Bill Gates Nasıl Oldu da Kendisini Bu Denli Hayır İşlerine Adadı?
Microsoft'un kurucularından Bill Gates, 2008 yılında tüm vaktini hayır işlerine harcayabilmek için şirketinden ayrılmıştı. Bu konu zamanında Ekşi Sözlük'ün kurucusu "ssg"nin biraz kafasını kurcalamış ve okuyunca insana epey mantıklı gelen şeyler yazmış.
Bill Gates Nasıl Oldu da Kendisini Bu Denli Hayır İşlerine Adadı?


bill gates'te anormal seviyede bir filantropi var bilmem dikkatinizi çekti mi? 

70 milyar dolarlık servetinden sadece 100 milyon dolarını çocuklarına bıraktığını duyduğumda şaşırmıştım. servetinin geri kalanını da bill and melında gates foundation'a bırakmış. yaşadığı hayat da servetiyle kesinlikle orantılı değil, şöyle bi 10 milyon dolar yapan herkes aynı standartta bir hayat yaşayabilir. benim evden arabayla 15 dakkalık mesafede bir tane göl kıyısında oturuyor. o kıyıdaki evlerin fiyatları da maksimum 10 milyon dolar. (bill gates'inki özel yapım bişey 150 milyon dolar mı ne ama manzara aynı manzara işte, sen de daha ufak bir yatakta yatıver). benzer downtown'a uzak gollerden birini bulup daha ucuza ev ayarlamak da mümkün.

nitekim geçen sene de microsoft'tan tüm vaktini hayır işlerine harcamak için ayrıldı. arkadaşı olsanız "bill? nedir bu hayır hevesi dünya sana mı kaldı bill'im?" falan demez misiniz? "hayatının 30 yılını harcayıp bişeyler elde ettin biraz da yat keyfini sür" diye sırtına vurmaz mıydınız? ben yapardım. daha da önemlisi dünyanın en zengin diğer 9 adamı öyle yapıyor.


bill gates'in kapitalizm camiasında son derece acımasız olduğu bilinir

microsoft nice rakiplerini ezmiş geçmiştir hiç de acımamış, "rekabet iyidir" dememiş çatır çatır firma batırmıştır. bizzat microsoft'un batmasına katkıda bulunduğu "dev" firmalar arasında borland, lotus, digital research var. ayrıca apple ve ibm gibi devleri de pc alanında soluksuz bırakmıştır. son derece baskın, davalara konu olacak kadar tekelci bir politika gütmüştür. bu bizzat bill gates'in iş başarısının sırrıdır; acımasız merhametsiz bir iş yönetimi. kendisi hakkında yazılmış biyografinin adı hard drive oradan bir orantı çıkarın.

iş adamı bill gates'e bakıyorum bir de hayır işine gönül vermiş bill gates'e bakıyorum bir şeyler oturmuyor. sonra aradaki zaman farkı aklıma geliyor. hatırlıyorum bu bill gates albuquerque polisine aşırı hızdan tutuklanmış olan bill gates. yani gençlik döneminde en hafif tabirle "cadde gençliği" diyeceğimiz tayfadan. mugshot'ına bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız.


"ne oldu da bu adam hayra adadı kendini?" sorusu uzun zamandır kafamı kurcalıyordu. zannediyorum ikna olacağım bir yanıt buldum. şöyle izah edeyim

microsoft ile bill gates 80'lerde yaşadığı patlamadan itibaren değişmez bir bütün oldu. yani microsoft deyince bill gates, bill gates deyince microsoft anlaşılıyor. aynen bugün steve jobs ile apple'ın durumu gibi. belki ondan daha da fazla. microsoft'a çalışmaya giden bir adama "bill'e selam şöyle" demek farz mesela. kaç kere "bill gates'le tanıştın mı?" sorusuna maruz kaldığımı bilmiyorum.

1990 başlarında microsoft'un yükselen imajı önce "excel'de windows'ta dökümante edilmemiş gizli fonksiyonlar kullanıldığı" skandalıyla hemen arkasından da windows'un o zaman ms-dos rakibi dr-dos'ta çalışmamamsi için kod barındırdığı skandallarıyla sarsıldı. microsoft'la apple'ın grafik arabirim araklama yüzünden davalı olduğu yıllar. arkasından ms-dos 6.2'de gelen disk sıkıştırma teknolojisinin stacker'dan arak olduğuna dair dava geldi apar topar farklı teknoloji ve isimle 6.22 sürümü çıkartıldı. benzer hırsızlık davalarına emm386 hafıza yöneticisi de konu oldu. en vurucu olanlarından biri de windows 95 beta'larında registration wizard'ın izinsiz olarak kullanıcı bilgilerini yollaması skandalı oldu. her ne kadar windows 95'te bu durum düzeltildiyse de o andan itibaren tüm bu söylentiler (topu topu 5 yıl boyunca bu kadar skandal patlak veriyor hayal edin) microsoft'a yazılımın karanlık patronu imajını yapıştırdı.


benim 1999'da microsoft entry'm var "pure evil" diye, bizim de algımız o yöndeydi biz "borland'ın patronu microsoft'a gitmiş o kapıdan kovmuş o yüzden borland'ı kurmuş" diye saçma sapan efsanelerle turbo pascal ve delphi seven insanlar olduk. kodlarımızda bill gates'e küfürler vardı. neden bill gates'e küfrediyorduk? çünkü patron oydu. öndeki adam oydu. mesela bir "ahmet ibm" olsaydı belki ona da küfrederdik ama öyle biri olmadığı için yapamıyorduk. zannediyorduk ki microsoft dediğin binanın en üst katında böyle bill adında takke giymiş sith lordu gibi "hiffsffiifffsshh" gibi yılansı faremsi sesle konuşan ve sürekli ellerini ovuşturan "nasıl insanları sömürürüm" diye düşünen bir adam ve onun işlettiği şeytani planlar var. sadece bizim değil herkesin algısı bu şekildeydi, basına da tam olarak böyle yansıyordu. "karısına sormuşlar bill nasıl diye microsoft demiş" fıkrası o dönem çıktı ama hiçbir zaman "karısına sormuşlar warren buffet'le niye evlendiniz diye kim open buffet reddeder ki" diye fıkralar çıkmadı.

zannederim 1997 ya da 1998 civarı brüksel ziyaretinde biri bill gates'in suratına pasta yapıştırdı. onun videolarını seyredip kakara kıkırı güler olduk.


bütün bu olan bitenler 10 yıldan az sürede 90'ların içinde oldu

yani 10 yıldan az süre içinde microsoft, "programcıların dostu", "işletim sisteminin kralı", "canım commodore basic'i amiga basic'i yapan firma" şeklinde iyi şekilde anılmaktan çıktı "para için her tür pisliği yapan", "şerefsiz" bir firmaya dönüştü.

gates foundation da ilk olarak 100 milyon dolar sermayeyle 1994 yılında kuruluyor. tam bu skandallar döneminin ortasında demek mümkün. 1999'da bill gates 120 milyon dolar daha yatırıp derneğe ikinci büyük katkısını yapıyor ve bundan sonra dernek aktivitelerini de ussel olarak arttırıyor. nitekim 9 yıl sonra 2008'de de microsoft'u tümden bırakıyor ve gerekçe olarak "kendisini hayır işlerine adayacağını" söylüyor.

microsoft'u bırakmadan önce son yaptığı şey de bill gates'in i'm a pc reklam kampanyasının parçası olan seinfeld skeçlerinde sıradan bir aileyle kalan sıradan adam, "bizden biri" bill gates imajını körükleyen ve aslında sözkonusu reklam kampanyasının hiçbir tarafına eklemlenemeyen reklam çekimlerinde oynamak oldu.

Söz konusu reklamlardan biri.

bu şekilde gidişata tepeden bakınca nereye gittiği ve ne olduğu daha açık seçik görülebiliyor. bill gates üstüne yapışan microsoft'u ve beraberinde addedilen "şerefsiz", "kötü", "insanları sömüren" sıfatlarını yıkanarak atmaya çalışıyor. bundaki azmi ve orantısızlığı da son derece anlaşılabilir. tüm dünyanın nefret ettiği insan olmak ve buna rağmen normal insan gibi yaşamaya çalışmak mümkün değil. birileri gittiğiniz ülkede sizi gülücüklerle değil suratınıza pasta atarak karşılıyorsa, genel geçer bir alay konususuysanız, sürekli aşağılanıyor stratejilerinizden dolayı aslında sahip olmadığınız "emek düşmanı", "iyi niyet yoksunu" sıfatlarına layık görülüyorsanız bu noktaya gelebilirsiniz.


özellikle de dünyanın en zengin adamıysanız kendinizi "insanlığınız" dışında kanıtlayabileceğiniz hiçbir alan kalmamış demektir

bir insanın dünyanın en zengin adamı olup hem de insanlığını, iyi kalpliliğini kanıtlayabilmesinin zorluğunun yarattığı ikilem ve stresi tahmin etmek güç değil. "param var ama mutlu değilim" sanırım 80'li yılların başında hızlı arabalara düşkünlüğü haricinde mütevazi hayatından başka bir şey bilmediğimiz bill gates'in çığırageldiği ağıttı bugüne kadar.

70 milyar dolarlık servetinin tamamını hayır işlerine bağışlamak bence büyük bir mesele değil. bence daha büyük mesele hayatının 30 yılını bağışlamaktır. bill gates resmen hayatının 30 yılını, harcadığı en parlak yıllarını, sırf arkasından "iyi bilirdik" densin diye tüm insanlığa bağışlamıştır. sırf bu bile 19 yasından beri iş dünyası dışında bir dünya görmemiş kafası yaşlanmamış bu hırslı çocuğa sempati beslememe yeter.

DAHA FAZLA İÇERİK