Burak Kut'un Zamanının Çok Ötesinde Şarkısı "Yaşandı Bitti"nin Lineer İncelemesi
Burak Kut'un 1995 yılında çıkardığı ve o dönemin çok ötesinde bir şarkı olan "Yaşandı Bitti", Ekşi Sözlük'te şahane bir incelemeye konu olmuş.
Burak Kut'un Zamanının Çok Ötesinde Şarkısı "Yaşandı Bitti"nin Lineer İncelemesi

bir modern zaman ozanı: burak kut

iç dünyasını cesurca müziğin akışına bırakmış bir ozan. hem kimseye benzemeyen hem de bizlerden biri. bir dâhi? belki evet, belki hayır… zaten bunun bir önemi de yok. o, sadece o.

böyle büyük sanatçıların (kut için, nietzsche’nin değimiyle bir tür “übermensch” demekle aşırıya kaçmış olur muyuz acaba?) kendi zirvelerine ulaştıkları anlar vardır. daha da iyisine ulaşamayacakları birer başyapıt ürettikleri an. işte bu yazıda -belki de haddim olmayarak- kut’un başyapıtı yaşandı bitti’nin, elimden geldiğince lineer incelemesini gerçekleştirmek istiyorum. fakat eserin tümünü analiz edecek birikime sahip olmadığım için –ki bunu başarmak için yıllar süren bir okuma yapmak gerekiyor- belirli bir “corpus”a yönecelek ve eserin nakarat kısmını inceleyeceğim.

yaşandı bitti saygısızca,
aldatmanın tadına varınca.
doğru söylesen kimin umurunda?
gözüme inanırım, haydi zıpla!


lineer analizime başlamadan önce belirtmeliyim ki; bu kadar büyük bir sevgiyle bağlı olduğum kut eserine objektif bir bakışla yaklaşmam oldukça zor, belki de imkânsız. ama elimden geldiğince tarafsız bir inceleme yapmaya çabalayacağım. şimdi başlayabiliriz:

“yaşandı bitti saygısızca”

ilk kelimeden başlamak gerekiyor: “yaşandı” bu kelimeyi bir başka şekilde okumamız da mümkün: “yaş – andı”. bir yaş sanki bir an idi. yani kut’un burada anlatmak istediği; “yaş”ın tekabül ettiği bir yıllık sürenin “an”a denk oluşu. tabii “idi” ile de bu durumun geçmişe ait olduğunu anlıyoruz. seslenilen hayalî sevgiliyle, bir başka değişle “fin’amor” kişisiyle birlikte olduğu süre zarfında kut’un sahip olduğu “ânı yaşama” görüşü gözler önüne seriliyor. “carpe diem!” diye haykırıyor kut, çekinmeden. ama dedik ya, o zamanlar artık geride kalmış. bunu en güzel açıklayan kelime “bitti”. biten bir ilişkiyi anlatmakla kalmayıp “bit idi”yi de kastederek, ilişkinin adeta bir bit gibi kut’u rahatsız ettiğini anlatıyor. elbette birden fazla anlam içeren her kut kelimesi arasında, bu oldukça sıradan bir örnek.


“aldatmanın tadına varınca”

işte bir başka kut klasiği. ne demiş enis batur: hiç kimse bir kelime icat etmeden ölmemeli. acaba kut kaç tane icat etti diye düşünüp gülümsemeden edemiyor insan.

“tadına varınca” ya da “tadı navarınca” eminim birçoğunuz “navarmak” kelimesine aşina değildir. ama kut’un kemik okuyucu kitlesi bu kelimeyi eserlerinde toplam dokuz kez kullanmış olduğunu elbette ki bilir. sözcüğün kökü fransızca’da “navar” şeklinde telafuz edilen “navarre”dan geliyor. henri iv’ün kral olmadan önce henri de navarre adıyla anıldığını biliyoruz. işte “navarmak” sözcüğü de bu “kral oluş”u, kudret sahibi olmayı anlatıyor. “aldatmanın tadı navarınca” yani aldatmadan alınan haz en üst noktaya ulaşınca.
bununla birlikte, önemli bir savaş filmi olan navaro’nun topları ya da pablo de sarasate’nin eseri navarro’ya yapılan göndermeler de ortada. kelimenin altını kazdıkça bambaşka alanlara kayılıyor, bu nedenle uzatmanın pek de bir anlamı yok. sonuçta “kut ve navarmak” konusu üzerine bir doktora tezi bile yazılabilir.
yine aynı mısrada bulunan “aldatmanın” lafıyla gerçekleştirilen “al da at” dercesine pas telmihinden söz etmeye gerek bile duymuyorum. bunu zaten sıradan bir okuyucu bile fark etmiştir.


“doğru söylesen kimin umurunda?”

her kut eserinin özüne işlemiş olan eleştirel bakış, bu mısrada vücut buluyor. doğru olanın önemini yitirdiği bir dünyada yaşadığımızı anlatıyor kut – septisizme göz kırpmayı da ihmal etmeden.

“gözüme inanırım”

nihil est in intellectu quid non fuerit in sensu. kut’un ampirizme olan inancını gözler önüne serişi. sadece duyularıyla bilebilen insanoğlu. tabula rasa’nın kut eserine yansıması. bir parantez açıp belirtmekte yarar var; bu “tabula rasa” kavramını yapıtlarında sık sık gördüğümüz kut’un, einstürzende neubauten için bambaşka bir yeri olduğunu da unutmamak gerek. grubun en önemli ismi blixa bargeld’in “tabula rasa albümü, kut’a saygı duruşumuzu gösterme yolumuzdur.” sözü bunu kanıtlıyor sanırım. parantezi kapatabiliriz.

böylece en son ve en som olana geliyoruz. oturup da üzerinde düşünmeye, derin analizler yapmaya gerek yok. bazı şeyler oldukları gibi vardır, oluşları onları özel kılmaya yeter. bir başka kent ozanı erol evgin’in de dediği gibi: işte öyle bir şey…

yine de bir tanım yapmak gerekiyorsa; modernizme bir ağıt: haydi zıpla!

kaynakça:

- küçük prens, burak kut
- burak kut, burak kut
- nereden geldim nerelere gideyim, burak kut
- tabula rasa, einstürzende neubauten
- navarro, pablo de sarasate
- böyle buyurdu zerdüşt, friedrich nietzsche
- essay concerning human understanding, john locke

Bir Dönem Ülke Gündemini Aylarca Meşgul Etmiş Travmatik Olaylar