Blues Dinlemeye Yeni Başlayacaklara Kapsamlı Tavsiyeler
Bu deryaya yeni giren biri için korkutucu olabilir ama verimli ısınma turlarından sonra blues'u sevme ihtimaliniz yüksek. "Blues nedir, neler dinlemeliyim?" diyorsanız buyrun.
Blues Dinlemeye Yeni Başlayacaklara Kapsamlı Tavsiyeler
Blues üstatlarından Muddy Waters.

öncelikle blues için söylenilenleri bir kenara bırakarak önyargısız yaklaşmak lazımdır. tamam, ekşi sözlükte bazı blues delileri vardır, ama sevmeyeni de vardır, bu da son derece normaldir, bu iş en nihayetinde bir zevk işidir... blues armonik olarak basit bir müzik olmasına rağmen, ruhunu ve varyasyonlarını anlamak o kadar da kolay değildir. bu nedenle, blues dinlemeye yeni başlayacak bünyenin öncelikle kolay tüketilebilir blues örneklerine yönelmesi daha doğru olacaktır... blues deliliğine giden yol aşağıdaki şekilde adım adım incelenebilir:

1. öncelikle blues brothers filmi izlenmelidir

bir yandan eğlenceli olmakla beraber, booker t and the mgs grubunun altyapısı steve "the colonel" cropper ve donald "duck" dunn, memphis slim ile uzun zaman çalmış olan matt "guitar" murphy, dinlemeye kesinlikle değerdir... bazı parçalar tam blues değildir, soul ve rhythm n blues ağırlıklıdır ama iyi bir başlangıç noktasıdır. burada blues'a yeni girmek isteyen kişiler için özellikle dinlenmesi gereken parçalar "she caught the katy" (bkz: taj mahal), "sweet home chicago" (bkz: robert johnson), "think" (bkz: aretha franklin), "shake your tail feather" (bkz: ray charles) "boom boom" (bkz: john lee hooker) olabilir... ha, bu arada, 2003 yılında çıkan "director's cut" versiyonunda birçok parça daha uzun tutulmuştur, bulunabilirse bu versiyonu seyretmek daha faydalı olacaktır.

The Blues Brothers - She Caught the Katy


2. blues brothers filminin üzerine, blues brothers 2000 filmi de seyredilebilir

senaryo gelişimi olarak birinciye çok benzemekle beraber, bazı parçaları, özellikle jenerikteki "born in chicago" (bkz: paul butterfield), ortalarda jonny lang ve wilson pickett'in yer aldığı "634 5789" ve sonunda çalan "how blue can you get" (bkz: b b king) ve "new orleans" hoş örneklerdir.

How Blue Can You Get?


3. şimdi sıra geldi biraz araştırmaya

blues brothers'da çalan "sweet home chicago" anons edilirken, magic sam'e ithaf edilmektedir... peki magic sam kimdir? 1960'larda çok genç yaşta ölmüş, sadece iki stüdyo albümü çıkartmıştır. "sweet home chicago" ise ilk albümü "west side soul"da yer almaktadır. bu albümdeki parçaların bir şekilde dinlenmesi, faydalı bir başlangıç olabilir. biraz daha soul kokmakla beraber magic sam'in ikinci albümü "black magic" de güzeldir, özellikle burada freddie king'in "san-ho-zay" parçası güzel bir enstrümantaldir.

Magic Sam - San-Ho-Zay


4. green onions ve my street potato

biraz önce sözü geçen booker t and the mgs grubunun ise "green onions" ve "my sweet potato" parçaları, her ne kadar beraber okunduğunda patates soğan etkisi yapıyorsa da, 1960'ların başları için güzel örneklerdir.

Booker T & The MG's - My Sweet Potato


5. eric clapton

eğer bu noktaya kadar yeni başlayan blues'cu rahat rahat geldiyse, artık eric clapton dinlemenin zamanı gelmiştir, hatta geçmiştir... bu adım, blues brothers filmlerinden hemen sonraya da konulabilir. öncelikle, bulunabiliyorsa, eric clapton'ın daha temiz soundla çaldığı "one more car one more rider" konseri izlenebilir. tonlar rahatsız etmez, ama sapına, hatta köküne kadar blues olan parçalar da olağanüstüdür. burada dinlenmesi gereken kişiler eric clapton kadar, hammond b3 orgda billy preston ve başta nathan east'dir. ha, gitara meraklı olanlar, andy fairweather low'un da ne kadar iyi bir ikinci gitarcı olduğunu fark edeceklerdir. burada blues adına özellikle dinlenmesi gereken parçalar tek akustik gitarla çalınan"key to the highway" (bkz: tampa red) (bkz: big bill broonzy), "hoochie coochie man" (bkz: muddy waters) (bkz: willie dixon), "have you ever loved a woman" (bkz: freddie king) olacaktır.

Eric Clapton - "River of Tears"


6. "john mayall and the bluesbreakers with eric clapton"

eric clapton'ın ne menem bir adam olduğunu daha da merak eden bünyeler için "john mayall and the bluesbreakers with eric clapton" albümü önerilir... 22 yaşında gencecik bir eric clapton'ın gitar çaldığı albümde klavyelerde, vokalde ve armonikada john mayall, başta john mcvie, davulda ise hughie flint vardır... burada "hideaway" (bkz: freddie king) ve "rambling on my mind" (bkz: robert johnson) son derece hoş blues örnekleridir:


7. "from the cradle"

eric clapton'dan devam edersek, 1994 çıkışlı "from the cradle" albümü, son dönemde çıkan en iyi blues albümlerinden biridir, hiç ayırt etmeden bütün parçalar dinlenmelidir naçizane kanaatimce...


8. artık biraz daha eskilere yelken açma noktasına gelinmiştir

Muddy Waters

burada dinlenmesi gereken kişiler daha çok 1950'lerin urban blues adamlarıdır... ilk akla gelen isimler howlin wolf, elmore james, muddy waters, john lee hooker, little walter, t bone walker, willie dixon, sonny boy williamson, ve tabii ki blues aleminin üç kralıdır: b b king, albert king ve freddie king... artık hemen hemen bütün blues standartları bu aşamada dinlenebilir, hatta yeni nesil bluescuların köklerine de ulaşmak çok daha kolay olacaktır. burası için bir albüm seçimi yaparsak:

b b king: live at the regal, live at the cook county jail
albert king: born under a bad sign, blues before sunrise (live)
freddie king: king of the blues guitar
elmore james: the sky is crying
muddy waters: anthology 1947 - 1962 (box set)
howlin wolf: his best (chess 50th anniversary collection)
little walter: his best (chess 50th anniversary collection)
sonny boy williamson (ii, aka rice miller): his best (chess 50th anniversary collection)
t bone walker: t-bone blues, complete imperial recordings

genel ve çok iyi bir baslangıç olarak 4 cd'lik "chess blues" kutusu önerilebilir, 1947 ve 1967 arasinda chess records'dan çıkan her ünlü müzisyenden - ki yukarıda sözü geçenlerin çoğu chess ile çalışmışlardır - en popüler örnekleri bulunmaktadır.

Chess Records Klasikleri


9. stevie ray vaughan

"ulaaan, stevie ray nerede ulaaaan" diye bağıranlar için özel program: öncelikle albert king'in stevie ray vaughan ile birlikte kaydettiği "in session" albümü önerilir... daha sonra ise, herhangi bir "best of" dinlenebilse de, aslında iki cd'lik "the essential srv" iyi bir toplamadır. ama her halükarda "live at the montreux 1982 and 1985" dinlenmelidir kanaatimce.

Albert King & Stevie Ray Vaughan - In Session (1983)


10. bu noktaya da geldikten sonra artık eski babalara sıra gelmiştir

öncelikle yapılması gereken ilk şey, robert johnson dinlemektir... ne de olsa yeniden eskiye doğru gidiyoruz, robert johnson 1940'ların şehir blues'u ile daha öncesinin kırsal blues'u arasında bir köprüdür. en iyisi, robert johnson'ın bütün kayıtlarını (29 parça ve 41 kayıt) içeren "robert johnson - complete recordings" box set'ini almaktır. içindeki kitapçık ise sadece johnson degil, o dönemin genel atmosferini yansıtması açısından da çok faydalıdır.

Robert Johnson

robert johnson parçaları içinde "rambling on my mind", "come on into my kitchen", "sweet home chicago", "dust my broom", "kindhearted woman blues", hellhound on my trail", "crossroads blues", "me and the devil blues" gibi olağanüstü parçalar vardır... buradan sonra yine eric clapton'a, 2004 senesine sıçranarak "me and mr johnson" albümünde bu parçaların 70 sene sonra nasıl yorumlandığı dinlenebilir. bu sırada dinlenecek diğer kişiler big maceo merriweather, tampa red, big bill broonzy, leroy carr, son house, sleepy john estes, blind lemon jefferson ve skip james olabilir.

Robert Johnson - Rambling On My Mind (1936)

burada son bir noktayı belirtmekte fayda var: bu liste aslında son derece kısaltılmış, fevkalade şahsi tecrübelerle özellikle ve tamamen blues'a yeni başlayanlara yöneliktir...