Bir Zamanların En Popüler ve En Çok Ziyaret Edilen Sitesi MySpace'in Yükselişi ve Düşüşü
"O neydi ya öyle..." şeklindeki sohbetlerin öznesi olan, bir dönemin efsane sitesi MySpace artık eski popülerliğinde olmasa da kendi türünün öncülerinden olması sebebiyle en azından hikayesinin öğrenilmesini hak eden bir hadise.
Bir Zamanların En Popüler ve En Çok Ziyaret Edilen Sitesi MySpace'in Yükselişi ve Düşüşü
iStock


chris dewolfe ve tom anderson, çalıştıkları xdrive şirketi iflas ettikten sonra, kendi işlerini açmaya karar verir

eski şirketlerinden aşırdıkları 12 milyon e-posta adresiyle birlikte, responsebase adında e-posta pazarlama şirketi kurarlar. yıllardan 2001 ve online gizlilik ile ilgili kanunların daha gelişmemiş olduğu düşünülürse, e-posta pazarlama şirketleri, günümüzdeki gibi izinle e-posta pazarlama yapmıyor, daha çok spam türünden bir iş modeli ile hayatlarını sürdürüyorlardı. uzun lafın kısası, chris ve tom, spam işindeydi.

internet üzerinden iş yapmalarına rağmen, programcılık konusunda bilgileri yok. yetenekli olduğu konu, bir şeyi nasıl pazarlayacaklarını çok iyi bilmeleriydi. kendi şirketlerini açmalarından kısa bir süre sonra, şirketlerini, daha büyük bir spam (ve dolandırıcılık) şirketi olan, euniverse’ye sattılar. euniverse’nin hizmetleri arasında casus kamera satmak, spam yollamak, botox alternatifi olarak pazarladıkları kırışıklık giderici krem satmak, e-kitap satmak (sattıkları kitapların içinde “bir insani nasıl hipnotize edebilirsiniz?” ve “boy uzatmanın yolları” gibi bilim dünyasını aydınlatıcı konular vardı) gibi “dürüst” hizmetler yer alıyordu. ama iş kolları içinde ki en meşhur ve önemli payı casus yazılım (spyware) konusunda yaptıkları çalışmalar alıyordu. hatta, kazaa diye bilenen meşhur p2p programının adware fonksiyonunu sağlayan da tom ve chris’in şirketini satın alan euniverse idi.

Chris DeWolfe ve Tom Anderson. Fotoğraf: Getty Images/Gilles Mingasson

chris ve tom’un kariyeri büyük bir kısmı spam, izinsiz reklam ve adware ürünlerini pazarlamak için topluluk yaratmak ya da bulmak ile geçiyordu

beraber çalıştıkları ilk şirket xdrive, eposta adresi ve kişisel bilgi karşılığı, ücretsiz bellek veren bir hizmetti. bir sonraki şirketleri responsebase’in ana görevi gereksiz ürünlerin e-posta kutularına yollanmasıydı. bir sonraki şirket euniverse (şimdi ıntermix adıyla biliniyor) ise bütün bu servisleri, büyük şirket çatısı altında toplayan ve işin çapını daha da genişleten bir şirketti. chris’in spam kariyeri döneminde öğrendiği en büyük ders insanların işlerine yarayacak ücretsiz hizmet karşılığında birçok kişisel bilgiyi hiç çekinmeden verdikleriydi. 2002 yıllarının sonlarına doğru, chris ve tom, euniverse’yi “spam 1.0” modelinden, “spam 2.0” modeline yükseltmek için fikir üretmeye başladılar. o dönemde en popüler sosyal ağ, friendster siteydi. chris ve tom, sosyal ağ türünden sitelerde büyük bir potansiyel olduğunu fark edip, kendi friendster benzeri sitelerini kurmak için çalışmalara başladılar. amaçları, friendster gibi popüler bir sosyal ağ oluşturup, euniverse ürünlerini pazarlayacak yeni bir kitle oluşturmaktı. friendster’in potansiyelini anlamalarından 10 gün sonra, kendi sosyal ağ sitelerinin ilk versiyonu hazırdı.

ilk halka açıldığında yani ocak 2004’de, sitenin üyeleri, euniverse şirketinde çalışan 250 kişiydi. euniverse ceo’su brad greenspan şirket içinde 1000 dolarlık ödüllü bir yarışma başlattı: kim en çok üyeyi siteye getirecek?

tom, arkadaşları arasında asosyal bilinen bir kişiydi. çok fazla arkadaşı yoktu. yarışma sonunda, yalnızca 20 kişi getirebildi.

chris bir şeyin farkındaydı. bu yeni sosyal site için, bir hikaye gerekiyordu. “büyük bir spam şirketinin sosyal ağı” imajı onların lehine çalışacağından, bir çok şirketin başvurduğu bir halkla ilişkiler metoduna kullandılar: yalan haber.

hikaye basitti... tom, kendi başına bu siteyi oluşturmuştu. yalan işe yaradı. medya ve sitenin ziyaretçileri, bu yalana inandı. siteye üye olan herkes, otomatik olarak tom’un arkadaşıydı. kendini asosyal olarak niteleyen tom, bir andan binlerce kişinin arkadaşıydı ve sitenin ilk başkanıydı.


siteye daha fazla üye kazandırmak için, bu yalan dışında başka ilginç metotlar da kullanıldı

friendster’in çok meşhur bir üyesi vardı. bu “tavşan kız”, tom ve chris ile görüştü ve friendster’dan, tom’un sitesine geçmeyi kabul etti. bir anda bu haber büyük bir yankı yarattı çünkü internetteki her büyük gelişmenin temeli olan seks, bir kez daha işliyordu. sanal şöhret, seksi tila tequila, artık chris ve tom’un sitesindeydi. universe’nin 50 milyona yakın eposta adresi vardı. herkese bir eposta yollandı ve siteye üye olmaları istendi. karşılığında da insanlara, tila tequila gibi bir kişiliğin olduğu platformu paylaşma şansı verdi... ücretsiz.

buraya tom ile ilgili küçük bir parantez açacağım. tila tequila’yi seçen ve bu ilginç pazarlama fikrinin sahibi tom’du. tila tequila gibi asya kökenli kızları sevmesinden mi yoksa asosyal olduğu için bilgisayar başında oturup, hayatını asyalı çıplak kızlara bakarak geçirmesinden mi bilinmez, tom kendisine ait bir porno siteyi de yan proje olarak devam ettiriyordu. sitenin ismi asya takımı idi. kapa parantezi.

bu yeni sosyal ağ sitesi, e-posta hesabınıza bakıp, adres kitabınızda kayıtlı isimlere üyelik öneren e-posta gönderme fonksiyonu kullanan ilk siteydi. şimdi, artık bu fonksiyon, hemen hemen her sosyal ağ sitesinde var. bir başka önemli fonksiyon ise, müzik grupları, organizasyonlar ve şirketler bu sitede profile oluşturabiliyordu. hatta, isterseniz, sahte isimle hesap bile açabiliyordunuz. rakip friendster’da (ve diğer sosyal ağ sitelerinde) bu mümkün değildi.


halka açılmasından 1 ay sonra, yani şubat 2004 yılında, tom ve chris’in sitesi 1 milyon üyeye ulaştı

hızlı programlama ve çabuk büyüme, bir dolu sorunu da beraberinde getirdi. bu sorunların bazıları, şans eseri, fonksiyona dönüştü. örneğin, profil sayfalarında html ile profil oluşturma tamamen bir yazılım ihmalkarlığı ile başladı ama kısa zamanda çok popüler bir fonksiyon haline geldi. her üye, profil sayfasını kendi web sitesi gibi tasarlayabiliyordu. üyeler, kendi seçtiği renkler, değişik arka plan resimleri, duvar kağıtları ile kendi profil sayfalarının tasarımcılarıydı. trafik daha da artı. her gün 23.000 kişi üyelik kaydı yapıyordu. ocak 2005 ayında site 10 milyon üyeye ulaştı. tom ve chris ve siteleri, hemen hemen her teknoloji makalesinin ana konusuydu ve sitenin ismi myspace olarak biliniyordu.

“sosyal ağ” kavramı her geçen gün daha da çok konuşuluyordu

2004 yılında, yeni bir site daha bu terimin içine girdi: facebook. şubat 2005’de tom ve chris, facebook’un üniversitelerde popüler olduğunu duyunca, facebook’un ceo’su mark zuckerberg ile facebook’u satın almak konusunda konuşmaya başladı. mark zuckerberg, facebook’un fiyatının 75 milyon olduğunu söyledi. tom ve chris, pahalı fiyatı pahalı buldular. bu tom ve chris’in facebook’u almak için yaptıkları son görüşme değildi. kasım 2005 yılında son kez aynı konuyu konuştular... bu sefer zuckerberg’in facebook için biçtiği rakam 750 milyondu.

myspace’nin popülerliği, geleneksel medyanın da gözünden kaçmamıştı. kendilerine internet döneminde yeni bir soluk bulmaya çalışan geleneksel medya şirketlerinde biri olan news corp. (medya imparatoru rubert murdoch’in şirketi), myspace’i almak için ıntermix (eski ismi ile euniverse) ile konuşmalara başladı. tom ve chris’in bu gelişmelerden haberi bile yoktu. myspace tom ve chris’in projesi olmasına rağmen, her ikisi de intermix için çalışıyorlardı ve dolaysıyla myspace, intermix’in malıydı. news corp, intermix'e 580 milyon dolar ödeyerek, myspace’i satın aldı ve böylece spamci intermix’in attığı son kazık, çalışanları tom ve chris için oldu çünkü 580 milyonun küçük bir kısmı tom ve chris’e gitti.

birçok kişi, news corp’a ait olan myspace’in eski büyümesini sürdüremeyeceğini düşünüyordu. aksine, myspace’in büyümesi daha da büyük bir hızla devam etti. nisan 2006’da 13 milyona ulaştılar. artık, her gün 170 bin kişi üyelik oluşturuyordu myspace’de. haziran 2006’da aylık trafikte, google’u geçtiler. temmuz 2005’de 54 milyon üyeye ulaştılar ve kasım 2006’da dünyanın en yüksek ziyaretçi trafiğine sahip olan site haline geldiler... açılmasından yalnızca 35 ay sonra.

chris ve tom, time dergisinin 2006 yılının en etkili insanları arasında yer aldı. sitede birçok ünlü de vardı: rem, nine inch nails, jay-z, madonna ve borat. ayrıca, myspace, kendi ünlülerini de yarattı: forbidden, katherine lester ve jeffree star. google, myspace’in resmi arama motoru olmak için, 300 milyon dolar ödedi.


her şey yolunda gidiyor.... gibiydi

myspace’in kontrol edilmez büyümesi ve popülerliği sonunu hazırlayan sebeplerden biri haline geldi. sorunlar başladı. site yavaşladı, hata vermeye başladı, yeni teknolojilere adapte olmakta zorluk çekti ve eski üyelerini memnun etmek ile uğraşırken, yeni üyeleri çekmek için inovasyonda geç kaldı. bir zamanların açık, yenilikçi, kuralsız sosyal ağı, apısız, kapalı ve kurallı bir siteye dönüştü. teknoloji kısmında da büyük hatalar yaptılar. nisan 2008 yılında, az reklamlı ve daha sade ara yüze sahip olan facebook, aylık ziyaretçi trafiği ve üyelik sayısında myspace’i yakaladı ve haziran 2008’den itibaren, myspace’in üyeliği geriye gitmeye başladı. tom ve chris, myspace’den ayrıldı. onların yerine birçok değişik ceo denendi ama kimse 2-3 aydan fazla dayanamadı. ocak 2011’de yüzlerce myspace çalışanı işten çıkarıldı ve nisan 2011’de rubert murdoch, myspace’i satış listesine çıkardı. 2005 yılında 580 milyona aldığı, 2007’de 6 milyar dolar paha biçtiği myspace’i, haziran 2011’de justin timberlake’e 35 milyon dolara sattı.

Yazıda bahsedildiği gibi, MySpace'ten kayıtlarını yayınlayarak çıkış yapan müzisyenler oldu. Bunlardan biri de bugün zirveye yerleşen Arctic Monkeys ve ilk kayıtlarından I Bet You Look Good On The Dancefloor idi. Finali onlarla yapalım.