Bilim Kurguyu Modern Kader Anlayışıyla Mükemmel Harmanlayan Film: 12 Monkeys
Başrollerini Bruce Willis, Madeleine Stowe ve Brad Pitt'in paylaştığı 1995 tarihli kült bilim kurgu 12 Monkeys (12 Maymun), türevleri Back to the Future veya Terminatör kadar tanınmasa da kesinlikle izlenmesi gereken bir başyapıt.
Bilim Kurguyu Modern Kader Anlayışıyla Mükemmel Harmanlayan Film: 12 Monkeys
tam spoiler olmasa da "spoiler yapar mıyım" kaygısı güdülmeden yazılmıştır.


zaman yolculuğunu en muhteşem kullanan, üstelik kurgusundaki zaman anlayışından dolayı da neredeyse her zaman yolculuğu içeren filmin düştüğü sebep-sonuç ilişkileri kaosuna düşmemiş filmdir 12 monkeys.

elbette ki zaman yolculuğu işlenmesi zor bir temadır... yirmi sene öncesine gidip bir adama ters ters bakmak, kelebek etkisi sonucu üçüncü dünya savaşına yol açıp yirmi sene sonrasını insanların neslinin tükendiği bir çöl haline getirebilir. ama yirmi sene sonrası bir çölse oradan birisinin geçmişe gelip ters ters bakması mümkün değildir, bu durumda savaş da çıkmaz ve her şey eskisi gibi olmalıdır.. bu durumda yirmi sene sonrasından birisinin gelmesi tekrar mümkün hale gelmiştir, bu böyle uzar gider.. bu paradokslar batağında zaman yolculuğu konusu işlemeye kalkışmak bile cesaret isteyen bir iştir. (geçmişte asansörü bulan adam ölünce gelecekte asansörlerin yok olduğu ancak asansör boşluklarının aynen kaldığı komik filmleri hatırlayınız)

bu film ise zaman yolculuğunu bambaşka bir yaklaşımla ele alır

şöyle ki bu filmde a olayının b'nin sebebi olması için b'den önce gerçekleşmiş olması gerekmemektedir. çocuk james cole ve yetişkin james cole aynı tarihte aynı yerde bulunabilirler. bunun sebebi olayın gerçekleştiği tarihten yıllar sonra james cole'un geri gönderilmesidir. ancak geleneksel bilim kurgu mantığının aksine, havaalanındaki olaylar bir kere olmuş, zaman geçmiş, cole büyümüş ve tekrar gönderilip ikinci seferde olaya dahil olmuş değildir. james cole'un yetişkin hali, olay ilk gerçekleşirken de oradadır. bu klasik zaman anlayışını sarsan bir mantık olsa da bütün filmdeki olaylar sadece bir kere ve filmde gösterildiği haliyle gerçekleşmiştir.


iki boyutlu canlılar düşünelim, sadece x-y düzleminde yaşayan... çok güzel bir örnek olmasa da bütün ömrünü bir masanın üstünde geçiren bir solucan bizim modelimiz olabilir. bu solucan sabit bir hızda, üçüncü boyut olan z yönünde masayla beraber hareket etmek zorunda bırakılsın. asla üçüncü boyutu anlayamayacak bu canlılar, örneğin masaya tepeden bir kitap koyduğumuzda bu cismin nereden geldiğini asla idrak edemeyecektir. bu solucan yalnızca kendisiyle aynı hızda z yönünde hareket eden cisimlere akıl erdirebilir. aynı şekilde n boyutta işlem yapabildiği halde 3 boyuta sıkışmış ve zaman içinde zorla yol alan insanoğlu da, dördüncü boyut olarak değerlendirilebilecek "zaman" kavramındaki alışık olmadığı bağlantıları algılayamamakta çok haklıdır, ama bu durum bu bağlantıların olamayacağı anlamına gelmez.

bu filmde de bu olgu sonuna kadar zorlanmıştır

filmdeki zaman anlayışına göre her şey her şeyin hem sebebi hem sonucudur. "ama şu değişik olsaydı" demek anlamsızdır, çünkü başından sonuna kadar tüm "zaman" zaten olmuş bitmiş bir video kasedi gibidir. geçmişe giden birisi geçmişi değiştiremez çünkü olaylar zaten o geçmişe gittiği için bu şekilde gelişmiştir.

bu özelliği sayesinde bu film bence bir sci-fi başyapıtı ve modern kader anlayışının temelidir.

railly: peki sen bizi kurtarmaya mı geldin yani?
cole: sizi nasıl kurtarabilirim ki? bunlar zaten oldu bitti...

Film hakkında adım adım açıklanmış çok güzel bir teori

Bundan sonrası büyük spoiler içeriyor.


filmimiz kapitalizm, insanlığın sonu (bir nevi insanların kıyameti), psikoloji ve zaman kavramı üzerine dört farklı yolda gidiyor. en etkisiz kullanılan ve tadında bırakılan kısmı ise kapitalizm kısmı olmuş. diğer üç konu derinlemesine şekilde işleniyor.

öncelikle belirtmeliyim ki filmin kötü kahramanı bana göre başlı başına ''sigortacıyım.'' sözünü dillendiren ablamız. cole kesin olarak yanlışlıkla 1990 yılına gönderilmiyor. bilerek ve isteyerek o yıla gönderiliyor. onun sorumlusu da bilim adamı rolü kesen sigortacı. böylece cole'u akıl hastanesine yatırıp hem jeffrey ile tanışmasını hem de ona olası bir fikir aşılama psikolojisini yaratmak için o yıla gönderiyor. cole ve railly kendileri için çabalarken diğer yandan insanlığın sonu ve menfaatler güzel bir şekilde işleniyor.

dişsiz adam hep cole'un peşinde. beyninde, aklında, her yerde... onun aklına yerleştiren kişi yine bilim sigortacısı. bunu şöyle açıklıyorum... cole'un laboratuvarda perde arkasından gördüğü kişi de dişsiz adam. çünkü o hep orada. dişlerini söktüğü sahneyi anlatırken ''beni izleyemezler çünkü dişlerimi söktüm.'' diye vesvese okuyor. zaten otel odasında cole'un dişlerini sökmesi bu adamın fikirleriyle oynamasına izin verdiğini gösteriyor.

gelecekte tekrar gönüllü koltuğuna oturtulan cole şu yazıyı görüyor.


bu yazıyı görmesinin sebebi ne olabilir? tabii ki sigortacı ablamız. ondan sonra tekrar geçmişe gönderilen cole bu sefer 12 maymun merkezi'nde bu yazıyı görüyor. bu yazıyı railly yazıyor ve onu yazmadan önce danıştığı kişi kim? dişsiz bey. bunlar tesadüf değil.


bunu da gördükten sonra cole ''bu yazıyı daha önce gördüm'' diyor.


yazıyı railly okumadan hemen önce resimde sol tarafta görünen asistanla çarpışıyor. sonra resimde elinde görülen virüsü engellemek için geçiş yerine doğru harekete geçiyor. sigortacı kadın zaman makinesiyle içli dışlı olan biri. neler olup bittiğini çok iyi bildiği için uçağa binen de o, bu resimi railly'nin aklına sokan da o, bunun akabinde gelişen cole'un vurulmasına sebebiyet veren kişi de o.


şu kareye dikkatle bakın. aslında tüm insanlık için kırmızı ışık yanmış durumda. ama bu kırmızıyı en çok hissedenler 'wanted' ilanındalar. olan her şey de onlara oluyor. şimdi en önemli soruya cevap vereyim. neden cole'un rüyasında jeffrey var?


''watch it!'' repliği geliyor bununla birlikte. hay tipini siktiğimin şu surata bak. neden asistan yok da jeffrey var değil mi? cole akıl hastanesinde ''insanlar her şeyi yok ediyorlar. keşke onlar da yok olsalar ve sadece hayvanlar dünyaya hakim olsa'' sözcüklerini sarfediyor. bunları jeffrey'e karşı söylüyor, jeffrey ondan ilham alıyor ve cole fikri ona verdiği için son derece pişman. bu yüzden kendisine bir idea yaratıyor. burada da başrol jeffrey... işte bu yüzden orada asistan yerine jeffrey var.


şu sahneyi gördüğünüzde aklınıza ilk hangi hayvan gelir? kesinlikle maymun. bu sahneden hemen sonra başta verdiğim sahne gözüküyor. bundan hemen sonra geçmişe dönüldüğünde de ikinci verdiğim sahne peş peşe sıralanıyor. filmde asıl maymun olan bilim sigortacısı. ''bütün bu şiddet, bu delilik çok iğrenç. havaalanlarında bile silahlar patlıyor artık. sıradaki yok olacak tür biziz desen yanlış olmaz. biz, insanoğlu.'' burada asistanla tanışıyor ve kendisinden virüsü bir şekilde alıp kendi yararına kullanıyor. pekin, bangkok gibi şehirlere seyahat edip oralara da bulaştırıyor. tüm dünya böylece mikrop yuvası haline geliyor. filmin finali böyle müthiş bir şekilde bağlanıyor. ayrıca railly'nin dünya savaşı'nda cole'u gördüğü sahnede müthişti. zaman makinesine ait bir çizgi film geliyor filmin bir yerinde. ''bu zaman makinesini ben yarattım'' diyor karakter.

filmde gerçekten de zaman makinesi yaratan biri vardı çünkü.

gerçekten takdire şayan bir senaryo... benim teorim bu şekilde, saygılar.

Arkadaş Ortamında Konuşmaya Bile Cesaret Edemeyen Birinin Spor Sayesinde Yükselişinin Öyküsü