Bir Bebeğin, Hareketlerini Kombine Ederek Yürümeyi Öğrendiği Sistem: Motor Gelişim Teorisi
Hayatta pek çok şey gibi yürümeyi öğrenmemiz de pek çok farklı değişkenin sonucuymuş. Dynamic systems theory ya da motor gelişim teorisi, bunu açıklıyor.
Bir Bebeğin, Hareketlerini Kombine Ederek Yürümeyi Öğrendiği Sistem: Motor Gelişim Teorisi
iStock

dynamic systems theory; bebeklerde motor gelişimin oturması ve yapılabilen hareketlerdeki ustalığın artması sürecinin, kademeli olarak artan ve karmaşık hareketlerin birbirini takip ettiği, ve her birinin bir diğeri için baz/temel oluşturduğuna dair gelişim psikolojisi teorisidir. bu teoriye göre motor gelişim, birbirinden birçok farklı motor becerinin organizasyonu ve kademeli olarak tekrar organizasyonuyla gerçekleşir ve bu organizasyon yapılacak hareketin doğasına göre değişir.

mesela yürüme (g) için sırasıyla, tekmeleme (a), yuvarlanma (b), ulaşma/uzanma (c), emekleme (d), destek almadan oturma (e), ayakta durma (f) gibi adımların, birbirleriyle birleştirilerek ve birbirine entegre olarak gelişmesi gerekir.


demek istediğim şu

yürümeye giden yolda tekmelemeyle başlayan gelişimde, bebek önce ayakların birbiriyle koordinasyonunu sağlayacak, bunu yapmaya başladıktan sonra yuvarlanmayı öğrenmesi lazım, ki komik gelse de bunun için göğüs, bel ve boynu çalıştıran kasların güçlenmesi lazım. tekmelemeyle yuvarlanmayı birleştirerek (a+b) bunları el hareketleriyle de koordine etmeli. bundan sonra emeklemeye geçebilmesi için önce bir amacı olmalı, burada bebeğin motivasyonuna da rol düşüyor, zira bir şeye uzanmak (c) istemesi lazım ki normal gelişim sürecinde bu motivasyon görülmeli zaten, ve bir şeye uzanabilmek için kolları üstünde kontrolü olması, ve görsel alanı içindeki objeleri seçebilmesi, ve daha sonra da kol hareketiyle görsel alan koordinasyonunu yapabilmesi lazım. bunları birleştirince (a+b+c=d) emeklemeye geçiliyor.

emeklemeden yürümeye geçişteyse, emeklemeden (d) oturmaya (e) geçiş sürecinde yine kafaya giden kaslar ve göğüs kasları üstünde kontrol sağlaması lazım, bunları yine birçok farklı kaşı çalıştırıp birleştirerek ayağa kalkmayı başarıyor (d+e=f).

ayağa kalkma süreci ve kalkabildikten sonra da dengeyi sağlamayı öğrenme zorlu bir süreç, zira vücuttaki en büyük parça kafa (ergenliğe kadar da kafa yetişkine göre daha büyük) ve bu yüzden ayakta durmaya çalışırken sıkça dengenin bozulmasına ve bebeğin kıç üstü yere düşmesine sebep oluyor. bu nedenle ayakta durmayı becermesi için emekleme ve oturmayı iyice geliştirip, aynı zamanda bacak kaslarının yeterince güçlenmesini beklemesi gerekiyor, ve bebek tüm bunları koordine ederek ve birleştirerek (d+e+f=g) yürümeye başlıyor. burada sosyal öğrenme, yani anne baba desteğini de atlamayalım; sürekli olarak farklı objelere ulaşması için teşvik edilen, bu çerçevede oyunlar oynanan ve koltuk altından tutulup yürütülen çocuklar genelde daha çabuk yürüyorlar.


aslında bu hareketlerin büyük çoğunluğu dengeyi sağlamakla alakalı

ki dengeyi sağlama her bir hareket için ayrı ayrı öğreniliyor; yani desteksiz oturup yana yuvarlanmadan durabilen ya da yine yuvarlanmadan yüz üstü düşmeden emeklemeyi başaran bebek ayağa kalkmak için en baştan ve eski becerilerin yardımıyla ancak dengeyi yeniden keşfederek ayakta durmayı başarıyor (d+e=f), zira bu yeni beceri için farklı dönüş pozisyonları ve çalışan farklı kaş grupları var. yürüme için de yine aynı minvalde, dengenin en baştan sağlanması(d+e+f=g) ve adım atmayı öğrenmek gerekiyor ki, yürümeye yönelik motor gelişim için önemli olan şeylerden biri de ilk bir yaş içinde görülen adım atma refleksi (stepping reflex). bu refleksi 6-7 aylık bir bebeği koltuk altlarından tutup ayaklarını bir yüzeye değdirdiğinizde görebilirsiniz, normal motor gelişim süreci içinde sırayla bir bacağını öne atarak yürümeye çalışacaktır.

kısaca, bu aslında insanlık için büyük bir adım olan motor gelişim teorisidir.

Bu içerik de ilginizi çekebilir