Bir Askeri Üsse Hiç Benzemeyen Belçika Terminali Melsbroek'te Yaşanan Türk Anısı
Ekşi Sözlük'ün, kalemi kuvvetli asker yazarı "anglachelm"den, Belçika'daki bu ilginç terminal ve orada zamanında yaşanmış ufak bir anıyı anlatan güzel bir yazı gelmiş.
Bir Askeri Üsse Hiç Benzemeyen Belçika Terminali Melsbroek'te Yaşanan Türk Anısı
Getty Images/LAURIE DIEFFEMBACQ/AFP

melsbroek, brüksel'deki nato ana karargahı ile mons'taki askeri kanat binasına gelecek askeri personelin -eğer askeri uçakla geliyorlarsa- kullanacakları yerdir. ancak genelde mümkün mertebe kullanmamaya çalışırlar. yapabiliyorlarsa tarifeli uçakla gelip insan gibi hizmet alırlar.

brüksel uluslararası havaalanının yanına iliştirilmiş bu ufak terminal, diğer havaalanının bütün tesislerine bütün şaaşasına gayet zıt bir yerdir.


bekleme salonu plastik sandalyeler ile döşeli tepesinde iki ampul yanan bir göz odadır.

belirtmek gerekirse de burası bir hava üssü değildir, bizdeki yeşilköy pistinin yanındaki hava harp okulunun kullandığı tesislere benzer bir yapılanması vardır. genellikle askeri taşımacılık amaçlı kullanıldığından buraya inen general amiral sayısı aylık zibilyon adettir. hepsinin de istikameti nato karargahlarıdır. buna rağmen belçika'da bir allahın kulu da çıkıp şuraya bir kahve makinesi bir kettle koyalım gecenin ayazında askeri uçak bekleyen adamlar kendini kahırdan kesmesin diye düşünmez. anladığım kadarıyla burası militarizmden çok da hazzetmeyen belçika kültürünün askeriyeyi lüks ve şaaşaadan zorla soyutlamak istemesinin de bir tezahürüdür. askerliğe yapılan her harcama gereksizdir (ne yapsalar almanlar yine gelip eziyor, sonunda dünyanın ucundan amerikalılar ülkeyi gelip kurtarıyor, niye para versinler) ama lüks daha da bir gereksizdir. tabii lükse olan haklı düşmanlık nihayetinde kastını aşıp ortamı mahrumiyet bölgesi haline getirmiştir.

işte bu ahval ve şerait içinde özellikle türk kurmay albayların ve paşaların bulutların üzerinden gelip (her türlü pun intended) lüks saraylarda ekürileri nato subay heyetiyle dünyanın gidişatına dair karar sürecine dahil olmaya hazırlanırken dünyalarının bir anda alt üst olması, daha böyle ilk dakikalarda plastik sandalyeler üzerinde etraflarını şaşkınlıkla izlemeleri falan melsbroek askeri havaalanını psikanalitik olarak ilginç bir yere koyar. sanırsam kazanılmış kültürün böyle bir anda tepetaklak olması en son 1960'larda almanyaya giden türk işçilerin "şeher" görmesi sonucu olmuştu.

daha da ilginç bir olay da şu

türkiye'ye izmir landcom'a gidecek avrupalı generaller kafilesi için türk hava kuvvetleri bir cn-235 ayırır. uçak iner ki üniformalı tulumlu deri ceketli pilotların arasından bir de sivil personel iner. bense adama bakıp bakıp bir şeye benzetemem, subay olsa yaşı yüzbaşıdan fazla değil ama takım elbise giyiyor. üstünde bir rahatsızlık, bir acelecilik var. belli ki bir şey lazım. pilotlar hayatta uçağı bırakamadığından bu garibim gelip bir şey sormak için fellik fellik bir yetkili arıyor ama bulamıyor. en sonunda şu soldaki kapıdan girip derdini belçikalı "resepsiyon" astsubayına anlatmaya çalışıyor. ben de oradayım, kulak misafiri oluyorum. uçakta bir sürü general gidecek diye türk hava yollarından apar topar eli yüzü düzgün bir steward istemişler ve de iş bu zavallıya denk gelmiş. normalde istanbul adana tarifeli uçan adamı hiç bilmediği ortama itmişler ve uçakta ikram yap demişler ama askeri uçakta ne ikramı olabilir ki. melsbroek havaalanında biz buradan (türkiyeden) talimat göndeririz uçağa 20 porsiyon kuru pasta ot bok hazırlatırız demişler. adam kuru pastanın ingilizcesini düşünürken benimle göz göze geldi.

- "hayırdır?" dedim.
- "türk müsünüz? bizim uçakta ikram edilecek paketlerimiz varmış ama bulamıyorum. acaba burada operasyon kısmında mıdır? bir yardım eder misiniz" dedi. sanıyor ki burası ticari havaalanı gibi bir şey.
- "tüm operasyon işte bu tek göz oda, gerisi belçika ordusunun. paketiniz burada yoksa yoktur" dedim.
- "bir sorsanız?"
- *belçikalıya* did you see any food packages around here?
- *belçikalı hayır anlamında kafa sallar*
- "ama ama ama.. ne vereceğiz misafirlere? kahve olsa, üçü bir arada"
- "kettle bile yok, sandalyelere baksanıza siz"
- "aaa"

bu işi ayarlayan kimse asıl kumanyayı askeri kanat karargah orduevine ısmarladıkları için ve orası o anda 36km uzakta olduğu için paket maket gelemez. neyse ki o esnada olayı protokol departmanı hızır gibi yetişip çözer. uçuşu 18 dakika rötarlayarak yerel bir pastaneden 40 parça sert waffle donut vs ayarlayıp uçağa koyarlar. waffle kokusu ortamı sarınca o ana kadar boş bakkal gibi gezinen melsbroek görevlileri kış uykusundan uyanan ayılar gibi ancak ortaya çıkar yardım falan ediyor pozlarına girerler. ama zırnık koklatmayız. yağma yok.

öte yandan amerikalılar ise melsbroek'ü her türlü es geçip bütün personelini direkt olarak kendi hava üslerine, chievres'e indirirler.


burda insan gibi de karşılanırlar, bowling de atarlar, belçika'daki tek burger king burada olduğundan hollanda'dan whopper gömmeye gelmiş binbaşılarla hoşbeş de ederler. gelmişken px'e de uğrarlar sonra üsten çıkıp işlerine bakarlar.