Başarısız Bir Siyasetin Bedelini Vatandaşların Ödediği Güney Amerika Ülkesi: Venezuela
Tükenmiş bir ekonomi ve politika yüzünden Venezuela vatandaşlarının yaşadıkları hiç de kolay değil. Yoğun bir göç dalgasının yaşandığı Venezuela'yı, sosyolog Sözlük yazarı "eachart muller", temiz bir biçimde özetlemiş.
Başarısız Bir Siyasetin Bedelini Vatandaşların Ödediği Güney Amerika Ülkesi: Venezuela
iStock


arjantin tarihi ve politik durumu üzerine araştırma yapmak üzere arjantin'de bulunuyorum ama burada tanıştığım sayısız venezuelalı göçmen araya girdi ve bir anda ilgimi bu bahtsız ve batık ülkeye çekti. malum olduğu üzere venezuela şu anda iflas etmiş durumda ve ekonomik ve siyasi olarak bir "çökmüş devlet" (failed state). ülke bir zamanlar latin amerika'da örnek demokrasilerden biri olarak gösterilirken, şu anda mevcut başkanın diktatörvari duruşu yüzünden halk sadece ekonomik nedenlerden değil aynı zamanda can güvenliği endişesi ile ülkeyi boşaltmaya başlamış. "boşaltma" kelimesini özellikle seçtim çünkü bir boşaltma durumu var hakikaten. 2015'te yapılan (aşağıdaki linkte de adı geçen) bir araştırma nüfusun yüzde 7'sinin ülkeyi terk edip, komşu ülkelere yerleştiklerini tahmin ediyor. arada geçen iki yılda durum daha da vahim hale gelmiş. 30 ila 35 milyon nüfusa sahip ülkeden 5 milyon kişi göç etmiş durumda ve fırsatını bulanlar bölük bölük ülkeyi terk ediyorlar. gidenler daha sonra geri dönmeyi değil, ailenin kalan üyelerini de yanlarına getirmeyi düşünüyorlar. önceleri abd ve ispanya'ya giden göçmenler, artık ülke seçmeksizin kendilerini venezuela sınırları dışına atmaya çalışıyorlar. ülke o kadar güvensiz bir halde ki benim gibi hevesli gezginleri ülkeyi ziyaretten vazgeçirmek için ısrarla dil döküyorlar.

göçmen dalgası o dereceye gelmiş ki, yine aşağıdaki linke göre, kolombiya hükümeti türkiye'ye bir delegasyon göndererek, 1.2 milyonluk venezuelalı göçmenle nasıl başa çıkabileceğinin uygulamalı bir örneğini görmek istemiş. yalnız burada, venezuela'nın geleceği için kötü ama göç alan ülkeler için iyi sayılabilecek bir durum da var. venezuelalılar nisbeten iyi eğitimli, uysal, çalışkan ve üretken insanlar. özellikle eğitimli insanların daha fazla göçe meyilli oldukları düşünülürse, göç alan ülkeler bundan fayda göreceklerdir ama tam da eğitimli insanların ayrılması venezuela'nın geleceğini ve mevcut krizden çıkma ümitlerini de baltalıyor. üretimin tamamen durduğu ülkede, üretmesi beklenen insan sayısı her geçen gün azalıyor ve ülkenin üzerinde öyle bir karamsarlık var ki uluslararası toplum el atmaya çekiniyor çünkü yapılan yardımların, verilen kredilerin bizzat maduro hükümeti tarafından yağmalanmasından çekindikleri kadar bu yardımların boşuna kürek çekmekle eş anlamda olduğunu düşünüyorlar. kimse elleşmek istemeyince de durum daha beter oluyor. hakikaten tasviri güç bir kısır döngü.

öte yandan yetersiz kaynaklar, aşırı (hiper) enflasyon, olmayan profesyonel destek yüzünden sağlık sistemi de çökmüş durumda ve ülkenin aşı takvimi çoktan çökmüş olmasının yanısıra çok zaman önce yenmiş oldukları hastalıklar yeniden ülkeyi vurmuş durumda. yetersiz beslenme, artık olmayan sağlık sistemi, ilaçsızlık, doktorsuzluk, devletin işlevsizliği sıtma, difteri ve hatta tüberküloz gibi hastalıkların ülkede tekrar yaygınlaşmaya başlamış. bu durumu ilk başta anlayamayabilirsiniz. şöyle tekrar belirteyim; bu hastalıkları venezuela devleti daha önce yenmişti ve bu hastalıkların önlenmesi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için öyle atla deve değil. ülkenin vaziyeti şu an bu hastalıklarla baş etmeyi bırakın, önleyici tedbirleri alamayacak kadar kötü.

aşağıdaki linkte yok ama ben yine de belirteyim. ülkeyi bir diktatörvari bir rejim yönetiyor ama aslında pek de yönetebildiği söylenemez. şöyle ki; seçimler ya ertelenmiş ya da hayli tartışmalı bir atmosferde gerçekleşiyor. siyasi muhalifler başarılı bir şekilde susturuluyor. fakat ülkede başta güvenlik güçleri olmak üzere çeteleşme hayli yaygınlaşmış durumda. devletsizlik sayesinde uyuşturucu kartelleri sazı ellerine almışlar. bunun ötesinde, hırsızlık ve yağma epey yaygınlaşmış ve hayatın bir rutini haline gelmiş. kadınlara yönelik tecavüzler haber değeri taşımıyor artık. bunlar benim söyleşi yaptığım insanların bana aktardıkları ve gelen raporlar da durumun bu yönde olduğunu teyit ediyor. forbes dergisinin haberine göre, cinayet oranları her yüz bin kişi için 91. karşılaştırmak için uyuşturucu trafiği yüzünden bir çeşit iç savaşın hüküm sürdüğü meksika'da bu oran her yüz bin kişi için 17.

burada (başkent buenos aires'te) sayısız venezuelalı ile tanıştım. her yerdeler. şikayet babından söylemiyorum (zaten haddime değil). hepsi eğitimli insanlar ve yerleşene, toplumun bir parçası olana kadar kendi alanlarıyla alakasız işler yapıyorlar. tanıştığım bir mühendis bir restoranda aşçılık yapıyor, bir bilgisayar programcısı bir hostel'in temizliğinden sorumlu. bizzat eğitim için gelen öğrenciler de var. hem çalışıp hem okumaya, bir yandan da ailelerini ülkeden çıkarmanın bir yolunu bulmaya çalışıyorlar. duyduğum hikayelerden içim şişti diyebilirim (yine şikayet etmiyorum, insan dinlemeye bile dayanamıyor. anlatmaya çalıştığım şey bu). tabii en büyük yük yine kadınların üzerine biniyor. bir çok venezuelalı genç kadın gittikleri ülkelerde erkek cinselliğine karşı savunmasız kalıyor. venezuelalı kadınların güzelliği malum, bilmeyen yoktur herhalde. talihsizlikleri cinsel anlamda istismar ediliyor tahmin edilebileceği gibi. karşılaştığım bir çok yabancı gezgin bir venezuelalıyı koluna takmış oluyor. uzatmayacağım ama venezuelalı kadınların bu vaziyette bile korudukları asalete hayranım.

bu göç dalgası yukarıda da belirttiğim gibi göç alan ülkelerin orta ve uzun vadede işine gelebilir/geliyor. örneğin arjantin bundan büyük bir fayda sağlayabilir. öncelikle, gitgide yavaşlayan nüfus artış hızı bir denge bulacaktır. ikincisi, eğitimli nüfus ülkenin üretkenliğine pozitif katkıda bulunacaktır. arjantin halihazırda zaten kültürel olarak zengin bir ülke ve venezuelalılar bu zenginliğe katkıda bulunmaya başlamışlar bile. özellikle sanatçılar buenos aires'te toplaşıyorlar. zaten savaştan değil, çökmüş bir sistemden kaçtıkları ve aynı dili konuşan insanlar oldukları için uyum sorununu pek yaşamıyorlar ve suça pek bulaşmayan insanlar. yine mevcut zenginliklerini daha güvenli limanlara taşımak isteyenler komşu ve yakın ülkeleri tercih ediyorlar ilk etapta. kolombiya özeli ise ayrıca bir çalışma konusu. keşke bizden de siyaset bilimciler ve sosyologlar gidip çalışsalar. kısaca şöyle özetleyeyim, sadece yirmi yıl önce kolombiya ve venezuela arasındaki göç trafiği tersine işliyordu (uyuşturucu savaşları ve kolombiya içerisindeki ideolojik çatışmalar yüzünden. yine aşağıdaki linkte değinilmiş).

ülkedeki durumu özet geçmeye çalıştım ama yine de uzun bir yazı oldu. bunun uzun vadede çeşitli uluslararası etkileri olacaktır bekleyip göreceğiz. umarım ülke bir an önce dertlerinden kurtulabilecek zemini bulabilir.

ilgili link

Bu içerik de ilginizi çekebilir