Bir Kadının Gözünden "Anlatmayan Erkek" Modelinin İçinde Bulunduğu Çıkmazlar
Erkeklerle özdeşleştirilen çoğu karakter şekli gibi anlatmayan erkek de zaman içinde bir mite dönüşmüş olabilir mi?
Bir Kadının Gözünden "Anlatmayan Erkek" Modelinin İçinde Bulunduğu Çıkmazlar
Drive (2011)

erkekler çoğu zaman erkeklik mitlerinin kurbanı oluyorlar. anlatmayan erkek de bir imaj gibi, sanki anlatmayınca, kendi başına çözmeye çalışınca ve çözebilince daha bir erkek olunuyormuş gibi. işlerliğini sürdüren her mit gibi tehlikeli bir yanı var erkeklik mitlerinin de. yüzlerce mit var üstelik, erkeklik dediğimiz alan mitlerle dolu, adeta mitler imparatorluğu. bu mitlerin giderek artışıyla birlikte de kadınlardan daha gizemli varlıklar haline geliyoruz. gizemli olmak iyi midir kötü müdür bilmiyorum ama bir mitin boyunduruğunda yaşamanın insanı dertli kılan sonuçları vardır.

anlatmayan erkekten bahsedeceğim ama ifade biçimi öylesine vurucu ki bir türlü "anlatmayan erkek" tamlamasından alamıyorum kendimi. dile getirdiği bir şey var bu tamlamanın: gizemli erkek? güçlü erkek? cool erkek? yalnız erkek? erk-ek zaten ekten oluşurken bir de başına "anlatmayan" eklenerek iyice karmaşık hale getirilmiş. evet, erkekler giderek karmaşıklaşıyor. kadınları çözmek tarih boyunca meseleydi de, şimdi erkekler de çözülecek bir meseleye dönüşüyor. biraz da kadınlar mı uğraşsın demeli? ilişkiler hakkında hiçbir fikrim olmadığı için soru işaretiyle bırakıyorum. fikrimin olduğu şeyse şu: giderek artan karmaşa bir yığılımın işaretidir ve sorunların olduğuna işarettir. anlatmayan erkek de sorunlu bir erkektir. herkesin sorunlarının olması ayrı birşey, sorunlu bir erkek olmak apayrı bir şey.


anlatmayan sözcüğü tamlamanın niteleyicisine dönüşüyorsa o erkeğe diyeceğim şudur ki, geçmiş olsun. anlatamama, anlatılamaz şeylerin olduğu inancı, utanıp sıkılma, çekinme, anlatacak birini bulamama vb. onlarca insani zorluğu geçiyorum ve "anlatmayan" kısmına geliyorum. bu başka bir düzlemdir bana göre. anlatma çabası kişisel tarihin bir aşamasında ölmüş ve başka bir aşama olan "anlatmayan"a geçilmiştir. anlatmayan sözcüğü kişinin yeni benlik tanımı olmuştur, erkeğin önüne geçmiştir. anlatan erkeğe ne olmuştur peki? bir zamanlar anlatıyordu da sonrasında mı anlatmaz hale geldi? bir şeyler olmuştur, çok da kurcalamamak lazım.

bu erkeğe geçmiş olsun diyorum çünkü bir mitin kurbanı haline gelmiştir. erkekler böyle, kafalarında canavarları alt etmeye çalışan herkülvari figürler olarak addediyorlar kendilerini bazen. oysa aslında kafalarında yaşamak yerine dışarıya açsalar, paylaşsalar, tüm bunların irili ufaklı insani dertler olduğunu da farkedip rahatlayacaklar. diyeceğim şu ki anlatmayınca erkek olunmuyor, aksine, dertlerinden dolayı tıkanmış ve depresif bir erkeğe dönüşülüyor. "anlat açılırsın" diye bir laf var mesela dilimizde. anlatmak çoğu zaman açıcıdır.


anlatmayan kadın diye bir ifade varsa da ona rastladığım olmadı pek. bu yüzden erkeklik miti anlatmamak. oysa erkeğin malı meydandadır diyen güzel bir söz daha var ki son derece manidardır da, erkeğe dair hakikati ifşa eder ve bu keyiflidir de, yani erkeklik. zaten bir artı iki eklentiniz varsa başka eklere, niteleyicilere ne gerek var ki? ve üstelik bulunan her yeni eklentiyle doğal eklerin işlevsizleşme tehlikesi de varsa. gizemi kadınlığın alanına iade etmeyi öğrenmek gerek.

insan, ötekine dil yoluyla, konuşa konuşa açılır. kendiliğini gerçekleştirmesi için elinde olan araç konuşma işlevidir. anlatmak işlev boyutunu edinecek denli önemli, fonksiyonel bir araçtır. şimdi anlatmayan erkeği yeniden düşünün çünkü bu bir işlev kaybıdır. konuşmanın beden üzerindeki etkilerini de göz önüne alınca sorun yaratabilecek bir işlev kaybıdır da. umarım anlaşılıyordur.

bu arada anlatmayan kadınlar da var ki o da ayrı bir mesele. kabaca söyleyecek olursam kadınlık sorunlarını aşabilmek için erkeklik rolüne bürünmeye çalışıyorlar, sanki işe yarayacakmışcasına. erkeğin eki kadınlarda olmadığı için hiçbir işe yaramaz. sadece rol olarak kalır.
anlatın, açılırsınız. herkese analtılmayacak şeyler vardır elbette de, uygun birini bulmak da anlatma isteğinin göstergesidir zaten.