Çayınızı Kahvenizi Alın Gelin: Hafızaları Tazelemek İsteyenler İçin II. Dünya Savaşı'nın Uzun Özeti

1939 ile 1945 yılları arasında yaşanan II. Dünya Savaşı'nın uzun sayılabilecek bir özetini ''mikua'' anlatıyor.
Çayınızı Kahvenizi Alın Gelin: Hafızaları Tazelemek İsteyenler İçin II. Dünya Savaşı'nın Uzun Özeti

en başta safları belirleyelim. bir de not düşelim, savaş resmi kaynaklara göre 1 eylül 1939'da başlamıştır.

müttefik devletler:

polonya: hitler'in ilk kurbanıdır. resmi olarak 1 eylül 1939'da danzig' bombalanmıştır. birleşik krallık ve fransa'ya güvenen polonya'nın, almanya'ya direnmesi sadece 1 hafta sürebilmiştir.

sscb: en başta almanya ile saldırmazlık anlaşma imzalamakla kalmamış; almanya'ya ham madde sağlayacak enayilikleri gösterip, paris sokaklarında drift yapan alman panzerlerini görünce ''tebrikler hitler, almanlık dediğin kadar güzelmiş'' bile demiştir. 1941 yılının eylül aylarında alman bombardımanından nasibini alınca savaşa dahil olmuştur.

abd: o dönem aldığı gazla kıtasına dar gelen japonya'nın, hiç beklenmedik bir şekilde pearl harbor' hareketını gerçekleştirmesi ile savaşa dahil olduklarında, yıl 1941'di. japonya'nın asıl amacının, abd'nin uçak gemilerini yok etmek olduğu bu eylemde, abd uçak gemilerinin seferde olması hasebi ile, istediği zararı abd'ye verememiştir.

birleşik krallık: almanya'nın 1939'da polonya'yı işgal etmesinden sonra, hitler, ''fransa ve birleşik krallık savaş filan ilan edemezler bize, rahat olun gençler'' temalı bir konuşma yapmıştır kurmaylarına. ertesi gün birleşik krallık tarafından yapılan ''almanya'ya savaş ilan etmiş bulunuyoruz'' açıklaması ile hitler ağır göt olmuş olsa da, kurmayları bunu yüzüne karşı söylememiş; savaş boyunca, hatta savaştan sonra bile içlerinde ukte olarak kalmıştır.

çin: zaten hali hazırda japonya ile 1937'den beri savaş halinde olan çin, savaşın dünya geneline yayılması ile kısa süreli diego dur allah'ını seversen zaten ortalık karışık tepkisi vermiş olsa da, 1945'e kadar aktif olarak savaşın taraflarından biri olmuştur.


fransa
: birleşik krallık gibi, polonya'nın işgali ile almanya'ya savaş ilan etmiştir. birleşik krallık almanya'dan uzak olduğu için rahatça artislik yaparken, fransa da malesef bunun gazına gelmiştir. almanya'nın 3 adımlık yoldan gelip ağızlarına diz atmaları fazla uzun sürmemiştir.

yunanistan: 1940 yılında mussolini ve hitler'in yunanistan'ı işgal yarışında, hitler'in çabuk davranarak işgal etmesi ile savaşa dahil olup, 1945 yılına kadar da yan rollerde görev almışlardır.

norveç: fransa'nın çıkarma yapmayı düşündüğü sıralarda, almanya'nın işgali ile savaşın içine girmişlerdir. norveç'in bu kadar gözde olmasının sebebi, tamamen stratejiktir. norveç fiyortlarında üs kurmak, isveç yolunun güvende olması gibi sebepler sayılabilir. hatta almanya bu amaçla, ''madem norveç'e girdik, danimarka'ya neden girmeyelim'' düşüncesi ile danimarka'yı da aradan çıkarmıştır.

çekoslavakya, hollanda, belçika: almanya'nın ''işgal edilmemiş ülke kalmasın, önümze gelene bir katliam'' mottoları çerçevesinde 1940-45 arası savaşın içinde olmuşlardır.

yugoslavya: 1941'e kadar sscb gibi savaşı ntv'den takip etmiş olsalar da, almanya'nın rotayı doğu'ya çevirmesi ile savaşa dahil olmak zorunda kalmıştır.

kanada, avusturalya, yeni zelanda, brezilya, güney afrika: ''savaş çok güzel gelsene'' ısrarlarını kıramayıp, çok da alakalı olmamalarına rağmen savaşa girmişlerdir. daha önce yapılan anlaşmalar gereği, misal kanada ve güney afrika, fransa ve birleşik krallığın savaş ilan etmesinden sonra savaş ilan etmiştir. bir nevi sen girersen ben de girerim durumu.


mihver devletleri:

almanya: hitler'in 1919 yılında imzalanan versay anlaşmasından dolayı uykularının kaçması, bunu kendine dert etmesi, elinde güçlü bir ordunun bulunması, ilginç bir bıyığının olması, çok afedersiniz biraz da orospu çocuğu olmasından mütevellit, avrupa'da büyük orgy olaylarının dönmesine sebep olmuştur. o dönem hayatı monopoly tadında yaşayan adolf, tabi ki tek başına suçlu olmasa da, teslim olmuş şehirleri dahi bombalayarak, ne büyük bir hayvan oğlu olduğunu da bizlere göstermiştir.

japonya: çin ile savaş halinde olan japonya, ''japon imparatorluğu dünya'nın yarısına hükmetmelidir. diğer yarısı da hitler'in zaten'' sloganı ile hareket edip, pearl harbor'ı gerçekleştirerek, savaşın tüm dünya'ya sıçramasını sağlayan ülkedir.

italya: faşistliğin kurucu başkanı mussolini önderliğinde, almanya habire bir yerlere savaş ilan ederken, madem ki ben de hitler ile aynı kafa yapısına sahibim, ben neden sağa sola savaş ilan etmeyeyim diye düşünerek, hitler ile birlikte acayip bir ikili oluşturmuşlardır. zaten yancı olması, 1943'ten sonra savaşta olmamasından da anlaşılan bir şeydir.

romanya, bulgaristan, macaristan: savaşa sonradan dahil olup, savaş bitmeden sahneden çekilmişlerdir.


ayrıca
;

- almanya'nın işgal ettiği ülkelerdeki aşırı sağcılar almanya'nın tarafında savaşa girmişlerdir. misal, ukraynalı bazı siviller. kanadalı, fransız, italyan aşırı sağcı siviller, askerler.

- hırvatistan, slovakya ve ırak, almanya'ya askeri destek sağlamışlarıdır.


taraflar belli oldu

kimin ne için savaşta olduğu da az çok belli oldu. gelelim savaş'ın ilerleyişine.


almanya'nın versay anlaşması kuyruk acısı hiçbir zaman dinmemiştir. başka işleri güçleri yokmuş gibi yıllarca bu anlaşmanın geçersiz sayılması için epey mesai harcamışlardır. hatta hitler bu olayı o kadar çok saplantı haline getirir ki, fransa ile yapılacak olan anlaşma için, versay anlaşmasının imzalandığı vagonu getirtir ve anlaşmayı orada yapar.


hitler 1933 yılında iktidara gelince, ülkedeki o yumuşak hava çok keskin bir şekilde tersine dönmüştür. hitler'in acımasızlığı ve sertliği bir yandan kanıksansa da, diğer yandan almanya için bir fırsat olduğu düşünülmektedir. nitekim bu sertlik,
avusturya'ya aba altından sopa gösterilerek işgalini sağlamıştır. ardından polonya'ya savrulan tehdit ve küfürler ve polonya'nın da bunlara hassiktir çekmesinden sonra gelen polonya işgali. ki bu arada polonya'nın diğer yarısını da hemen sscb işgal etmiş ve polonya'ya pek şans tanınmamıştır. hatta sscb hızını alamayıp estonya, letonya ve litvanya'yı da işgal ederek ''şşş tamam geçti. tampon bölge oluşturuyoruz burada oğlum, az anlayışlı olun'' demiştir.

burada finlandiya'ya bir parantez açmak gerekir. finlandiya tarih kitaplarında ''anlaşmaya zorlandı'', ''sscb kafasına vurup toprağını elinden aldı'' gibi argümanlarla anlatılır ama aslında fin kuvvetleri rus kuvvetlerini epey uğraştırmışlardır. finlandiya'nın bu derece önemli olmasının sebebi ilse leningrad'a 32 km.uzakta olmasıdır. orada, özellikle karelya yarımadasında bulunacak rus kuvvetleri, stalin'in gece yatağa huzurla girmesini sağlayacaktır.


hatta stalin en başta 1.700 km. karelik bu alana karşılık, 3.500 km. karelik bir alanı takas yapmayı teklif eder. teklif kabul edilmeyince, stalin saldırmazlık anlaşmasını bozar ve finlandiya'ya hızlı bir giriş yapar. bu beklenmedik saldırı ile birlikte rus birlikleri epey bir ilerler ve otto ville kuusinen başkanlığında, sözde fin demokratik cumhuriyeti'ni kurduğunu ilan eder. 

fin kuvvetlerinin uyguladıkları vur-kaç taktikleri esasan başarılı olsa da, aradaki güç farkı uçurumlar olduğundan, 1940 kışında, karelya yarımadasını ruslara teslim ederler. bu savaşın sonunda fin kayıpları 25 bin, rus kayıpları ise 50 bin dolaylarındadır. buradan bile finlerin aslında başarılı bir mücadele örneği gösterdiği anlaşılabilir. zaten yapılan yeni anlaşma da çok sürmeyecek, 1 yıl sonra fin hükümeti tarafından bozulacak ve finlandiya almanya'nın yanında savaşmaya devam edecektir.

aynı yıl, bir diğer stratejik saldırı da almanya tarafından norveç'e yapılır. isveç'ten çıkan ve narvig'e getirilen çelik/demirde gözü olan almanya, norveç'e çıkarma yapar. norveç, finlandiya kadar dişli olmadığı için hemen teslim olur. onu, danimarka izler ve danimarka da tam tarih olarak, 9 nisan 1940'da teslim olduğunu açıklar. sadece 1 ay sonra belçika, hollanda ve lüksemburgçıkarmaları ile bu ülkeler de 14 mayıs ve 27 mayıs tarihlerinde teslim olduklarını açıkladılar.


asıl büyük adım ise haziranda atılacaktır. haziran 1940'da alman tankları paris sokaklarında drift yapmaya başlarlar. hitler'in kıro generalleri, suratlarında salak bir ifade ile hemen eyfel kulesine tırmanır ve ''buraya kızla gelicen işte'' muhabbeti yaptıktan sonra, hemen kuleden inerler. bu görüntülere ve muhabbetlere dayanamayan fransa, teslim olduğunu açıklar. almanya için tek engel kalmıştır artık; o da amerikanya'nın sırtını sıvazladığı birleşik krallıktır.

birleşik krallık - almanya çarpışması da biraz farklı zuhur etmiştir. hitler ''gönderirim şöyle 1000 uçak falan; londra'yı bombalasam tüm krallığın aklını alırım'' gibi sikindirik bir plan yapmış ve utanmadan, arlanmadan bunu uygulamıştır. yani arkadaşım şu an bir ülkenin başında olsam ve bir generalim gelip ''koca bir imparatorluğun sadece başkentini bombalasak, o ülkeyi ele geçiririz'' dese, ''oh, fuck!'' der ve 3-5 nöbeti kitlerim. nitekim hitler'in bu sığırca planı işe yaramamış; bombardıman esnasında metrolara ve sığınaklara saklanan ingilizler, tehlike geçtikten sonra sığınaklardan çıkıp işlerine güçlerine devam etmişlerdir. londra epey bombalanmış ve zarar görmüştür evet ama, londra halkının morali asla bozulmamıştır. yani hitler'in asıl istediği olay gerçekleşmemiştir. biraz da rakam verecek olursam, 500 birleşik krallık uçağına karşılık, 1000 küsür alman uçağı patates edilmiştir.
daha sonra, amerikanya'nın birleşik krallığa gönderdiği sevkiyatlar tek tek tespit edilmeye ve alman denizaltılar tarafından batırılmaya başlanmış; bu esnada 2 ingiliz uçak gemisi de batırılmış ve ingilizlerin deniz gücü ile birlikte, yardımları da kesilmiştir.
bu, londra bombardımanının intikamını ise ingilizler daha sonra çok feci bir şekilde alacaklardır. dresden kenti, 3 gün boyunca bombalanacak ve kentin %90'ı yok edilecektir.

(bkz: dresden/#30775928)

1941 yılına gelindiğinde, savaş çok farklı bir boyut kazanmıştır. batıda istediklerini elde eden almanya, doğuya yönelme kararı almıştır çünkü ihtiyaç duydukları hammadde doğudan elde edilmektedir. doğu da ise demir perde sscb vardır. dahası, iki ülke arasında imzalanmış olan, saldırmazlık anlaşması vardır.

stalin'e sürekli olarak ''hitler bir gece ansızın gelebilir. 81 kiev, 82 moskova...'' istihbaratları gelse de, stalin bunu ciddiye almaz. çünkü saldırmazlık anlaşmasına ve gücüne güvenir. stalin özünde iyi bir asker olmasına karşın, hitler'in sözüne güvenecek kadar da enayiymiş. bunu, bu hareketinden anlıyoruz zaten. hatta o ara generalleri ile arasında:


- efendim hitler saldırı hazırlığı yapıyormuş.
- yok yok, saldırmaz.
- harbi uçaklar yoldaymış bak.
- hitler yapmaz öyle şey. tamam faşik maşik ama, sonuçta koskoca ülke yöneten adam. sözünü tutar.
- şu an sınırı geçmişler.
- yok yok yapmaz öyle şey o. inanmayın. faşikse faşik. önce insan olsun. o da o görüşü sevmiş, ona baş koymuş. lafına da güvenmeyelim mi yani...

şeklinde diyaloglar geçtiği söylenir.

stalin hitler'e güvense de, 1 mayıs 1941 işçi bayramı'nda gövde gösterisi yapmayı ihmal etmemiştir. alman subaylarının da katıldığı törende; top, tank, tüfek, asker, uçak ne varsa sergilemiş ve ''istemediğimin hayatına sokarım!!!!111'' mesajı vermiştir.

hitler, kankası stalin'i hayal kırıklığına uğratmış ve 22 haziran 1941'de 3 koldan sscb'ne saldırmıştır. fırsat bu fırsat diyerek finlandiya, bulgaristan, romanya ve macaristan da mal bulmuş mağribi gibi almanya'nın peşinden sscb'ne savaş ilan etmişlerdir.


almanya'nın saldırı planı; stratejik olarak
leningard, başkent olması hasebi ile moskova ve ekonomik olarak da kiev'dir.

kış gelmeden moskova'yı ele geçirme planları yapan almanya, sonbahara kadar leningrad'a ulaşmıştır. kievlilerin de alman hayranlığı; daha doğrusu rus nefreti sayesinde, alman askerleri kiev havalimanında çiçekler karşılanmış ve omuzlara alınmıştır. arada baklava da ikram edildiği söylense de, bu tamamen söylentiden ibarettir.

almanya için her şey yolundadır. leningrad alınmış, kievliler iş birliği içersindedir ve moskova'ya 200 km.lik bir mesafe kalmıştır. hatta stalin, fabrikalarını; makinaları ve işçileri ile birlikte koca koca kamyonlarla ural dağlarına doğru yola çıkarmıştır bile. ülke sikenzi olsa da sanayileşmeye devam etmeli, bu sayede ekonomiyi güçlü tutup, gücümüzü kaybetmemeliyiz diye düşünmektedir. moskova'daki çoğu birliği de geri çekmeye hazırlanırken, hesapta olmayan bir şey olur ve kış gelir.

aslında ilkokulda bunu ezberletiler ''ilkbahar yaz, sonbahar kış'' diye ama, kendine çok güvenen hitler, birliklerini kış hazırlığı olmadan sscb'ne göndermiştir. alman askerler kış aylarına kadar, oyundan düşmüş uğur boral'ın savunduğu kanattan atak geliştiren rakip sağ bek gibi at koştura koştura ilerlediği yollarda; bastıran yağmurun, çamurun, karın, kışın yüzünden, günde 5-8 km. ancak ilerlemeye başlarlar. aylardır banyo yapamayan askerler savaş ve soğuk yetmezmiş gibi, bir de bitle pireyle uğraşmaya başlarlar. bu arada açlıktan ve soğuktan ölenlerin sayısı da hızla artmaya başlar. hasta olanları ise başka sıkıntılar beklemektedir. ishal olan askerlere gelen tavsiye şu şekildedir:


''hava sıcaklığı -30, -40 lara kadar düştüğü için, tuvaletinizi yaparken pantolonunuzu çıkarmanız donmanıza sebep olacaktır. bu yüzden pantolonlarınızın ağlarını kesin ve tuvaletiniz gelince o şekilde yapın''

stalin'e de enayi dediysek, o kadar da değil tabi. hemen tüm birliklerini toplar ve yeniden moskova'ya yerleşirler. 

bu hamleyle, almanlar sadece askeri olarak değil, psikolojik olarak da gerilemeye başlarlar. moskova'ya bu kadar az bir mesafe kalmışken, yine hedefin bu kadar uzaklaşmış olması, kendini yenilmez zanneden almanların moralini bozmuştur. ayrıca kış şartlarına alışkın olan ve tedarikli olan rus askerleri, karşı saldırıya geçerek, alman askerlerini 200 km. daha geriye itmeyi başarmışlardır. 

daha sonra almanya sscb içinde aktif olarak yer alacak olsa da, eski gücünü ve etkinliğini kaybettiği için, stalin için önlem alınması gereken bir konumda olmayacaklardır.

aslında tüm bu savaşlar, doğu cephesinde gerçekleşmiştir. nam-ı diğer stalingrad savaşı.
22 haziran'dan başlayan ve leningrad'a, hatta moskova'ya uzanan yürüyüşü de kapsamaktadır ancak, sanki ayrı bir savaşmış gibi bahsetmek, ayrıca bahsetmek daha doğru olacaktır. zira savaşın bu kısmı, tarihin gördüğü en büyük kara savaşı, en büyük tank muharebesi, en büyük göğüs göğüse çarpışmasıdır. savaşın kırılma noktası, taraflar için savaşın zirvesidir. ortalık yatıştığında, 235 bin alman askerinden, sadece 5'bini evine dönebilmiştir. sovyet gibi inanılmaz güçteki bir ekonomi duraksamış, tarihte eşi benzeri görülmemiş kayıplar verilmiştir. savaşın kendisi zaten kanlıdır ama, savaşın bu kısmı, bir daha eşine rastlanmayacak derecede kanlı ve vahşet doludur.

***

almanlar ve ruslar, insanoğlu ne kadar acımasız olabilir deneyi yaparlarken, japonya da amerikya'yı savaşa davet etmiş ve pearl harbor gerçekleşmişti. 


amerika da aktif olarak savaşa girince dörtlü(japonya, almanya, amerika, sscb) tamamlandı ve yancıların da katılımıyla (italya, finlandiya, çin, yeni zelanda, belçika, bulgaristan, romanya) güzel bir batak partisi başlamış oldu.

burada en önemli nokta, daha önce de belirttiğim gibi, çekik gözlü arkadaşların bu kadar büyük bir işe kalkışıp, asıl istediklerini yapamamalarıdır. yani amerikan uçak gemilerinin 3'ünün de zarar görmemiş olması, savaşın gidişhatını direk etkileyecektir.

misal, midway muharebesinde, japonlar 200 parçalık bir filo ile gelirken, amerika sadece 3 uçak gemisi ve etrafında çatal bıçak seti gibi 76 parça filoyla gelmektedir. japonlar yine bir strateji hatası yaparlar ve amerikalıları şaşırtmak ve dikkatlerini kuzeye çekmek için iki uçak gemisini aleut adalarına gönderir. ellerinde şifre çözücü bulunan amerika, japonların tüm bildiklerini bilmenin de avantajı ile, uss yorktown isimli uçak gemisi de batmış olmasına karşın, japonların denizi gücünün büyük kısmını oluşturan 4 uçak gemisinin de batırmayı başarırlar.

millet bir yandan savaşıp, bir yandan sanayi, teknoloji ve ekonomisi için de çalışırken, bir radar bile bulamayan japonlar, denizlerdeki o eski şaşalı günlerini bir daha görememek üzere yakşamlar demişlerdir. yani stalin diyoruz, enayi diyoruz; hitler diyoruz, mallık varmış diyoruz ama, adamlar hem savaşıp hem gelişiyorlar. japonya da gelişmek için amerika'ya salça oluyor. ondan sonra vay efendim onların radarı var. savaşın denyosu ilan etmeme ramak kaldı japonya'yı ama edemiyorum çünkü adamlar acıların en büyüğünü yaşadı..

şimdi ''savaşların sonuçları'' diye kırmızı kalemle başlık açıp devam etmenin lüzumu yok sanırım. direnci kırılan almanlar, amerika'nın da müdahil olması ile, ruslara karşı koyamıyorlar. 23 nisan'da rus tankları berlin'e giriyor. 30 nisan'da da hitler intihar ediyor zaten. berlin 2 mayıs'a kadar savunulsa da, özellikle berlin sokaklarında yarış yapan rus tanklarını görünce dayanamayıp intihar eden hitler'den sonra, kimsenin ümidi de kalmıyor. birleşik krallık londra'nın intikamını alıyor -ki bu da bir savaş suçudur. hem de en ağırından.
mussolini, sefil bir biçimde ölüyor. vs. bunları ortaokuldan beri ezbere dayalı sistemde ezberlettiler zaten.

değinilmesi gereken konular tabi ki fat man ve little boy.

6 ağustos 1945'te hiroşima, 9 ağustos 1945'te nagasaki'ye atılan atom bombaları, japonya'nın teslimi ve savaşın bitişi anlamına geliyor.


bu konuda ''amerika atom bombalarında kullandığı uranyum'u, japonya'ya giden bir denizlatıda bulmuştur. yani amerika japonya'ya atmasa, japonya amerika'ya atom bombası atacaktı'' gibi şeyler söylenmektedir -ki bu tamamen uydurmadır. sonuçta atom bombası ''biraz uranyum koy, azcık da kekik ekle, onu 100 derecede kaynat. biraz da cıva ekle..'' gibi bir formülle olmuyor. sırf uranyum'un bekletilmesi süresi 2 yıl. yani 1943'ten önce bu hazırlıklar başlamış olmalı zaten. kaldı ki, fat man plütonyum çekirdekli bir atom bombasıdır. bu iddialar tamamen asılsızdır.

***

savaşta toplam 70 milyona yakın insan hayatını kaybetmiştir. bunların çoğu tabi ki sivildir. 41 milyon sivil, 25 milyon asker bu kanlı savaşın kurbanı olmuştur. hiroşima, nagasaki, dresden, köln, varşova, londra bombardımanları direkt olarak sivillere yönelik yapılan katliamlardır.

akabinde, bugünkü avrupa sınırları çizilmiş, dünya yeni bir savaşın içine girmiştir. savaştan galip çıkan iki güç; abd ve sscb artık iki kutuplu dünya'yı oluşturacak süper güç olmuşlardır. inanılmaz sanayileri, askeri ve teknolojik güçleri, onları ve dünya'yı soğuk savaş'a zorlayacaktır. bok varmış gibi habire silahlanacaktır bu iki ülke. bu kansız ama tedirgin edici savaş, bir yandan da kapitalizm ve komünizm savaşı olacaktır.

***

- savaşla iligili çekilmiş olan dizi ve filmlerin listesi: burada.

- benim tavsiyem, ekran görüntülerini de oradan aldığım apocalypse the second world war. 45'er dakikalık 6 bölümden oluşan bir belgesel. biraz uzun ama, benim sıkıcı anlatışıma 100 kere tercih edilir. (belgeselde eva braun için ''hitler'in metresi'' deniyor ama eva braun hitler'in metresi değil, sevgilisi ve karısıdır)

- savaş oyunlarının bağımlısı olarak belirtmezsem olmaz, bütün savaş oyunları, doğu cephesinden ilham alınarak yapılmıştır.

I. Dünya Savaşı'nı merak edenleri de şöyle alabiliriz.