Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş'ın Garip Mahlasını Kullandığı Türküleri
Hepimizin bildiği gibi ''Garip'' mahlasını kullanırdı büyük usta Neşet Ertaş. Bu mahlası hangi türküsünde ve nasıl kullandığını Sözlük yazarı ''kartal ruhu'' yazmış.
Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş'ın Garip Mahlasını Kullandığı Türküleri

(bkz: açma zülüflerin yellere karşı)

aşkın yüreğime girdi hızlıca
yer etti derinde, kaldı gizlice
garib'im kalbimi güler yüzlüce
okuyan sen, yazan dilin değil mi?

(bkz: adem olup şu dünyaya gelenler)

vade tekmil olup ömür dolmadan
emanetçi emanetin almadan
şu ömrün bağının gülü solmadan
garib'im cananın kulu olmalı

(bkz: ah şu yalancı dünyada)

garib'im gurbeti gezdim
kalem aldım derdim yazdım
bıktım bu canımdan bezdim
ölem dedim, ölemedim
dağlar sana kar mı yağdı?

(bkz: al yanak allanıyor)

al yanak, yaşmak ister
göze yakışmak ister
şu benim garip gönlüm
yare kavuşmak ister

(bkz: aldanıp şeytan sözüne)

sana tarif eder özün
iyiyi kötüyü görür gözün
bu garib'in acı sözün
sıradan bir söz sayma sakın

(bkz: allah allah söyleyelim)

yeter ey garib'im yeter
dost bağında bülbül öter
hep olalım katar katar
samah döne, döne döne

(bkz: şirin kırşehir)

garib'im engince gönüller alan
aşk-ı feryat ile sazını çalan
ozanlar içinde pirimiz olan
muharrem ustadır erin kırşehir

(bkz: arife tarif ne hacet)

arifçe bir kelam ettin
gevherleri talan ettin
sen de arif olup gittin
eğer garip oldu isen

(bkz: aşk ataşı düştü garip gönlüme)

ağlayıp gözlerim yaş eyleyerek
şu garip bağrımı taş eyleyerek
yaz gününde gönlüm kış eyleyerek
bu başıma yağan kar, senin için

(bkz: aşkın beni deleyledi)

aslı isen, kerem'i bul
derde derman vereni bul
garip gibi viranı bul
sor beni, beni, beni

(bkz: aydost deyince yeri göğü inleten)

garib'im babamdı muharrem usta
bilirim aşıktı sevdiği dosta
sazımın emaneti diyen en son nefeste
sazın ulusunu n'eyledin dünya

(bkz: az mı çektim)

garip gezdim el içinde
halden bilmez kul içinde
bunca acı, dil içinde
az mı çektim, az mı çektim

(bkz: bağışla sevdiğim)

bu garip başımı sevdaya saldım
senin hasretinle sarardım soldum
şaşırdım yolumu perişan oldum
bir mecnun misali çöller içinde

(bkz: bahar gelmiş türlü çiçek açılmış)

bir garib'im; yanar bağrım, tutuşur
bunca hasret çektim, gayrı yetişir
bülbül olan gül aşkına ötüşür
baharda gül; gül, baharda ne güzel

(bkz: başım alıp çıksam bir yüce dağa)

gurbet ellerinde garip olanlar
ayrılığın acısını bilenler
ta küçükten öksüz, yetim kalanlar
bayram gelse de sevinir m'ola?

(bkz: başım alıp diyar diyar gideyim)

ben garip doğmuşum, garip olmuşum
ne ağlayabilmiş, ne de gülmüşüm
garipliğin derdi ile dolmuşum
kader benim yollarımı bağlama

(bkz: başkaldırdı yunan durmaz göründü)

bir garip aşığım kendi halımda
adımız söylendi dünya dilinde
girne, magosa şimdi türk'ün elinde
mertliğin gününü gördü türkiye

(bkz: belki bundan sonra göremem seni)

ben de bir garib'im gözümde yaşlar
cahildim, başıma geldi bu işler
kul kusur işler, sultan bağışlar
helal et hakkını, canım helal et

gidiyor bu garip eğlenemez ki
gerçek, güneş gibi söylenemez ki
anaların hakkı ödenemez ki
helal et hakkını, n'olur helal et

(bkz: dert ayrılık derdi imiş)

garib'im dünyaya geldim
ne ağladım ne de güldüm
başıma geldi de bildim
dert, ayrılık derdi imiş

(bkz: beni eller gibi görme)

kalbimi kalbimden duyan
halım değil midir ayan?
garib'i bu hala koyan
sen benimsin, ben seninim

(bkz: benim gülüm benim nazlım)

garib'im bilen olmadı
yüzüme gülen olmadı
sabır tükendi kalmadı
gel, gel, gel, gel, gel gayrı gel

(bkz: hata benim)

sana karşı benim bir sözüm yoktur
haklısın sevdiğim, kararın haktır
garib'im derdimin dermanı yoktur
hata benim, günah benim, suç benim

(bkz: bilmiyorum bana n'oldu)

garib'im bilen olmadı
gönlüm alan olmadı
sabır tükendi kalmadı
gel, gel, gel, gel, gel gayrı gel

(bkz: binbir hayalınan doğdum anamdan)

hak bildiğim yoldan ayrı gitmedim
insanı insandan ayırt etmedim
gönülleri kırıp can incitmedim
bir garip sazımı çaldım gidiyo'm

(bkz: bir anadan bu dünyaya gelince)

kader, dağ başından aşırdı beni
ayrılık ateşi pişirdi beni
ahiri gurbete düşürdü beni
garip ömrüm, gurbet elde çürüdü

(bkz: bir anadan dünyaya gelen yolcu)

garip bülbül gibi feryad ederiz
cehalet elinden küsm-ü kederiz
hep yolcuyuz, böyle gelir gideriz
dünya senin vatanın mı, yurdun mu?

(bkz: bir garip dünyada derdin elinden)

derdin zehirini içirdi felek
diyardan diyara göçürdü felek
hangi dala konsa uçurdu felek
garip bir kuş gibi, uçmuş gidiyor

(bkz: bir leyla misali aşkın çölünden)

tükendi ömrümün çoğu gidiyor
gönül yarsız, bu dünyayı n'idiyo?
garip bülbül gibi ferhat ediyo
şu gönül derdine, derman yar deyi

(bkz: bir nazar eyledim hoş cemaline)

yandı bağrım yandı, yar deyi deyi
gönül yar istiyo, yaram sar deyi
şurada bir garip yarim var deyi
hatırdan çıkartma ara, sevdiğim

(bkz: bir yaratmış allah tüm insanları)

insana aşığım, hak özümdedir
garib'im özümde, hem sözümdedir
ruhunun aynası bak yüzündedir
hakikat, insanın gözünden olur

(bkz: boynunu bükerek gelip geçenin)

yardım etmiyorsan bari hor görme
vurmuş felek zaten bir de sen vurma
vurup da garib'in omuzun kırma
omuzu gariptir, kolu gariptir

(bkz: bu ayrılık sana da mı kar etti)

soldu gönlümdeki al, yeşil bağlar
hasret ateş olmuş, yüreğim dağlar
her nerde gördüysem, garipler ağlar
ağla sazım, ağlanacak zamandır

(bkz: bu dünyada başka bir şey istemem)

felek, çile için şu beni seçmiş
ömrümün bağına zehirler saçmış
eyvah; garip ömrüm, boşuna geçmiş
ben daha baharı, yazı beklerim

(bkz: bu dünyada muradına ermeyen)

gurbet elde garip olan garib'im
derdin deryasına dalan garib'im
sevdiğinden ayrı kalan garib'im
ne yaşamaış, ne yaşıyor, ne yaşar

(bkz: bunca yıldır daldan dala konarsın)

garip gönlüm gayrı feryat ediyor
gönül yarsız bu dünyayı n'idiyor
umut hayal olmuş, gençlik gidiyor
yokuşa düşüyor, yol gayrı gönlüm
sen de eller gibi, gül gayrı gönlüm

(bkz: ahirim sensin)

garib'im can yakıp gönül kırmadım
senden ayrı ben bir mekan kurmadım
daha bir gönüle ikrar vermedim
batınım sen oldun, zahirim sensin
evvelim sen oldun, ahirim sensin

(bkz: can yakıp kalp kırma ey insanoğlu)

garib'im ölmeden kendini tanı
unutma o hakk'ı, atma vicdanı
alır toprak bir gün verdiği canı
ruh, allah'a teslim olacak bir gün

(bkz: muradın alsın)

duy garib'in feryadını
senden ister imdadını
ver cümlenin muradını
kullar da muradın alsın

(bkz: doktor mehmet ali altın)

garib'im iyiliği çoktur
bartıl yemez, yüzü aktır
bakana yakışan doktor
doktor mehmet ali altın

(bkz: yar imiş meğer)

gurbet ellerinde garip olanın
yarin aşkıyınan derde dalanın
yanılıpta yardan ayrı kalanın
her günü, her anı, zar imiş meğer

(bkz: dünyaya geleli yüzüm gülmedi)

bülbül gibi hasret ettin gülüne
neden attın beni gurbet eline?
bağla yar canımı zülfün teline
garib'in kapına kuldur ey güzel

(bkz: dertli yoldaş)

garib'im engin ol, uyma cahile
şeytanın kazancı nafile, hile
sana ad takarlar, üzülme bile
zengin isen ya bey derler ya paşa
fakir isen abdal derler ya çingan haşa

(bkz: garib'in dünyada yüzü gülemez)

garib'in yüzüne gülen bulunmaz
gül olsa pazarda, alan bulunmaz
garib'in derdinden bilen bulunmaz
dünyası başına dardır garib'in

(bkz: gece gündüz baharımda yazımda)

sevgi için benim garip olduğum
doğrudur; sevgide iman bulduğum
benim inandığım, benim bildiğim
sevişmek ibadettir, sevgi imandır

(bkz: gine mi gurbete düştü yolumuz)

ayrıldı sıladan bizim yolumuz
eşe, dosta malum olsun halımız
korkarım gurbette kalır ölümüz
garip ölüsüne ağlar bulunmaz

(bkz: telli durnam)

garib'im, derdimi sana söyleyim
azgın ise yaren, melhem eyleyim
mekanınız nerde, ben de bileyim
bilmem durağınız nerede durnam

(bkz: göç eyleyip her dağlarda yaylanmaz)

bir garib'im halim kimse bilemez
bu derde düşenin yüzü gülemez
her sazcı saz çalar, tatlı çalamaz
yar aşkı bağrında nar olmayınca

(bkz: gönül arz eyliyor dostu görmeyi)

kimi tatlı dilli, güler yüzlüdür
kimi taştan katı, ağır sözlüdür
sormayın garib'i, derdi gizlidir
başındaki bin bir hala, ne dersin?

(bkz: gönül dağı)

seher vakti garip, garip bülbül öterken
kirpiklerin oku, cana batarken
cümle alem uykusunda yatarken
hoyratlar görmeden, gel gizli gizli

(bkz: gönül yarin bulmayınca)

yar gönlümden bilmeyince
garip yüzüm gülmeyince
yar canımı almayınca

ölemem, ölemem, ben o yarsız olamam
olamam, olamam, ben o yarsız olamam

(bkz: gurbet elde yollarımız bağlandı)

bir garib'im terk eyledim yurdumu
açamam kimseye gizli derdimi
sevdiğim sizlere beni sordu mu?
durnalar ne haber, yardan ne haber?

(bkz: gurbet elin gariplerdir yolcusu)

aman beyler gurbet elde yorgunum
yorgun değil, ben feleğe kırgınım
aman beyler duman gitmez başımdan
garip ölmüş ağlayan yok peşinden

(bkz: söyle başka suçum nedir)

canım aşka bağlamak mı?
yüreğimi dağlamak mı?
garip garip ağlamak mı?
söyle başka suçum nedir?

(bkz: gönül yarası)

garib'im gönül arar
gönül bilene sorar
bu gönül yarasını
gönülü bilen sarar

(bkz: yalan dünya)

ne yemek, ne içmek, ne tadım kaldı
garip bülbül gibi feryadım kaldı
alamadım eyvah muradım kaldı
ben gidip ellere kalan dünyada

(bkz: iki büyük nimetim var)

garib'im halını bildir
hikmetleri, gizli sırdır
ikisinin de kalbi birdir
biri anam, biri yarim

(bkz: insanlar kendini bilebilseydi)

tüm canların hak olduğun bilmese
hakk'ın aşkı yüreğine dolmasa
o güzel cemale aşık olmasa
kul garib'im bu sazını çalmazdı

(bkz: isterim ki bu dünyada)

bir garib'im budur derdim
tüm dünyayı ben de gördüm
isterim ki benim yurdum
dünyadan geri kalmasın

(bkz: kahpe felek ne söyleyim ben sana)

ne iş tutsam el uzattın işime
zehir kattın ekmeğime, aşıma
her fırsatta vurdun benim başıma
şu dünyada garip yüzüm güldü mü?

(bkz: kar mı yağmış yüce dağlar başına)

şu dünyanın vefasını görmedim
geçti garip ömrüm, bir murada ermedim
eller gibi dem-i devran sürmedim
vurdu felek; kırdı, kollarımı dalından
nerelere gidem, arz edeyim halim ben

(bkz: kendim ettim kendim buldum)

söylerim sözüm almıyor
o yar yüzüme gülmüyor
garip gönlümü bilmiyor (eyvah, eyvah, eyvah, ey)
kendim ettim kendim buldum
gül gibi sararıp soldum (eyvah, eyvah, eyvah, ey)

(bkz: kavuşmak güman oldu)

garib'im bildir gayrı
yüzümü güldür gayrı
ya benim muradım ver
ya beni öldür gayrı

(bkz: kurusa fidanın)

bülbülün gül için zarı misali
keremin bağrının narı misali
inler garip gönlüm arı misali
tadına doyulmaz, balımsın benim

(bkz: küstürdüm gönülü)

garib'im yoldaşım bir kuru sazım
feleğin elinden yazılmış yazım
geçti ömrüm, daha gülmedi yüzüm
baharım güz oldu, yazım kış oldu

(bkz: naz eyleme bana n'olur)

ne sarayın, ne de köşkün
garip gönlüm sana düşkün
yüreğimde yanar aşkın
közüne kurban olduğum

(bkz: ne güzel yaratmış seni yaradan)

bir garib'im yeni düştüm gurbet ellere
aşığım ben sinendeki güllere
korkarım adını demem ellere
düşersin dillere, diller incitir

(bkz: ne olur sevdiğim)

aşkın kalbimde var deyi
yanar yüreğim yar deyi
bir garip yarim var deyi
övün de gel, övün de gel

(bkz: nedir bu başımda bu sevda nedir)

bülbül gibi arzum kaldı güllerde
baykuş gibi öttüm viran yerlerde
bir garib'im kaldım gurbet ellerde
perişan halimi sor da öyle git

(bkz: niye çattın kaşlarını)

bir garib'im düştüm dile
gerçeklerde olmaz hile
zalımlar elinden bile
alma beni; alma leyli, leyli

(bkz: o kız mektepten gelirdi)

garip , ikili kaldı
boynu bükülü kaldı
aldı yarini eller
ömrü sökülü kaldı

(bkz: şad olup gülmedim)

garip olanların güler mi yüzü?
sarar yüreğini bir ince sızı
kaybolur öksüzün baharı, yazı
gitti yarim, gurbet elden gelmedi

(bkz: şu fani dünyaya geldin gidiyon)

başın alır diyar diyar gezersin
ahiri kendini mecnun edersin
garip bülbül gibi feryat edersin
anlayan bulunmaz dilinden gönül

(bkz: neredesin sen)

sinemde gizli yaramı kimse bilmiyor
hiçbir tabip bu yarama merhem olmuyor
boynu bükü bir garib'im yüzüm gülmüyor
gönlüm hep seni arıyor, neredesin sen?

(bkz: yandı bağrım yandı aşkın elinden)

sevda çöllerinde ben mecnun oldum
şu garip gönlümün yarisin bildim
bir başka seversen işte ben öldüm
ne olur ölmeden öldürme beni

(bkz: yardan ayrı düşeli)

kaybettim günü, dünümü
şaşırdım doğru yönümü
bir garib'im, şu gönlümü
sormuyor eller

(bkz: yazımı kışa çevirdin)

yardan ayrı kalmak ölüm
söyle, ne olacak halim?
böyle kader, böyle zulüm
gelir garip başa leylam

burada yazdıklarım haricinde birçok türküsünde daha "garip" mahlasını kullanmıştır neşet ertaş. ben şimdilik bu kadarını yazabildim. belki daha sonra diğerlerini de eklerim.

ayrıca; copy paste değil alın teri.