Cem Boyner'den Aşırı Mantıklı Argümanlarla Para İsteyen Bir Sözlük Yazarının Açık Mektubu
Sözlük yazarı "biyikli genc forvet", bütün iyi niyeti ve açıklığıyla Cem Boyner'e para ricasında bulunduğu açık bir mektup yazmış. Geri ödemesiz, 50 bin türk lirası istediği bu mektup sizi çok güldürecek. Hayalinin gerçeğe dönüşmesi dileğiyle bu çok eğlenceli mektuba bakalım.
Cem Boyner'den Aşırı Mantıklı Argümanlarla Para İsteyen Bir Sözlük Yazarının Açık Mektubu
Cem Boyner


herhangi bir vesile ile cem boyner ağabeyime ulaşacağını tahmin; bunun da ötesinde temenni ettiğim, cehreten huzurlarına sunacağım, tamamen halisane hislerin tezahürü şeklinde vücut bulacak olan, geri kalan ömrümün müreffeh bir şekilde idamesine vesile olması ihtimalinin mevcudiyeti açısından yüksek ehemmiyet arz ettiğini düşündüğüm mektup.

sevgili cem ağabey,

yeni tayin olduğu vilayetteki ilk cuma namazında, cemaate kur'an diline olan istidatını sergilemek gayesiyle kameti uzattıkça uzatan işgüzar bir müezzin konumuna düşmemek için, bir an evvel sadete gelmek istiyorum. evet tam da şimdi kameti bitirdim sadete geldim.

senden para istiyorum cem ağabey. yüzünün ekşidiğini, bezgin bir "öff" çekerek sayfayı kapatmaya yeltendiğini tahmin ediyorum. ne olursun dur. ister çağrıma kulak ver samimiyetimi sına, ister cüretimi tahkir et, eleştir, kına.

paraya ihtiyacım var güzel abim

50.000 tl kadar; nazarımda büyük, nazarında cüzi bir miktar olan 50.000 tl'yi şu naçar kardeşine hibe edersen eğer; genç ömrümün geri kalan kısmını huzur ve refah içinde sürdüreceğim.

allah'a şükür onulmaz bir hastalığım da yok, soluğu gölgemde, namlusu ensemde cezzar bir alacaklım da. ama mutsuzum güzel ağabeyim umarım beni anlıyorsundur, mutsuzum. bu paraya ihtiyacım var.

evet belki de dünyalar tatlısı oğlun murat'ın sünnet merasiminde performans sergileyen orkestranın nefesli saz icracılarına ödediğin ücret olan, belki hayırlı uzun ömürler dilediğim biricik kızın emine'nin nikah töreninin akabinde cunda boğazındaki malikanende gerçekleşen düğünde 10 dakikada tüketilen içkinin maddi değerine tekabül eden, belki sanat yaşamında muvaffakiyetler dilediğim kabiliyetli kızın elif'in anlık hevesle satın alıp bir kenara attığı, 8 senedir kimselerin haber alamadığı el kamerasının fiyatına karşılık gelen, belki asalet timsali eşin, başarılı iş kadını ümit hanım'ın milano caddelerinde elleri cebinde ıslık çala çala vitrinlere bakınırken bir moda evinin ikinci katında gözünün iliştiği haki yeşil bir döpiyese verdiği para olan 50.000 tl; benim geri kalan, tahmini 40 yılımı rahat geçirmemi sağlayacak olan para.

sakın yanlış anlama güzel ağabeyim. sen, kızların, eşin bunları yaptın, yaptınız demiyorum. kaldı ki yapmış olsan, olsanız dahi tenkit edecek cüreti de kendimde görmüyorum, tenkite mütehattim bir durum olduğu kanısını da taşımıyorum. sadece görkemli dünyanızda bir çırpıda dudaklarınızın ucundan, ellerinizin arasından savurabildiğiniz meblağlar bazı insanların bir ömür boyu merzuk olmalarına vesile olabiliyor ve ben de bu insanlardan biriyim. ne kadar acınası bir durum değil mi?

bana para vermeni istiyorum ağabey. lakin sana muhtaç olmam asla bazı şeyleri kabulleneceğim, görmezden geleceğim anlamına da gelmiyor. darılmaca gücenmece yok. 2 milyar dolarlık bir servete sahipsin. dünyada hiçbir fiziksel ve zihinsel emeğin karşılığı 2 milyar dolar olamaz ya. ben buna ikna olamam. sana çaldın, çırptın, yetimin rızkına çöktün, garip gurebanın hakkına girdin demiyorum. sümme haşa. eyvallah ettik. "düzen bu" dedik. "bu adamın yaptığı işlerin hacmine mukabil kazandığı paranın bu olması gerek." dedi bize bu çark. biz de; "başımızla beraber" dedik. ama mazur gör ağabey, bu kadar çok paranın olması ve benim bu paranın 1/120.000'ine muhtaç olmam kanıma dokunuyor.

hani az önce dedim ya: "dünyada hiçbir emeğin karşılığı 2 milyar dolar olamaz." diye. bana kızdın mı ağabey, ne olur kızma. çünkü kızarsan bana para vermeyebilirsin. yani o kadar da iddialı değilim. "o kadar insana ekmek yediriyoz, bizim firmalarımızda çalışan insanların toplamı kaç aile doyuruyor?" falan dersen, biraz da iktisadi terimlerle kafamı bulandırırsan kolayca inanır ve sana hak verebilirim. ama ne bileyim abi? çok paran var ya.

cem ağabey. saçmaladığımı falan düşünmüyorsun umarım. ben çok ciddiyim. bana 50.000 tl vermen lazım abi. yav ne olur versen? hayır ne olur ya? hesabından 50.000 tl eksilse müflis mi olacaksın? yoo. ama benim hesabıma 50.000 tl eklense ben ihya oluyorum. eee? hadi ya. demek ki çok lazım anla işte. herkesten farklı ol sen ya. " çoloş do omoğonlo kozon" demeyin bi kere de. olmuyor işte. çalışıp emeğimle kazanıyorum zaten ama affedersin götüm götüm geçiniyorum. ama şöyle bi toplu 50.000 tl gelse de işleri bi yoluna koysam, ondan sonra sular seller.

cem ağabey, okuyorsun değil mi? 

içinden; "her isteyene para verseydik, ne bizde para kalırdı, ne isteyenin ardı kesilirdi." diyorsun galiba. sakın deme bak şu lafı. deme ya. bi kere de demeyin. bi kere de; "abi 50.000 lazım." diyene, "ayıpsın karşim 50.000 köpeğin olsun." deyin, çıkarın verin ya. tamam herkese vermiyorsunuz da bana verin mesela. yani bi kereliğine bende bozun şu geleneğinizi ne olacak? "sende bozarsak herkese bozmamız lazım." diyeceksin değil mi? herkes öyle diyor abi. yüzünde vicdan ve merhamet denen insanı insan yapan hasletler namına zerre-i miskal delalet olmayan, iş hayatında duygularına yer vermemek ilkesini şiar edinmiş kodaman tipler bunu söyler eyvallah derim de, sen söyleme abi. sen klişelerde boğulacak adam değilsin ya. hem duygularına yer verebilirsin, bu iş hayatı sayılmaz ki. şirket kasasından falan istemiyorum, bizzat kendi kişisel hesabından ver ya. "her isteyene verseydik." lafa bak. her isteyene verilmez zaten ben de biliyorum. her isteyenden her isteyene fark var. ben her isteyen değilim abi. valla. bak ben samimiyim. kumar mumar bilmem, zinakar değilim, içkinin kokusuna istifra ederim. öyle çakal, mezarcı, kolpacı, tehlikeli bi tip sanma beni. kendimce bi hesabım var, 50.000 tl olmayınca yürümüyor abi, olmuyor dümen dönmüyor. bana ver ya. herkes gibi değilim işte kabul et. kaç kişi sana yazdı bu şekilde? demek ki benim bi farkım var. isteme biçimim farklı belki.

şu an ne hayal ediyorum biliyor musun cem ağabey? 

bu başlığı okuyormuşsun. ekşi sözlükte de hesabın varmış, hayal bu ya. elinde: "hesap numaranı yolla bakalım delikanlı." yazılı bir kağıt tuttuğun fotoğrafını hiziresim.com'a yükleyip, şakkadanak 2. entrye yapıştırıyormuşsun. dünyalar benim olurdu.

senden, geri ödenmemek üzere 50.000 tl istiyorum cem ağabey. izanları narkozlu, vicdanları nasırlı, nursuz, ceberrut kodamanlardan farklı olduğunu göster.

120.000 adet 50.000 türk liran var. 1 adetini bana verirsen 119.000 adet 50.000 türk liran kalacak. inandın değil mi? kabul et bi an için faka bastın. olaya bakar mısın? resmen bir tanesini bana verdiğinde 119.000 adet değil 119.999 adet 50.000 türk liran kalıyor. değmez be abi? yani bu kadar konuştuğuma değmez. salla gitsin ya. ne olucak?

cem ağabey, mektubumu bitirmek istiyorum ama bi yandan da korkuyorum ya ikna olmadıysan diye

şimdi nasıl yapalım abi? ben biraz daha yazayım mı yoksa kanına girebildim mi? şimdi sen çok zenginsin. zenginlerin hislerine tesir etmek için özel ritüeller, ikna seansları falan mı oluyor bilmiyorum ki.

cem ağabey bu mektup bi şekilde sana ulaşırsa bil ki; gül geç diye yazmadım ha. sakın; "hahahaha bak şu hergelenin yazdıklarına" deyip çarpıya basma. para lazım ağabey para.

sağlıcakla kal.

not: abi ille de; "para mara veremem ben kimseye" diyorsan, bari iş ver. çok sıkıcı bi işim var. 3.000 lira maaşla 16 saat çalışırım. ne iş yaparım bilmiyorum ama, güzel reklam metni/senaryosu falan yazabilirim gibime geliyor. ya da ne bileyim hiç olmadı boyner'in twitter hesabını kullanayım. abi sakın para vermek gibi bir niyetin hasıl olduysa bu notu yazdım diye vazgeçme. hem para hem iş de olur.

edit: abi nasıl iletişime geçeceğimizi dair bilgi paylaşımında bulunmayı unutmuşum. bana ulaşmak için nickimi google'da arat ilk çıkan twitter hesabı benimdir ordan paslaşırız.