinin ortaya çıkıp geliştiği yıllar olmasıymış

ilk defa bu yıllarda teenager'lar alım gücü olan ve sözü geçen/sözü edilen bir kitle haline gelmişler. bu yüzden kahramanlarımızın teenager zamanları önemli bir döneme tekabül etmiş ve hatta ışık tutmuş. bir de tabii 1985-1955 yılları, ebeveynler-çocuklar konseptini güzel bir zemine oturtmak için gerekli zaman aralığını çok güzel de sağlıyor. bu da var.

üçlemenin diğer filmleri part ii ve part iii olarak adlandırıldığı halde ilk film sadece back to the future olarak geçer, back to the future part i değildir. çünkü film sanılanın aksine üçleme olarak düşünülmemiştir. devam filmi çekmek bir yana, robert zemeckis'in filmden tek beklentisi maliyetini kurtarmasıymış. yönetmen zemeckis "eğer devam filmi çekeceğimi bilseydim" diyor, "jennifer'ı o arabaya hiç bindirmezdim. marty ve doc brown'ı her türlü maceranın içine atabilirdik ama jennifer'ın orada olması başlı başına bir problemdi." yine yönetmenin söylediğine göre uçan delorean da bir çeşit şaka ve göndermedir ve asla gelecekte geçen bir film çekmek istememiştir zemeckis abi. çünkü gelecekteki hayata yönelik yapılan tahminlerin hep yanlış çıkacağını bilir ve gelecekle alakalı görüşlerimizin aslında bugün bildiklerimizden pek de öteye gitmediğini düşünür.


bu filmin belki de hepimizi cezbeden ama pek de dile getirmediğimiz tarafı, anne babalarımızın da bir zamanlar bizim gibi olduğunu göstermesidir

ya da senin benim gibi bir çocuğun zamanda kaybolunca nasıl bir kahramana dönüştüğünü seyretmektir, ya da zaman makinesi denen şeyin bir gün icat edileceğine inanmak istemektir, ya da her şeyidir... aslında bu film, 80'lerde ve 90'ların başında çocuk olmanın da bir parçası, çocukluğumuzun önemli bir detayıdır. hadi o zaman çocuktuk, aradan bunca zaman geçti, bu kadar film seyrettim, hala seyredip de tribe girdiğim tek filmdir.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir