CERN Araştırmacıları: Dünyanın ve Evrenin Nasıl Hâlâ Var Olabildiği Açıklanamıyor
Köklü İngiliz gazetesi Independent'ın, CERN'den Christian Smorra'nın aktardığı bilgiler doğrultusunda yaptığı habere göre her şeyin bir tersi olduğu görüşünden hareketle; madde ve anti-maddenin birbirini bu zaman kadar nasıl nötrlemedikleri ve bu yüzden de evrenin nasıl hala mevcudiyetini koruduğu hâlâ anlaşılamıyor.

Independent'ın ilgili haberine buradan ulaşabilirsiniz


olay şundan ibaret

çook uzun yıllardır, evrenin neden maddeden yapıldığı, anti-maddeden yapılmadığı büyük bir soru işareti. yani elektrik yüklerine bakınca hem + var hem -. ama maddeye gelince anti-madde ortalarda yok. big bang'de patlama olduktan sonra anti-maddenin bir özelliğinden dolayı, madde birikiyor evrende. yoksa dünyanın var olmaması gerektiğini söyleyen yok.

anti maddeyi çalışmak çok zor olduğu için henüz farklarını bilmiyoruz. pek çok fiziksel açıdan ve kimyasal değerler açısından hidrojen ve anti hidrojen birbirine benziyor, tek bildiğimiz bu. yine cern'de bulunan lhcb deneyi, madde ve anti maddenin baryon bozulması sırasındaki dinamiklerinin aynı olmadığını gösterdiler mesela. kaynak da burada.

mucize eseri burdayız alt mesajı içeren, saçma sapan bilim makalelerine yallah arabistana diyin gitsin.

edit: cern'deki konuyla ilgili yazının orijinalini burada bulabilirsiniz.

edit: kaldı ki evrendeki - yüklü elektrik yükü olması + yüklü elektrik yüklü olmasına engel mi? tabi ki değil. piller de bile biz bunu ayrı kompartmanlarda koruyabiliyoruz. araya hatta yalıtım maddesi koyuyoruz. diyelim ki evrende madde kadar anti-madde var, illa bu anti-madde gelip de bizim maddeyi nötrleştirecek hali yok. neyse zaten konu bu değil, konu anti maddenin evrende madde kadar var olmaması.

higgs bozonunun bulunması ile standart model konusu üzerinde ciddi soru bırakmayan cern'in varlığını amaçlandırmak için bulduğu problemlerden biridir. kısacası, madde - antimadde simetrik olamaz, olsa biz olmazdık, demek ki bir asimetri var, ve şimdi biz bunu bulmak istiyoruz diyorlar.

aslına bakarsanız bunu ben de düşünmüştüm fakat anadolu'nun çomar bir kentinde, sıradan bir insan olduğum için dediklerime kendim de pek inanmamıştım. elimde bilimsel bir veri de yoktu hem. fakat bunu düşünebilmiştim. "var olan bir şeyin geçmişi onun en büyük çelişkisidir." bunu kavramak için üzerine senelerce düşünülmüş paradigmaları yalayıp yutmaya gerek de yok. mesela evren 13.7 milyar yıl yaşında. "14 milyar yıl önce evrenin yerinde ne vardı?" sorusu ile başlıyor her şey. bu soruya cevap vermek için mesafe kat ettiğinizde karşınıza einstein çıkıyor. "alan yoksa zaman da yoktur." bu bağlamda kendiliğinden şu denklem ortaya çıkıyor: var olmak bir zaman birimidir. yokluk, bu zamanın ileri safhalarıdır.

insan neden varlık ve yokluk dışında bir ihtimal daha düşünmez, hayret etmişimdir. bu sadece sayı doğrusunun iki uç kısmının ötesini değil, sıfır ile bir arasında başka ihtimaller olabileceğini de bize gayet tabii gösterebilir. bir kuyruklu yıldızı ele alalım. bu, şu anda varlığını kanıtlayabildiğimiz bir kuyruklu yıldız olsun. 8 milyar yıl yaşında diyelim. adı orijinal bir şey olsun, maviş olsun. maviş'in bir zamanlar var olan yokluğu şu an var olan varlığının reddi değildir de nedir? sadece biyolojik değil, evren ölçeğinde kozmik abiyogenetik oluşumlar söz konusuysa bu bahsettiklerimizin ne önemi var? bizim yaptığımız şey, mikroskopla uzaya bakmaktan başka bir şey değil. fakat, denemeye değer. birkaç insan mikroskopla uzaya baktığı için biliyoruz kendi gözlerimizle gördüğümüz yıldızların var olmadığını.


çoğunlukla düğme pilli cihazlarda piller ile duylar arasında, kullanıcı tarafından satın alınmadan önce devrenin kurularak pilin tükenmesini önleyen ince bir yalıtkan film bulunur; demek ki aynı filmin bir benzerinden evrendeki madde ve anti madde arasında da var. sanırım bu kimilerine göre -subjektif- bir irade, kimilerine göre -nötr- bir rastlantı, kimilerine göre de henüz bilimin tespit edemediği -objektif- bir etken.

“there are only two ways to live your life. one is as though nothing is a miracle. the other is as though everything is a miracle.” (hayatınızı yaşamanın yalnızca iki yolu var. biri hiçbir şeyin mucize olmadığını düşünmek. diğeri ise her şeyin mucize olduğunu düşünmek.)
albert einstein

bir yandan, "acaba buradan paralel evrenlerin sayısının sınırlı olabileceği sonucu çıkar mı?" diye düşündüren açıklama. sonsuz olabilecek olan paralel evrenlerden yok olmamış olanlarından birinde yaşıyoruz ve belki de çoğu evren var olamadan nötrlendi. yani, eğer bir noktada simetrinin bozulması mümkünse, bazı evrenlerde bu olmuş olmalı, bazılarında daha az madde olmalı, bazılarında ise hiç madde olmamalı -yani bunlar yok olmalı.


Sözlük yazarı "yoda", madde ve anti-madde arasındaki asimetriyi detaylıca açıklamış ve insanı düşüncelere sevk etmiş

ilk inanışlara göre madde ve anti-madde evrende simetrik halde bulunurlardı ve aralarındaki denge evrenin ve birçok inanca göre hayatın temelini oluştururdu.

son dönemdeki çalışmalar ve deneyler ise madde ve anti-madde arasında bir asimetri olduğunu ortaya koyuyor. henüz örnekler genelleme yapacak kadar geniş çapta olmasa da en son yapılan bir deney örneklerin sayısının giderek arttığını ve bu teorinin kanıtlanmaya yöneldiğini ortaya koyuyor.

b-meson adlı bir grup partikül üzerinde yapılan ve dünyanın çeşitli yerlerinden 700 bilim adamının katılımıyla yapılan deneyde b-meson ve antimaddesi arasında asımetri bulunduğu saptandı. fermilab'de yapılan deneyde b-meson ve antimaddesi arasında ağırlık yönünden belirli bir fark olduğu ortaya çıktı. tabii şunu da belirtmek gerekir ki b-meson'un anti-maddeye dönüşmesi ve geri maddeye dönüşmesi işlemi saniyede 3 trilyon kere oluyor ve bu beklenenden yavaş bir hız.

fizikte istisnaların olması bile bir teorinin çürümesi için yeterli olduğu varsayımından yola çıkarsak madde ve anti-madde asimetrisinin madde açısından ağır basan yönde varlığına inanabiliriz.