Boks Neden Türkiye'de Yeteri Kadar İlgiyle Karşılanmıyor?
Sözlük yazarı "fyodor fyodorovic", boksun özellikle Türkiye'de tutmamasının muhtemel sebepleri üzerine bir analiz yapmış.
Boks Neden Türkiye'de Yeteri Kadar İlgiyle Karşılanmıyor?
iStock


- öncelikle boks için "spor değil ki bi kerem" bakış açısı. böyle düşünen arkadaşlar için sporun tanımına bakalım:

spor: "belli kurallara ve tekniklere uyularak yapılan, bedensel gelişmeye yararlı, eğlenmek ve yarışmak amacı da bulunan beden hareketlerinin tümünün ortak adı."

boksta teknik var mıdır? disiplinin temelini oluşturur ve yüzde 80-85'i tekniktir belki. 

kuralları var mıdır? hem olimpik hem de profesyonel klasmanda kuralları mevcuttur.

bedensel gelişmeye yararlı mıdır? insanı tabiri caizse çivi gibi yapar, zinde bir şekilde yaşamak için kafi gelecek egzersizlerin büyük çoğunluğunu kendi antrenman bünyesinde barındırır ve hız, refleks, dayanıklılık, güç, denge gibi insana yaşamın her yerinde ve her anında katkı sağlayacak özelliklerini geliştirme imkanı tanır.

eğlenme ve yarışma anlayışı barındırır mı? pek tabii barındırır. ancak boks diğer sporların aksine eğlenme ve yarışma kavramlarının birbiriyle farklı bir şekilde sarıldığı bir spor dalıdır. uygulayan kişiye verdiği zevk adrenalin ve riskin karesi ile artar. competitive ruhun doruklarda yaşandığı bir spordur zira basketbol oynarken bir hata yaptığınızda top çemberden içeri girer, futbolda 7 metre kaleden içeri süzülür ancak boksta yüzlerce kiloluk bir kroşe suratınızda patlar. bunun zevkini ve bu olayın gerçekleşmemesi için çabalarken alınan keyfi ve adrenalin hissini başka hiçbir sporda bulamazsınız bence, boks falan yapmışlığım yok ama olayı kavradığımı düşünüyorum, zaten az biraz dayak yemiş biri varsa aranızda o keyfi bilir. yani bir futbolcu sıfır heyecanla sahada gezebilir, bıkkın bir şekilde topu önünde yuvarlayabilir ama adrenalin yaşamayan, bıkkın bir boksör olmaz. ringde olmaz yani, ayakta duramaz. yerdedir o büyük ihtimalle. bu vesile ile boks, isterseniz müsabık ruhundan koparak kum torbası yumruklayıp antrenman yapabileceğiniz bir disiplinken, isterseniz de gerek sparring'lerle gerekse gerçek bir müsabakada tadına bakabileceğiniz bir branştır. antrenman motivasyonu üst düzeydir. çünkü tek başınıza ve profesyonel olma amacı gütmeden büyük ihtimalle haftanın üç günü basket oynayıp, drill, crossover vs. çalışmazsınız ama tek başınıza haftanın üç günü boks antrenmanı yaparsınız. canınız da sıkılmaz, tersini savunanlar olacaktır pek tabii... özünde şiddet meraklısı değildir. "öldür onu" sporu değildir. boks insanı çivi gibi yapar, çekiç gibi değil. millete çakma amacı değil millet size çakmaya yeltenirse çivi gibi mukavemet gösterme amacı güder.

buraya kadar sanırım boksun bir spor olduğunu anladık. boks bir spordur. hatta bana göre en samimi sporlardan biridir. 90 dk boyunca terlemeden maçı kaybedip, ipi kuşağına denk şekilde maç sonu soyunma odasına giden futbolcu tipi yoktur boksta. eğer kötüysen, bedelini o an ödersin. herkes de görür. boksta kaybeden tarafın da milyonlarca doları garantilediği maçlar vardır, nasıl ipi kuşağına denk şekilde soyunma odasına giden topçunun sözleşmesindeki maaşı tıkır tıkır alacağı garanti ise... maça çıkarken maddi kaygısı yoktur belki sporcunun ama "dayak yeme kaygısı" vardır. ağzının yüzünün dağılmayacağı garanti edilmez. o yüzden samimidir. ve bu olay başka spor dallarında yoktur neredeyse. boksta sporcu kaybedeceği şeyleri yanında taşıyarak mücadele eder. onun "kavgası" farklıdır.

uzun yazdık. geçelim madde madde türkiye'de tutmama sebeplerine

- boks kültürü yok bir kere. ingilizler kavga ederken boks yapar mesela. kuzey avrupa ülkeleri vs. de öyle. gard nedir - nasıl alınır, destek ayağı nedir, nasıl kurulur gibi bir iki cümlelik bilgileri bilir çoğu. trafik kavgalarında vs. görebilirsiniz. bizde ise güreş hali mevcuttur. 40-50 yaşlarında adamların ellerini süperman gibi yumruk yaparak birbirlerine koştuklarını, bellerine sarılıp kündeye getirmeye çalıştıklarını görebilirsiniz.

ha peki kültürü olması lazım mı? çok da lazım değil. çünkü neredeyse ilçe başına 10 tane tekvando salonu düşen ülkemizde tekvando ile yatıp tekvando ile mi kalkıyoruz? hayır. ama müsabaka bazında başarılı sporcular çıkarabiliyoruz. o zaman sorunu başka yerlerde arayalım.

- öncü nesil eksikliği. tekvando'da bu nesil vardır mesela. tekvando hocalarının %58.42 sinin malatyalı olması istatistiğini bilen bilir. bir nesil, dayı oğlu, amca torunu vs. bu işe yönelmişler ve devamı gelmiş. boksta böyle bir olay yok. olsaydı en azından rahmetli sinan şamil sam vs.nin dışında aktif isimler çıkarır, izleyici de daha faal tutulurdu.

- boksun olimpik ve profesyonel anlamda çok farklı olması. iki taraf arasında uçurum bocalamaları getiriyor ve endüstriye tutunmayı çok zorlaştırıyor sporcu için. en kısa böyle
yazılabilir gerisi çok detaylı olur ben de o kadar bilmiyorum.

- federasyon kopukluğu. bu türkiye değil dünya içinde dahi böyle. wba, wbc, ibf vs. gider.

- boksun profesyonel anlamda pahalı bir spor olması. sporcuyu makine ayarında tutmak için hem antrenman hem beslenme hem yaşam şartları olarak üst seviyede bulunmayı gerektirdiği için gerekli sponsor eksikliği, network yoksunluğu vs. bir joshua kolay olunmuyor...

- son sebep ise boksun zaten dünyada fazla ilgili görmeyen bir spor oluşudur şüphesiz. yani boksun göz bebeği ağır sıklet bile son yıllardaki joshua faktörü ile canlandı can çekişiyordu, boks öyle dünyada insanların ölüp bittiği bir spor değil ki... yüzlerce profesyonel boksör var 3-5 organizasyon içinde ve sürüsüyle ünvan vs. maçı yapılıyor ama kimin haberi ki? zaten abd'deki maçlar antin kuntin saatlerde oluyor onu da yayınlayan bulursan... onun dışında her 10 türk erkeğinden 4'ü televizyonda boks maçına denk gelse izler bence. tabii aynı saatte kurtlar vadisi falan yoksa. boksun türkiye'de gördüğü ilgi dünyada gördüğü ilgiden en fazla yüzde 25-30 falan eksiktir bence.