Canlıların Bedenlerinden Yayıldığı Düşünülen Işınların Oluşturduğu Alan: Aura
Aura, evrendeki tüm canlıların bedenlerinden yayılan enerjinin dışa yansıması olarak kabul ediliyor. İnananı da var, inanmayanı da. Gelin, bu tartışmalı kavramın çıkış noktasına ve sonrasına bir göz atalım.
Canlıların Bedenlerinden Yayıldığı Düşünülen Işınların Oluşturduğu Alan: Aura
iStock

aura'nın varlığı ilk olarak nikola tesla ve ekip arkadaşlarının testleri esnasında yaşanan garip bir durum ile ortaya çıkmıştır. tesla ve ekibi, gece gerçekleştirdikleri çalışmalar esnasında karanlıkta kaldıklarında etraflarında bir ışık hüzmesi olduğu görülür. bu aslında enerjinin elektrik şeklindeyken bir canlının fiziksel çevresini sarmasıyla ortaya çıkan bir durumdur. 


o dönemde insanlar aura'nın ruhun bir parçası olup olmadığını anlayabilmek üzere testler gerçekleştirmek ister fakat çalışmalar netice vermez. nitekim yıllar sonra, kirlian soyismindeki rus fotoğrafçı ve karısı şans eseri bazı fotoğraflarda aurayı çekmeyi başarırlar. ve böylece literatürde aura'nın gözle görünmesini sağlayıcı bir adım atılmış olunur.


aura'nın canlı fizyolojisi ile bağlantısının olmadığına inanan birçok insan, kirlian tekniği ile çekilen fotoğraflardaki görüntüyü sadece elektrik olarak yorumlamayı tercih eder fakat bu bir yanılgı, eksik yorumlamadan başka bir şey değildir. aura insan vücudu etrafındaki elektronlardan oluşur, fakat rengi, yoğunluğu tamamen bağlı olduğu canlının bio plazması olarak yansır. örneğin aura'nın renkleri kişiler hakkında bilgi vermektedir. aura ne kadar açık renkliyse kişi o kadar temiz bir ruha sahiptir, kırmızı hırs, turuncu tutku ve mutluluk, mavi yaratıcılık, sarı zekadır.


öpüşen bir çiftin kirlian fotoğrafı çekilmek istenir. çiftin kadın olanı başta sarı bir aura'ya sahip ve erkek olan da yeşile yakın turuncu bir aura'dadır. çift öpüşürken görülen aura'nın ise cinselliği temsil eden renk olan mor olduğu tespit edilir. bu da bioenerjinin yanı aura'nın varlığını ve canlıya bağlı olduğunu ispatlamaktadır.

bazı insanlar aura'yı görebilir veya hissedebilirler. 

eterik beden üzerinde üst üste olan ve beş tanesi görülebilen yedi derecesi vardır. ilk dört derece; fiziksel, duygusal ve zihinsel bedenleri ve hayal gücünü, sezgiyi ya da yüksek aklı anlatırken; beşinci ruhu, altı ve yedincisi ise kozmik enerjileri anlatır.


en iyi kafa ve omuzlarda belirgindir ve eğer taradığınız kişi beyaz yada soluk renkli bir duvarın önündeyse daha da netleşir. insanlar aura'da bildiğimiz mavi ya da sarı gibi renkleri görmekten çok rengi zihinleriyle algılarlar. açık, parlak renkler netliği ve enerjiyi, sıkıcı monoton tonlar; karışıklığı, depresyonu ve üzüntüyü gösterir.

aura'da görülen renkler ton, şekil ve parlaklığına göre yorumlanır. iyi ya da kötü renk yoktur. aura renklerinin ilgili oldukları alanları genelde şöyle tanımlarlar:

kırmızı: güç, canlılık
turuncu: cesaret, yaratıcılık
sarı: güven, mantık, liderlik
yeşil: sempati, denge, uyum
mavi: iletişim, duyarlılık
çivit mavisi: sezgi, zihin

menekşe: saygınlık, maneviyat
pembe-magenta: şefkat, yardım
açık pembe: evrensel sevgi
kahverengi: maddiyat, beden
gri: durgunluk, korku, karamsarlık
siyah: gizem, karanlık
beyaz: kişisel bütünlük, mükemmellik

Bu içerik de ilginizi çekebilir