Dahi Yönetmen Woody Allen Hakkındaki Taciz İddialarında Gerçekten Doğruluk Payı Var mı?
2014 yılında, üvey kızı Dylan Farrow'un ses getiren açık mektubu Allen'ı tacizcilikle suçluyor ve kamuoyunun bu olaya dikkatini talep ediyordu. Sözlük yazarı "olaganustu yeteneksiz sair", durumu enine boyuna incelemiş.
Dahi Yönetmen Woody Allen Hakkındaki Taciz İddialarında Gerçekten Doğruluk Payı Var mı?


hakkındaki yeni olmayan iddiaların gözü dönmüş bir bilinçsizlikle değil sakince incelenmesi gereken bir yönetmen allen.

önyargılardan kurtulmak için bilmemiz gerekenler:

- woody allen ve mia farrow hiç evlenmediler ve aynı çatı altında yaşamadılar. 

- soon-yi, mia farrow'un evlat edindiği koreli bir kızdır, allen'la ne kan bağı olarak ne de yasal olarak bir ilişkisi yoktur. birlikte olmaya başladıklarında soon-yi 20 yaşındadır.

Woody Allen, Mia Farrow (ortada), Soon-yi (sağda)

olaya başından bakalım.

mia farrow, woody allen'ın evlatlık kızı dylan'ı taciz ettiğini iddia ediyor. yıl 1992.

ilk olarak dylan'ın terapisti kendisini inceliyor. ve bu en kritik dönemde küçük kız profesyonel destekten mahrum kalıyor.

"taciz iddiaları ortaya atıldığında, dylan'ın terapisti dr. nancy schultz çocukla birkaç kez görüşüp hiçbir şey olmadığı sonucuna varmıştı. mia onun işine hemen son verdi. hayatının en kafa karıştırıcı zamanı olduğuna hiç kuşku olmayan bu süre zarfında dylan terapiden alındı. woody, mia'nın dylan'ı terapiden uzak tutmasının sebebinin bu olduğunu, böylece asılsız iddiaların ona iyice işlenebileceğini söylüyor ısrarla. 'profesyonel bir terapist bütün planı ortaya çıkarabilirdi, daha önce dr. schultz'un yapmasına ramak kaldığı gibi.'"
douglas mcgrath, new york, 17 ekim 1994

Woody Allen ve Mia Farrow

daha sonra suçlu olduğu iddia edilen allen, mahkemeye yeni bir terapist bulunması için başvuruyor. talebin reddinin ardından mia farrow, allen'le hiç irtibata geçmeyen başka bir terapist buluyor.

"mia, dylan'ı yeni bir terapiste götürmediğinden woody mahkemeye bir terapist atanması talebinde bulundu; ama yargıç wilk meseleyi zorlamamak için bu talebi geri çevirdi. woody, 'yani dylan aydan aya hiç yardım almaksızın bu krizi yaşadı,' diyor. 'hasar verildi, sonra da mia bir terapist buldu. o terapist beni hiç aramadı bile. sonunda ben onu aradım. ama repliğini söylemezse mia'nın onun işine son vereceğinden korkuyordu. her şeyi yutmuştu. ona 'mia, dylan'ın ismin eliza diye değiştiriyormuş, bunu biliyor musunuz?' diye sordum. 'hayır, sanmıyorum, o sadece bir oyun ismi, karşı çıkardım,' dedi. ama bir ay sonra dylan'ın adı eliza olarak değiştirildi. mia, dylan'ın okulu bearley'i aradı ve oradaki herkese dylan'ın isminin eliza olduğunu söyledi. doktoru aradım, artık ikircikli konuşuyordu. 'bana ilk tedaviye geldiğinde eliza ismini sevdiğini hatırlıyorum,' gibi şeyler söyledi' "
douglas mcgrath, new york, 17 ekim 1994


polisin görevlendirdiği yetkililer allen'ın suçsuz olduğuna kanaat getiriyorlar. fakat yargıç wilk, allen aleyhine kararlar almaya devam ediyor. bu durumda muhtemelen allen'ın soon-yi'yle olan ilişkisinin de payı var. (birazdan değineceğim bir mevzu)

"connecticut polisinin görevlendirdiği yale-new haven hastanesi'nden müfettişlerin raporu çıktı. rapor, woody'yi iddialardan aklıyor, onun ve soon-yi'nin en kısa zamanda dylan'la biraraya getirilmesi çağrısında bulunuyordu. (bu mart 1993'te olmuştu; woody'nin ağustos 1992'den beri dylan'ı görmesine izin verilmiyordu.)... dr. schultz'un ve yale kurumunun ifadeleri ve tavsiyelerine kulak asmayıp woody'nin dylan'ı görmesini yasakladı[yargıç wilk]; üstelik de woody aleyhinde hiçbir cezai hüküm yokken. dylan'ın öğretmenlerinin, çocukların yedi yıllık dadılarının, mahkemenin atadığı gözetmenlerin woody'nin satchel'la[allen'ın oğlu] sevgi dolu bir ilişkisi olduğu yolundaki ifadelerini açıkça dikkate almadı. wilk, farrow'un tuttuğu, dylan, satchel ya da moses'la hiç görüşmemiş olan dr, herman'ın ifadesini dikkate aldı."
douglas mcgrath, new york, 17 ekim 1994

"yale-new haven çocuk cinsel istismar kliniği'nde yapılan bir dizi görüşme ve yalan makinesi testi de dahil olmak üzere on dört ay süren bir soruşturmanın ardından, connecticut makamları allen aleyhine bir suçlamada bulunmaksızın soruşturmalarını noktaladılar."
john lahr, new yorker, 9 aralık 1996


öte yandan mia farrow delil bulma çabasında:

"...dylan'ın, annesinin onayıyla ilaçla uyutulduğunu ve asılsız iddiaları destekleyecek kanıt bulma girişimiyle vajinal incelemeye tabi tutulduğunu öğrenmişti[woody allen]: 'bu beni paramparça etti, dehşete düşürdü.' "
douglas mcgrath, new york, 17 ekim 1994

soon-yi meselesini ve allen'ın hiç evlenmediği farrow'la ilişkisini de allen'ın ağzından okuyalım. ikna olmayanlar başka kaynaklardan anlattıklarının doğruluğunu kontrol edebilirler tabi.

" 'insanlar benim kendi kızıma aşık olduğumu düşündüler. benim asıl kızımla soon-yi arasında bir fark göremiyorlar. insanlar mia'yla evli olduğumu düşünüyorlardı. ben mia'yla hiç evlenmedim. hayatımda bir an bile mia'yla birlikte yaşamadım. mia parkın öbür yakasında yaşıyordu, ben burada yaşıyordum,' diyor. ekliyor: 'mia, soon-yi'nin reşit olmadığı, ona tecavüz ettiğim, onun zekasının geri olduğu lafını çıkardı. soon-yi yirmi altı yaşında, columbia üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimi görüyor.' (allen bir dilekçeyle yargıca, 'soon-yi'yle ilişkiye başladıkları sırada, ms. farrow'un ilk evliliğini yaptığı yaşta olduğunu' nu belirten bir dilekçe sunumuş.)"
john lahr, new yorker, 9 aralık 1996

bir de allen'ın televizyonda dile getirdiği bilinen bir iddiası vardır. soon-yi ile ilişkisi üzerine farrow defalarca allen'ı arar. ama bu konuda herhangi bir kanıt yoktur, farrow da reddetmiştir.
"birçok kereler, birçok, birçok kereler mia telefonda ve yüzüme 'sen benim kızımı aldın, ben de seninkini alacağım' dedi."

60 minutes, 1992


bu programın linki önceki entrylerden birinde hal ve hareketlerinden dolayı allen'ın suçlu olabileceğine dair kanıt olarak gösterilmişti. fakat allen'ın herhangi bir konuşmasını izleyen biri onun hemen her zaman bu şekilde "heyecanlı" konuştuğunu bilir. ayrıca bu program o dönem allen'ın kendini açıkça ifade edebilmesi için ona fırsat veren birkaç yerden biriydi. yani burada hangi konu hakkında konuşulacağı belliydi. dolayısıyla allen için aniden heyecanlanmasını gerektirecek sürpriz veya ani bir soru yoktu. şöyle diyordu allen:
"bütün basın beni karalayıp dururken steve kroft ve 60 minutes gelip, 'sana yardım etmek istiyoruz,' dediler."
douglas mcgrath, new york, 17 ekim 1994

şimdi bütün bunları niye yazdım? "çünkü sübyancı bir orospu çocuğunu koruyorsun!" diye bağıranları duyuyorum. yazdıklarımın sebebi tam olarak bu. dylan farrow'un yazısı sonrasında birkaç gündür woody allen hakkında hemen hiç araştırma veya okuma yapılmadan her kafadan bir ses çıkıyor, galiz küfürler ediliyor. hüküm giymiş bir suçlu gibi davranılıyor. adı, daha önce tecavüzden tutuklanan ve suçlu bulunan polanski'yle birlikte anılıyor.

fakat allen, 20 yıl önceki bu iddiaların hepsinden aklandı, hiç ceza almadı ve farrow'ların iddiaları dışında aleyhinde hiçbir delil bulunamadı. yani hukuki olarak suçsuzluğu kanıtlandı.
mia farrow ise zaman zaman aynı iddiaları tekrarlamaya devam etti. son olarak dylan farrow'un yazdıkları yayınlandı.

Woody Allen ve Dylan Farrow

dylan farrow'un nasıl bir ruh hali içinde olduğunu, mia farrow'un woody allen'dan ne istediğini tam olarak bilemiyorum. gördüğüm, takip ettiğim ve bildiğim kadarıyla allen'ın böyle bir şey yapmadığını düşünüyorum. tam tersini düşünebilir, "bence yapmıştır, karakteri bozuk bir adam zaten." gibi şeyler söyleyip buna da inanabilirsiniz. ama woody allen'ın yaptığı kanıtlanmamış bir şeyi kesin olarak yaptığını söyleyip ahkam kesmek doğru değil.

demek istediklerim bu kadar.
buraya böyle şeyler yazmayı sevmiyorum. sağda solda hakkında sallananları okuyunca dayanamayıp bu entryi yazdım. ilerleyen zamanlarda da silerim gibi geliyor.