Bir İşten Sonuç Alana Kadar O İşi Arkadaş Çevresinden Gizleme Sanatı
Hedeflediğimiz bir iş gerçekleşene kadar konuyu herkesten gizlediğimiz çok olmuştur. Nedenini ve nasılını kendimize bile doğru düzgün itiraf etmesek bile bunu yapmayı bazı işlerimizde özellikle sürdürüyoruz.
Bir İşten Sonuç Alana Kadar O İşi Arkadaş Çevresinden Gizleme Sanatı
iStock.com


pek hınzırca bir taktik.
örneğin delicesine roman yazarı olmak istiyorsunuz. ilk romanınız çıkana değin kimseye bahsetmezsiniz bundan... çünkü biri öğrenirse sen de bir halt yazamazsan o kişi sürekli seni dürtecekmiş gibi kuruntulara kapılırsınız. örneğin üniversiteye gittiğiniz hâlde herkesten gizli üniversiteye giriş sınavına girersiniz. ancak güzel bir sonuç alınca millete haber verirsiniz. bunun gibi bir şey işte... bu şeyi tek bir sözcüğe indirgemek istedim ama başaramadım.

adeta hayat felsefem. kafamda planladığım işi gerekleştireceğim güne kadar yakın arkadaşlarım ve akrabalarım dahil kimse bilmesin diye özel çaba gösteriyorum. sanki dayanamayıp söylersem işin büyüsü bozulacak ya da çomak sokmak isteyen birileri olacakmış gibi geliyor hep. garip tabii...

uyguladığınız takdirde şöyle bir kaç olumlu faydaya sahip olursunuz:

1- gereksiz enerji harcayacağınız yorum ve görüşlere maruz kalmazsınız.
2- 2. şahıslarca dikkatinizin dağılması olanağı sıfırlanır ve konuya daha iyi odaklanırsınız.
3- özgüveniniz sarsılmaz, bilirsiniz ki olumlu da olsa, olumsuz da olsa sonuç sizin eseriniz olacaktır.
4- düşmanın istihbarat radarlarına yakalanmazsınız. bu büyük bir avantaj sağlar.
5- olumsuz sonuçlanırsa kimseni başarısızlığını duymaz ve prestijiniz sarsılmaz.
6- olumlu olursa dostu sevindirir düşmanı üzersin.

sözün özü o çeneni tut!

resmen beyninizi kurtarır.

mesela bir yerle iş görüşmesi mi var? evet işte bunu kimseye söyleme! bir iş mi düşünüyorsun işte bunu söyleme!
hele sürekli didik didik eden bir annen varsa asla ve asla söyleme. ulan iki günde bir sorar, yorum yapar aman tanrım kabus.
20 yaşımdan sonra bunu öğrendim ve işe başlayacağım gün girdiğimi, bir şeyi aldığım gün aldığımı vs. şeklinde bir politika ile devam ettiriyorum.

öneririm.

nazar değer zırvalarına falan gerek yok. sonuç almadan yaygara koparıp elinize yüzünüze bulaştırırsanız eğer fena göt oluyorsunuz. aman diyim.

bunu uygulamadığım zaman elimde patlıyor genelde. uyguladığımda ise netice alıyorum.

mesela lisans okurken japonyaya gitmeye karar verdim. her ortamda söyledim. yalan oldu. sonra çin dedim. yine herkes duydu ve bir süre sonra o da yalan oldu. sonra dedim ki rusya'ya gideyim. araştırdım, inceledim, iletişim kurdum, pasaport çıkardım, aileme haber verdim ama çevreye duyurmadım. bileti aldım ve uçuştan 1 hafta önce ilan ettim. gerçekleşti. arnavutluğa gezmeye gideceğim dedim. çok kişi öğrendi terslik çıktı olmadı. gürcistana gitme imkanı oldu kimseye haber vermedim gittim ve döndüm. ufak tefek şeylerde de ilan edince elimde patladığı çok oldu. kem gözlere mi geliyoruz ne? 

nazar meselesini ayrı tutarak söylüyorum, kendi kendine eline yüzüne bulaştırırsın ve biter mesela. bir meselenin ne kadar çok bileni olursa o kadar çok beklenti gelişir. fazla anlam yüklersin falan. söylemeden kimseye halledip olduktan sonra güzel birşeyin haberini vermek de daha tatlidir hem.


billimsel tarafı çoktan açıklanmış mevzudur.

http://www.psych.nyu.edu/…lski_when_intentions_.pdf

hedefleriniz ve planlarınız hakkında konuşmak, beyinde sanki o işi çoktan bitirmişsiniz gibi bir tepkiye sebep oluyor. bu da o işi yapma olasılığını düşüren bir şey.

atalarımız da ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz diyerek ecnebilerin klinik testlerle bulduğu şeyi çoktan beyan etmiştir.

DAHA FAZLA İÇERİK