Çek Cumhuriyeti'nin Başını Çektiği Orta Avrupa Porno Endüstrisine Dair İlginç Bİlgiler
Başını, Çek Cumhuriyeti ve Macaristan'ın çektiği Orta Avrupa porno sektörüne dair muhtemelen daha önce duymadığınız bilgiler.
Çek Cumhuriyeti'nin Başını Çektiği Orta Avrupa Porno Endüstrisine Dair İlginç Bİlgiler


porno hususunda orta avrupa denince akla çek cumhuriyeti (çekya) ve macaristan geliyor

özellikle çek cumhuriyeti hem yapımlarda isminin vurgulanması hem de ajansların konuşlandığı bölge olarak avrupa'nın porno başkenti gibi bir yer. çek cumhuriyeti dendiğinde total izleyicinin aklına gelecek olan şeyler czechcasting, czechstreets, czechav, czechamateurs gibi "çek" ismiyle öne çıkan seriler ya da şirketler olsa da çek cumhuriyeti bu konuda "yöresel" değil kıtasal bir sorumluluk üstleniyor.

bölgedeki yetişkin film aktristi ve yetişkin film aktristi adaylarının fazlalığı, kızların güzelliği daha endüstri bu kadar güçlü değilken bile çek cumhuriyeti'ni şirketler için kıymetli bir yer yapmıştı. avrupa'da güçlü konumda olan private, marc dorcel gibi şirketler casting çalışmalarını buralara yoğunlaştırmıştı. çek cumhuriyeti kendi bünyesinde yetiştirdiği aktristlerle ön planda olurken, macaristan ayrıca rusya ile avrupa arasında bir köprü görevi görüyordu. konumu itibariyle rusya'dan sivrilip isim yaparak çıkan bir çok akrist ve aktörün ilk uğrak yeri olan macaristan, yapım şirketlerini buraya çekti.

barcelona merkezli private ya da fransa merkezli marc dorcel, amerikan menşeili vivid, playboy gibi şirketler 90'ların başında, teknolojik gelişmelerle birlikte -kamera vs.- fırsat bulup bu bölgeye bolca casting elemanı ya da bir diğer tabirle oyuncu scout'u gönderdiler. bölgede yapılan çalışmalar, deneme çekimleri, röportajlar ile birçok isim sektöre kazandırıldı, hala da kazandırılıyor.

eskiden ekipmanların tekelde olması sebebi ile bölgede at koşturan birkaç şirketin pazarı teknolojinin iyice ilerlemesiyle 90'ların sonuna doğru kırıldı. "handycam" (el kamerası) olayının yaygınlaşması, film yapmanın kolaylaşması, amatör porno denilen kavramın temellerinin atılması bu bölgeyi daha da hareketlendirip çeşitlendirdi. ayrıca 90'ların sonuna doğru dünyada esen ikonik "rocco siffredi" rüzgarı ve kendisinin çevirip abd piyasasında isim yaptığı "rocco invades poland", "rocco ravished avrupadaherhangibirülke" temalı filmler abd'li izleyicilerin bölgeye olan talebini arttırdı.

elin isveçlisinin, fransızının, amerikalısının gelip ülkelerinde at koşturmasından sıkılan çekler de "biz de varız" dercesine pazara girdi.

pazarın genişlemesi ve rekabetin artması ile dış ülkelerin casting ekipleri birinci elden veya dolaylı yollardan çek cumhuriyeti'nde ajanslar kurdu, ajanslarla anlaştı ve eskinin headhunter'lığı daha kurumsal bir kimliğe büründü.

tüm bunların beraberinde gelen bir mevzu daha vardı; abd'ye ithal edilmiş birçok ünlü orta-doğu avrupalı aktristin ardından gelen nesil ikiye bölündü

bir kısmı kendini american dream'in kalbine atarken bir kısmı memleketçilik yaptı, "gitmem" dedi. bu da abd'nin oyuncu ithali sevdasına farklı bir boyut getirdi. büyük yapım şirketleri bölgede yerli yahut kendi kurdukları prodüksiyon ofisleri ile anlaştılar. böylece yeni bir ağ oluştu. oyuncunun kendisi değil sahnesi abd'ye ithal edilmeye başlandı. bunun için de önce oyuncunun orada bağlı olduğu ajansla iletişime geçilip anlaşılacak, devamında sahne çekilecek vs. derken bu da ayrı bir istihdam sağladı.

peki madem güzel kız aranıyor, fransa'da, italya'da yok mu güzel kız? ya da isveç, norveç, danimarka, hollanda? bu sorunun çok kaba bir cevabı var. çek cumhuriyeti ucuz. iş gücü ucuz. iş yapması kolay. bürokrasisi çözülmeye meyilli. aynı işi kızların kısa mesafelerde ulaşımlarını sağlayarak belki londra'da da kurabilirsiniz ancak kanunlar vs. ile çok daha yorucu şekilde uğraşmanız gerekir. ve ayrıca total izleyicinin aradığı sarı saç, renkli gözün menbaı da belli. yani dürüst olmak gerekirse belki de dünyadaki en güzel beyaz kadınların bulunduğu yer. hem de emsallerinden çok "ucuza"... maalesef hayvanca evet, ama gerçek.

işte tüm bu ahval ve şerait içinde çek cumhuriyeti ve macaristan, orta avrupa'da pornonun bayrak taşıyan bölgeleri oldular.

çek cumhuriyeti'nde başkent prag odaklı kurulan ajansların en az %80'inin bugün tek bir prodüksiyon şirketinin kontrolünde olduğu biliniyor. bu şirket çek, macar hatta ellerindeki maddi imkanlarla abd'li bazı aktristleri yapımlarında kullanmakta ve çok ağır, ekstrem şartlar altında çalıştırmakta. 

biz sahnelerinden vs. bahsetmek yerine olayın ekonomik boyutuyla alakalı konuşalım biraz

model ajansları aslında bizim bildiğimiz oyunculuk ajanslarından farklı değil. normal ajanslar nasıl reklamlara, katalog çekimlerine, dizilere ve filmlere oyuncu sağlıyorsa bu ajanslar da sahnelere, filmlere, casting çekimlerine oyuncu sağlıyor. tek fark olayın "adult content" (yetişkin içeriği) etrafında dönmesi. bir oyuncu birden fazla ajansla iletişim halinde kalabildiği gibi uzun süreli kontratlarla o ajansın renklerine bağlanan ve haklarını oraya teslim eden oyuncular da var. ikinci durum genelde ajanslar açısından daha karlı oluyor haliyle.

orta avrupa'da çekilecek bir sahne için kadın oyuncunun alacağı ücret 400 ile 5000 euro arasında değişir. aradaki 10 kata yakın fiyat farkı şu sebeplerden dolayı vardır:

- oyuncunun popülaritesi
- sahnenin türü, içeriği, çeşitliliği
- sahnenin sertliği
- çekim yapılacak yer
- ve çekim yapılacak zaman

işte bunlar o 10 katın sebebi. çek cumhuriyeti'nde ortalamanın biraz üstü popülaritedeki bir aktrist için kaba bir hesap yapalım örneğin. sahne başı 600 euro'ya anlaştığını kabul edersek, ortalama üstü güzellikteki bir model haftada 3-4 iş alabilir. 3 iş alırsa, ayda 12 iş alır ki bu da aylık brüt 7200 euro yapar ki çek cumhuriyetini geçtim dünyanın her yeri için güzel bir paradır, çek cumhuriyeti'nde 18-22 yaşlarındaki lise mezunu bir kız içinse muhteşem ötesi bir paradır. tabii ki bu 7200 euro'nun tamamı aktristin cebine gitmez. ajansların ortalama komisyonu %20 bandındadır. yani 7200 euro üzerinden aylık 1440 euro gibi bir meblağ ajansa kalır.

peki bu olay böyle mi gider? genelde hayır. işte ajansların çoğunluğunun tek bir prodüktör baskısı altında olmasının sonuçları ise şöyle oluyor. şirketin bölgede sıkı bir rakibi varsa ona oyuncu göndermeyebiliyor yahut istediği oyuncuyu maddi baskılar ve dolaylı yollardan istediği türde sahnelerde istediği gibi kullanabiliyor. yani oyuncunun karşısında tüketici konumundayken aynı zamanda oyuncunun ulaşımını ve pazardaki etkinliğini kontrol ederek kendi açısından en avantajlı durumu yaratıyor. oyuncu ile yıllık anlaşmalar yapılıyor, parası peşin ödeniyor. alt ve üst limit olarak sahne sayıları konuyor ve oyuncudan kotasını doldurması bekleniyor. bu olay ise tekelin başında duran şirketler için çok faydalı bir olay okuduğumuz kadarıyla. örneğin üstte belirttiğimiz aynı profildeki bir aktriste yıllık 15000 euro ödeniyor ve böylece aylığı 1250 euro'ya gelmiş oluyor. haftada 3 sahne üzerinden yine hesabımızı yaparsak üstte çizdiğimiz hikayede sahne başı 600 euro alacakken, neredeyse 300-400 euro arasına çalışmış oluyor. işlerden aldığı paradan yahut ekstralardan gene komisyon kesiliyor. ve bu kızımız o şirketlerin insanlık dışı sahnelerinde de yine yılda 3-5 kere gözüküyor.

peki bu ne işe yaradı? eğer aktrist, o ajansa bağlı olmasaydı belki o ekstrem sahneler için 3000-5000 euro fiyat talep edebilirdi, ancak bunlar peşin aldığı paranın içinde sayıldığı için bu ekstrem sahneler neredeyse prodüktöre bedavaya gelmiş oldu. kızın işlerinden ajans gene komisyonunu aldı ve belki de bu gelir "kırışıldı". eğer "salak mı bu kızlar o zaman bağlı olmasınlar o ajansa" denirse bu seferde olay şuraya geliyor -ki çok da akıllı oldukları söylenemez-. ajansların neredeyse hepsi aynı döngüye hizmet ettiği için bunu reddedip free agent takılan oyuncu ajanslara bağlı olanlar kadar sık iş bulamaz. haftadaki sahne sayısı belki 1-2 ye düşer. belki bir ara hiç gelmez... belki aynı şirketin diğer kolları tarafından blacklist'e düşer iş bulamaz. sonuç olarak dönüp dolaşır ve aynı yere gelir. bu kararların verilişinde aktristin yaşı, güzelliği, paraya olan ihtiyacı belirleyici olur tabii. tok satıcı konumundaysa ücretinden ve konforundan taviz vermeyebilir ya da gözü açıksa. her hikaye trajik değil yani. halinden çokça mutlu olanlar da mevcut. ancak atıyorum rusya'nın varoşlarından macaristan'a düşüp oradan da kendini prag'a ışınlanmış vaziyette bulan 23 yaşında ve gözü açılmamış ayrıca paraya deli gibi ihtiyacı olan fakir ve güzel bir kız düşündüğünüzde ise senaryo yukarıda bahsettiğimiz halini alabilir.

bu büyük tekelin diğer bağımsız prodüktörler açısından yarattığı durum ise "kendilerinden hoşlanmayan" ajanslardan oyuncu alamama, kara listeye alınma vb. şeklinde olur. bu da diğer prodüktörlerin yahut casting ekiplerinin hala bu bölgede "yeni yüz" aramasına sebep oluyor. yani oyuncularla anlaşamayınca kendi oyuncusunu bulmaya çalışıyor tabii ki. her gün yeni ve genç bir slav kız görmenizin sebeplerinden biri de bu.

"buradan çıkıp abd'ye gideceğim! rock'n roll yehu!" diyen kızların ise abd'deki softcore, hardcore şirketlerle uzun süreli kontratlar yapması, oradaki ajanslarla anlaşması gerekiyor tabii. böylece kendilerine çalışma izni alınıyor, green card için girişimlerde bulunuluyor. kendisine sunulan bu yeni hayat karşısında aktristin de etinden sütünden faydalanılıyor tabii.

abd'ye gidemeyen ancak bölgede isim yapan güzeller marc dorcel gibi fransız tabanlı yapımcıların filmlerinde oynayabilir. bu da kariyerleri için olumlu girişimlerden biri.

erkek oyuncular kısmında ise sektör daha dar, kısıtlı ve yoğun. erkek olmak gerçekten kolay değil. çünkü kazanılan para az ancak çalışma saatleri daha yoğun. örneğin ortalama bir erkek oyuncudan bazen bir günde 3 sahnede oynaması istenebilir. sertleşme problemi yaşamayacak, "action" denildiğinde makine gibi başlayıp 1-1.5 saat boyunca nonstop git-gel yapabilecek ve bunu günde üç kez yapabilecek ve yaparken zevk alıyormuş gibi görünebilecek bir erkek... kolay değil. bunları ilaçsız yapmak çok ama çok zor. ilaçlı halde yapmak dahi zor.

zaten erkeklerin sayısı az olduğu için lokal değil daha çok avrupa'nın çoğu yerinden toplama şekilde gelip çalışıyorlar. fransa'dan, italya'dan, almanya'dan ve kısmen rusya'dan çek cumhuriyeti'ne, macaristan'a gelen aktörler var. aralarında hemşericilik muhabbeti de çokça döner, genelde fransızlar fransızlarla, italyanlar italyanlarla takılır. rocco siffredi'nin geçtiğimiz senelerde sözlükte de yer bulan "porn academy" tarzı girişimiyle bir sürü italyanı daha orta avrupa'ya doldurdu mesela. bu gibi örnekler var.

işte orta avrupa'da porno böyle bir vaziyette.

Paranın Evriminin Son Halkası Bitcoin'in Yükselişi Neden Durdurulamaz?