Damatla Dedikodu Yaparken Yanlışlıkla Düğün Kasedine Alınan Adamın Dram Dolu Hikayesi
Sözlük yazarı "sessiz sakin suskun adam"ın, arkadaşının düğün gecesinde davetlilerden birine olan aşık olmasıyla çığ gibi büyüyen olaylar zinciri başlıyor. Aşık olduğu kızla tanışması tam olarak kafasındaki gibi gitmiyor. Düğünün son golünüyse damatla yaptıkları konuşmayla atıyorlar. Düğün kasetine fark edilmeden kaydedilmiş, sizi kahkahalara boğacak bir hikaye.
Damatla Dedikodu Yaparken Yanlışlıkla Düğün Kasedine Alınan Adamın Dram Dolu Hikayesi
iStock.com


gerçekten düğün dendiği zaman afakanlar basıyor artık. sebebi de tayfun adında geri zekalı bir arkadaş. iyi dinle bak, evleniyor bu. gerizekalı işte.. yo yoo gerizekalı dedim diye kızılmasın, çünkü tanısanız siz benden daha ağır küfür edersiniz.

girdim salona düğündeyim abi, o geri zekalının taa ötesinde bi yerde, tee en arka masalarda, kapının hemen sol yanında, yılan gibi çöreklenmiş ortam kesiyorum. takı takılıyor. sıranın azalmasını bekleyip fırsat kolluyorum. salonda hiç güzel kız yok. tayfuna takıp çıkacam...

o şekil otururken gözüm birden seğirmeye başladı. aga yemin ediyorum yok böyle bir şey. 15 dakika boşuna nefes almışım. çaprazımda bir kız var akıllara zarar. onu görünce manyetolu çakmak şakasına uğramış mal gibi ha s.ktirr çektim. böyle güzellik olmaz. böyle saç, böyle fizik, böyle endam olamaz. lan ben bu kızı nasıl görmedim diye salonun kolonlarına küfrediyorum. binanın temelini atan adama kayıyorum. evlenmek için bu salonu seçen tayfun'a sövüyorum. - ki salondaki aynalara bile bakan bi tipimdir. duvarlardan, kolondan, insanlardan falan dolayı göremediğim güzel kızlar var mı diye tüm aynaları tek tek gözden geçiririm- kaçmış gözümden, kaynamış arada zaar...

büyülendim lan resmen. hemen başka sandalyeye oturarak kızla göz göze gelmeye uğraştım. o zamanlar baya fitim tabi, mütevazi olmaya gerek yok. margarini tavaya attığım zaman bakışımla yağı erittiğim dönemler. ateşe falan da gerek yok, tavanın sapını tutsam yeter. seksiyim mk. kız kafasını çevirip bi görse kartal görmüş mirket gibi dona kalacak. öyle çük gibi dikilecek biliyorum. biliyorum ama bakmıyor işte. yanındaki kız arkadaşlarıyla ahaha ahaha lak lak yapıyor.

kendi kendime; '' lan kalk, git takı sırasına gir, görür o zaman'' dedim. tam öyle düşünürken bi baktım bunlar da kalktı takı sırasına gidiyor. millet neden ateist olur hep şaşarım zaten. geliyo bana doğru, şükrediyorum allah'a. bu arada üzerimde de buz mavisi bi kot, üstümde de koyu mavi bi tişört var. kız da masmavi giyinmiş. hani anlaşsak bu kadar uyum olur. ahhhhh mavilim, aşk yolu sahilim , eşin yokkkk cihanda, aşık olcam ben sanaaaa...

zıngg gördü kız beni.
birden sendeleyip sandalyeye tutundu. gözü halen gözümdeydi, alt dudağını ısırıyor anlamsız bi şekilde titriyordu, hipnoz olmuş gibi yalpalaya yalpalaya bana doğ.. lan tamam çok abarttık. gördü bu beni. yanındaki kızlara bir şey deyip sıçmaya gitti. bu kadar. bildiğin tuvalete gitti kız.

taktım tayfun'a oturdum yerime. tuvaletten geldikten sonra ben diyim 50-60 kez, siz deyin 1-2 kez kızla göz göze geldik... tanımadığım bi yer, tanımadığım insanlar, bu kız kim? konuşsam akrabaları burda mı? abisi falan azıma sıçar mı? kız bana tavır yapar mı? iyice analiz ettim ve dansa kaldırmak için ayağa kalktım. he anasını satim ayağa kalkıp kızın masasına doğru yol aldım.

yaş 25 abi, hayatı dolu dolu yaşadığımız dönemler. ne kaybedecektim ki? altı-üstü bi dans edeceğiz diye düşünüyorum - ki bayağı umutluyum açıkçası, çünkü bu gibi durumlarda '' ben kız olsam ne yaparım? nasıl tepki gösteririm?'' diye çok ince eleyip sık dokurum olaya kızın gözüyle bakar o şekil yorumlarım-

neyse, dans teklifi ettiğim an kızın anlık şok yaşayacağını, bi yanındaki kız arkadaşlarına bakıp bi bana bakacağını, ihihi bilemedim ki şimdi ben diye garip cümleler kullanacağını, bedenimi baştan aşağı süzeceğini, süzerken alt dudağını ısıracağını, dudağını ısırırken elini uzatacağını, elini uzatırken kız arkadaşlarına bakıp '' çocuk güzelden anlıyo kızıammmmm'' diye hava atacağını vs. hepsinin empatisini kurdum. yani dediğim gibi mütevazi olmaya gerek yok, ben de kızın yerine olsam ben de aynını yapardım. seksiyim. cidden bunu saklamaya gerek yok. masanın üstüne çıkıp kendi kucağıma atlamazsam şerefsizim. çığlık atardım düğün salonunda, yupbii diye...

lan tamam ben malın tekiyim. gittim kıza teklif ettim abi. ortam karanlık, disco topları falan yanıp sönüyor, pistte çiftler dans ediyor, yaşlı karılar iç çekip onları izliyor, ben de podyumda yürürmüşcesine kıza doğru gidiyorum. gürültü o biçim.
vardım yanına,

- merhaba, ben nejmi. hanfendi size bir şey söyleyebilir miyim?
+ anlamadımmmmm
- diyorum ki size bir şey söyleyebilir miyim?
+ buyrun tabi,
- benimle dans eder misinizzzz? bakın ben her şeyi göze aldım. siz de alır mısınız?
+ ama sizi tanımı
- bakın, anneniz, babanız veya komşularınızdan çekiniyorsanız anlarım. ama lütfen benden çekinmeyin. sadece şu şarkıda sizle dans etmek istiyorum, lütfen.
+ bilemedim ki şimdi ben
- hadiii

artık o ''hadi'' derken ki gülüşüm mü etkiledi, yoksa kız arkadaşlarına hava atmak istemesi mi? tam anlamadım ama kız kalktı dansa aga. zaten sonradan öğrendim ki bursa'dan misafirliğe gelmiş ve salonda kimseyi tanımıyormuş. kuzeni vasıtasıyla düğüne gelmiş. rahat yani.. o yanındaki iki kız da kuzenleriymiş.

neyse, tüm bunları da dans ederken öğrendim. he ya. dans ederken her türk gibi biz de muhabbet ettik. zaten düğün salonunda dans ediyorsan eğer sohbet etmek zorundasın. tüm gözler sizi izliyormuş gibi olur çünkü, insan ister istemez tiribe girer ve kulaktan kulağa başlar sohbete. ablamı, kuzenlerimi, eski sevgilimi falan dansa kaldırdığım zaman '' bu sohbeti bana lütfeder misiniz hanım efendi '' diye kaldırırdım. ''manyak bu çocuk ya'' derlerdi.. güle güle kalkıp dans ederdik.

ederdik ederdik ama bu kız onlar gibi değildi. birkaç kez eski sevgilimde de oldu ama bu sefer olacağı aklımın ucuna bile gelmedi. gelseydi yeminle kaldırmazdım...

pipim kalmaya başladı lan.

öleyim lan ben orda. zaten maviye karşı bi tutkum var. kızın saçları, boynu, güzel gözleri ve kollarımın arasında oluşu da buna eklenince '' sen s.ktir git ben dans etcem'' diye isyana girdi şerefsiz. uzadıkça uzuyor. salak gibi gülümsüyorum kıza. kızın haberi yok. yarın dönecek misin bursa'ya diyorum, evet diyor. bıdı bıdı konuşuyor ama benim aklım halen çükümde. cebimi delip elini tutacak sanki. sağa doğru öyle bi falso almış ki akıllara zarar. ''ben de dans etcem ben de'' durduramıyorum piçi.

yazının en başında düğünlerden nefret etme sebebine ya..ak afedersin demiştim. hah işte o bkz şimdi daha iyi anlaşılmıştır. hoş gerçi bunu okuyan kızlar anlamaz, hatta sapık gözüyle bakar. ama 18-30 yaş arası olan erkekler iyi bilir ki, hoşlanılan kızın elini tutsan bile feci bi elektrik alırsın. o ilk günler sabahlara kadar öpüşürsün. hele hele güzel kokular eşliğinde seksi elbiselerle dans ediyorsan o pipi de illa bi kıpırdamalar başlar. gerçi sevgilisi olan kızlar bile biliyor artık. devir çok değişti. dans esnasında buna şahit olmuş kızlar da vardır.

neyse abi, çükümü düzeltmem lazım ama nasıl? elimi belinden çekip zıplaya zıplaya düzeltecek halimiz yok veya kıza iyice yapışıp salondakilerin görmesini de engelleyecek değilim. soyun sevişelim zaten hiç diyemem( ki yarım saat geçmedi ) düşün düşün derken hoppp bülent ersoy aklıma geldi.

allah allahhhhhhhh

tavuz kuşlu halini hayal ediyorum abi, makyajsız falan.
ama olmadı anasını satim. tavuz kuşu işi bozdu. o zamanlar ördek görsem etkileniyorum çünkü. o hayvancıklar böyle kıvırta kıvırta yüzünce içim kıyılıyor. e tavuz kuşu da çok renkli ve fanteziye açık bir hayvan olu..

lan tamam yine abartık, ne düşünsem olmuyor işte, işin özü çüküme söz geçiremiyorum. kız da arada bi gözüme bakıp tebessüm ettikçe bi kademe daha artıyor. level atlıyo piç. külottan fırlayıp bağımsızlığını kazanacak sanki. öyle stresli bi durum ki bu, neredeyse kotun düğmelerini açıp arka masadaki karıların yanına koşacağım. koyacağım masaya çat çat kola şişesiyle kafasına kafasına vuracağım '' neyin peşindesin, yeter artık lannnnnnnnn'' diye çığlık atcam.

resmen darbe girişimi abi bu. mesela beyin başkandır yönetir. akciğer, karaciğer, kalp vs tüm organlar onun yandaşlarıdır. itaat eder.

ama çük? ama göt?

onlar muhalefet işte. ne kalbinin sesini dinler, ne beynin. sen uyurken bile çadırı diker şerefsiz. belki bi dişi sinek gelir konar diye pusuya yatar. dünya umrunda olmaz, hiç hesapta yokken nihahaha ahahaha diye kalkmaya başlar. her an her yerde rezil edebilir.

baktım bu şerefsiz iyice isyana girdi. götün götün pistin ücra köşesine doğru ( oturanların göremeyeceği yere ) gittim. eğildim kızın kulağına '' bana hayatım boyunca unutamayacağım 11 tane rakam söyler misin irem'' dedim. o da eğildi anlamadımmmmmm dedi. telefon numaranı diyorum verir misinnn?

- he tamammmm

öyle güzel tamam dedi, öyle güzel gülümsedi ki hemen elimi elinden çekip yalandan yere cebime attım ve usta bi manevrayla isyanı önleyip ( düzeltip )telefonu çıkardım. tıpkı memeli kızların hoplayıp zıpladıktan sonra sütyenini düzeltmesi gibi çok hızlı davrandım. diğer elim kızın belinde olduğu için ve halen onunla konuşuyor olduğum için şükürler olsun hiçbir şey anlamamıştı.

neyse, o yerine ben yerime geçip oturduk. arada bi birbirimize bakıp tebessüm ettik. böyle bir ortam da 100 kıza teklif etsen 98 i hayır derdi. ama ben şanslıydım. geriye kalan 2 yalnız ceylandan birini avlamıştım. masalarına gidip oturmak çok abartı olurdu, kızı da benim masaya çağıramazdım. tamam empatim sağlamdır, ben kızın yerine olsam çırıl çıplak koşup nejmi nejmiii diye bağıra bağra gelip otururum ama bu düğün salonunda yakışık almazdı. zaten kızlar da 1 saat kadar sonra kalktılar gittiler. yarın 2 de buluşmak üzere kalktı gitti.

peki düğünlerden nefret etme sebebi midir bu?

tabii ki hayır. asıl olay yazının başında dediğim gerizekalı tayfun'la da ilgili. hani dedik ya, '' siz olsanız benden daha ağır söversiniz '' diye. heh işte baktım kızlar gidince ben de gitmek istedim. yo yoo kızların peşine değil. deli doluyuz ama biraz da ağırız yani. nasıl olsa yarın buluşacağız. gerek yok sülük gibi yapışmaya. kalktım tayfun'un yanına gittim abi.

gelin hanım arkadaşlarıyla halay çekerken gittim dikildim tayfun'un tepesine. hem tebrik edip vedalaşacağım, hem de laflıcam azcık..

laflıyoruz ibneyle. görmüş dans ederken bizi '' o kızı tanıyor musun? '' dedi.
''yok tanımıyorum, sen tanıyor musun?'' dedim. yok dedi belki bizimkinin tarafındandır falan lafladık lafladık... lafladıktan 1 gün sonra karısından ayrıldılar.

( he la ayrıldılar.. hem de ertesi gün ayrıldılar,
offff offf. bunların durumları olmadığı için balayına falan gitmemişler abi, köyden gelen akrabaları da gündüz yola çıkarız diyerek o gece diğer akrabalarında yatıya kalmış. ertesi gün olunca vedalaşmak için tekrar bu tayfun gerizekalısının evine gelmişler. fakat gelin hanım bi kahvemi içmeden sizi salmam deyip hem düğün videosunu takmış, hem de laflamış. ev ana baba günü gibi yani. damatla kurduğumuz diyalogları da ( hani tepesine dikilip '' sen o kızı tanıyor musun? '' falan tüm diyalogları ve sonrasını da video çekmiş, olaya bak mk )

- şu halay başındaki kızı tanıyor musun tayfun?
+ yooo, noldu ki nejmi? onu mu beğendin.
- yok lan, benim beğendiğim gitti şimdi, işim olmaz.
+ e niye soruyon o zaman?
- çok acaip bakıyor lan. bak bak yine baktı.
+ baksın la siktir et. bence şu ortada duran siyah minili daha güzel, göğüslere baksana olum,
- ohaaa, sütyenden çıkmak için bağırıyolar resmen.

( bu şekil muhabbet dönüyor, kameranın farkında değiliz...)

- bak nejmi, şu pembeli de bizimkinin üniden arkadaşı, adı selen. çok o..spudur ha.. yiğiştik biz onla.
+ hadi canım,
- valla bak, sol götünde ben var onun.

bu laftan sonra videoyu izleyen ev halkı tayfunnnnnn diye bağırmış ve tayfun da evdeymiş.

tayfun'un anlattığına göre 15 kişi peşinden koşmuş. bizim gerizekalı da yardıra yardıra kaçmış . karısı peşinden vazo fırlatmış, yengesi terlik fırlatmış, babaannesi bile arkasından tespih fırlatmış. ayakkabıları giymeden sokağa çıkıp tüymüş mal.

fazla uzatmaya gerek yok, tek celsede boşandı bunlar ve ben halen vicdan azabı çekmekteyim. zaten bu yazıyı da içimi boşaltmak için yazdım. keşke gitmeseydim tayfun'un yanına. allah bu kameramanların da belasını versin. aleti kıçımıza kadar sokmuş haberimiz yok.

ama işin boktan tarafı bu da değil tabii,

işin başka bir kötü yanı, tayfun'un yardıra yardıra evden kaçarken, benim aynı saatler de yana yana irem'i aramamdı.

aradım mahmut diye biri çıktı.

dans esnasında yanlış almışım numarayı. zaten karizma olsun diye gece de aramayınca sabah şarjı bitirene kadar aradım kızı. kombinasyonlu çevirip çevirip duruyorum. belki budur numarası, belki budur, belki budur feci didiniyorum. ama ı ıh.
murtaza , şaziye , binnur bir sürü garip isimler çıktı, bi irem çıkmadı telefona. bir daha da hiç görüşemedik.

e şimdi ben düğünlerden nefret etmeyim de kim etsin ?

ahhhh mavilim, aşk yolu sahilim, eşin yokkkk cihanda, pişmanım ben sana, hiçç unutma, arada bir hatırla, eski bir salonda, bir salak vardı, onu sakın unutmaa.

ahhhhh mavilim, beni sakın unutmaa...

DAHA FAZLA İÇERİK