Deneyimli Bir Paris Müdâviminden, İdeal Gezi Planlarıyla: Paris'e Gideceklere Tavsiyeler
Birçok insana göre dünyanın en güzel şehri için bir seyahat rehberi yapmasak olmazdı. Çoğu kimse için de önemli bir kriter olan kalınacak gün-para-yakın mesafe üçlüsünü de optimize ederek tavsiyeler çıkarmış Sözlük yazarı "dieforyou".

paris'e sadece 3-4 günlüğüne gidenler için naçizane birkaç tavsiyede bulunmak isterim. kendisini dördüncü kez gezdim ve artık sanırım baya baya olgun bir plan haline getirdim gibi hissettim. follow responsibly efenim...

1. gün

- eiffel kulesini görün. ama metroya binip bir-hakeim durağına gitmeyin. gideceğiniz durak trocadero. burada chaillot sarayının bahçesinden eiffel'e bakın; selfilerinizi çekin tek başınıza ya da sevgilinizle. zira en güzel eiffel kareleri buradan yakalanıyor. bu kısımda muhtemelen bir yarım saat geçirmek uygun olur. daha sonra gün batımına 2.5 saat kala (bu kısmı önemli); eiffel'e gelip kuyruğa girin. aslında yapabiliyorsanız biletinizi online olarak gün batımından 1 saat öncesine alın. eiffel'e çıkmak için en güzel zaman gün batımından hemen önce. bu şekilde parisi hem aydınlık hem karanlık görme şansına erişiyorsunuz. bizim gittiğimiz gün aşırı bir sıra olduğu için eiffel'in zirvesine çıkmamız yaklaşık 3 saati buldu.

- akşam "pasco" isimli restaurantta yemek yiyin. ziyadesiyle güzel bir fransız restaurantı. eiffel'e 1 km mesafede bulunuyor. yürüyerek gitmeniz tavsiye edilir. hotel des invalides'in hemen arkasında.

- yemekten sonra champs-elysees'de (şanzelize caddesi) biraz yürüyüş yapılabilir.

2. gün

- metroya atlayıp cite durağına gidin; ile de la cite'yi bir güzel gezin. öncelikle notre dame'a bir girin.

- şayet sıra abartılı değilse saint chapelle'e girin ardından da. ancak bizim gittiğimiz gün aşırı bir sıra olduğu için bu gidişimizde giremedik biz.

Şapelden bir görüntü.

- sonrasında seine nehrinin diğer kıyısına geçip pantheon ve saint-étienne-du-mont'u gezin. pantheon'un içinde victor hugo, emile zola, marie curie gibi ünlülerin mezarları bulunuyor. aşağıda bulunan bazı boş mezar yerleri hakkında aptal espiriler yapmayı ihmal etmeyin.

diğer kilise (saint-etienne-du-mont) hakkında bir trivia vermek gerektiğini düşünüyorum bu noktada: bu kilisenin merdivenleri; midnight in paris filminde gil'in oturup tarihte yolculuk yaptığı merdivenler.

ayrıca o sokak da çok şirin. hemen yanında da bombardier diye bir bar var. orada bir bira içilmesi salık verilir.

- akşama doğru louvre müzesine girin. louvre çarşamba ve cuma günleri akşam 9.45'e kadar açık. yalnız bu müzeyi gezmek oldukça yorucu. dolayısıyla buraya gireceğiniz gün enerjinizi iyi saklayın. şayet louvre'a gideceğiniz gün çarşamba veya cumaya denk gelmiyorsa sabah erkenden gidip sıranın az olduğu zamanda girmeniz salık verilir.

3. gün

- sabahtan kalkıp montmartre'ın yolunu tutun. blanche durağında inin, moulin rouge'u bir görün dışarıdan.

- sonrasında amelie filminde geçen cafe des deux moulins'da oturup kahvaltı yapın omletli kruasanlı. sanki amelie yapmış gibi düşünün mutlu olun.

- sonrasında o sokaktan yukarı doğru yürümeye başlayın. burada van gogh'un iki sene boyunca yaşadığı evi göreceksiniz. gerçi dışarıdan pek bir numarası yok; içi de gezilmiyor bildiğim kadarıyla ama bir araştırın yine.

- montmarte'i gezmek için lonely planet'in yürüyüş rotasını takip edebilirsiniz. bu rota sizi sonrasında place du tertre'e çıkaracak. burada "la virgüle" denen cafenin dış kısmına oturup bir kahve için. yine tek başınıza ya da sevgilinizle beraber karakalem portrenizi yaptırın kahvenizi yudumlarkene. yalnız ressamınızı iyi seçin. bizim amca baya deli görünüyor diye güvendik ama adam çok fazla serbest takıldı gibi geldi. bize hiç benzemeyen iki kişiyi çizmiş gibi gelse de; yine de çok güzel bir hatıra. yaptırmanız tavsiye edilir. iki kişilik portreye adam ilk başta 120 eur dedi; ama 50 eur'ya aldık. dolayısıyla pazarlık yapın. pazarlık yapmayı hiç beceremeyen ve sevmeyen ben bile böyle bir başarıya ulaştıysam, bu konudaki başarılı suserler eminim üstüne para bile alabilirler modellik ücreti olarak.

- portrenizi de yaptırdıktan sonra sacre coeur bazilikasını gezin. sonrasında merdivenlerden aşağı inip le mür des je t'aime'i görün. burada her dilde "seni seviyorum" yazıyor.

- hemen duvarın yanındaki metro durağı (abbesses); en güzel duraklardan biri. önünde fotoğraf falan çektirin. şurada ekstra bilgi var.

- şayet tekrar acıktıysanız ya da beni dinlemeyip amelie'nin cafesinde kahvaltı yapmadıysanız, burada harika bir cafe var kahvaltı için: le coquelicot. şiddetle tavsiye edilir.

- montmartre bölgesini bitirdikten sonra metroya binip saint-germain-des-près bölgesine gidin ve burada cafe des deux magots' ya oturup insanları izleyerek birer bira için. burası zamanında hemingway'in, picasso'nun bira tokuşturdukları cafe. içinizdeki küçük yazar dışarı çıkmak isterse salıverin gitsin.

- biraları yudumladıktan sonra jardin du luxembourg'a doğru yola koyulun. bugün program biraz yoğun oldu farkındayım ama madem yoğun program istemiyorsunuz biraz daha uzun gelecektiniz paris'e yapacak bişey yok. luxembourg bahçesi ve sarayını da gördükten sonra akşam yemeği için birkaç restaurant tavsiye etmek ister deli gönül:

* les rillettes (bunu denedik biz, oldukça başarılı küçük bir restaurant)

* le petit canard

* la jacobine

* le procope (servis berbat diyorlar ama paris'in en eski restaurantıymış)

* chez les artistes

* comme chai toi

restaurantları the fork, foursquare ve tripadvisor'ı dikkate alarak öneriyorum. söylediğim gibi sadece pasco ve les rillettes'i deneyebildik biz. bu arada the fork uygulamasını telefonunuza yükleyip, rezervasyon için kullanmanız salık verilir. fevkalade işe yarıyor.

Les Rillettes'ten bir görüntü.

4. gün

- metroya binip charles de gaulle etoile durağına gidin. arc de triomphe'ı görün, champs elysee'de biraz yürüyün concorde meydanına doğru. sağ tarafınızda grand palais ve petit palais isimli iki bina göreceksiniz.

- sonrası biraz zevke kalmış. eğer müze gezmeyi seven insanlarsanız; son gününüzde örsay müzesi, rodin müzesi ya da picasso müzesinden birini gezebilirsiniz. yok "bana louvre yetti biraz paris sokaklarında dolaşayım" diyorsanız le marais bölgesine gidip parisin en eski sokaklarında yürüyebilirsiniz. burası yahudilerin ve gay'lerin yoğun olarak takıldığı bölgeler. çok güzel cafeler bulunuyor bu kısımda. centre pompidou'dan yürümeye başlayıp bastille meydanına kadar yürüyebilirsiniz.

benim naçizane tavsiyem bu şekilde le marais bölgesini yürüyerek gezmeniz ve sonrasında metroya atlayıp pere lachaise mezarlığına gidip edith piaf, balzac, la fontaine, moliere gibi ünlülerin mezarlarını görmeniz. hatta ahmet kaya'nın mezarı da burada bulunuyor. ahmet kaya'nın mezarı 71. bölgede bulunuyor. yalnız dikkat edin 71. bölgenin iki kısmı var. bizim yaptığımız gibi 20 dakika yanlış kısımda aramayın mezarı. etraftaki türklere falan bakın. kesin birileri oradadır zaten, (ayrıca o mezar taşının üstüne adını yazan almanya'dan bengü. yontulmamış kütüksün bilesin. aferim sana)

neyse. 4 güne ancak bu kadar sığar canlar. daha fazlası için aşağıdaki listeden ilginizi çekenleri ekleyin keyfinize göre.

bonus aktiviteler

- seine nehri üzerinde nehir turu. bunu tur olarak da yapabilirsiniz, ya da hop on-hop off bilet alıp ulaşım amacıyla da kullanabilirsiniz.

- musee d'orsay'da pek çok ressamın en ünlü eserlerini görün.

- musee rodin'da dünyaca ünlü "le penseur" yani düşünen adam heykelini görün.

- centre pompidou (avrupanın en büyük modern sanat müzesi)'yu gezin.

- montparnasse kulesine çıkıp bu çirkin binayı görmekten kurtulun ve geriye kalan paris'e bakın.

- midnight in paris filminde hemingway'i gördüğümüz polidor restaurantında yemek yiyin.

- cafe de flore'de bişeyler için.

- alışveriş ilginizi çekiyorsa la fayette'e gidin. opera binası da o bölgede. yeterli zamanınız varsa operaya gidin.

- şayet kaldığınız süre 4 günden uzunsa, versailles sarayına gidin; çok güzel diyorlar. ben şahsen görmedim henüz.

- yine kaldığınız süre 4-5 günden uzunsa disneyland'a gidilebilir.

- laduree'den macaron almayın! çok meşhur olduğu için çok pahalı ama macaron'lar ancak ortalama seviyede. ben de kız arkadaşım da çok beğenmedik. yediğimiz en güzel macaron chocolats damyel'de idi. biz trocadero'ya yakın olan şubesinden aldık ve fazlasıyla lezzetliydi. özellikle frambuaz'li olana bayıldık. sonrasında salaklık ettik hediye olarak gittik laduree'den aldık ve çok da beğenmedik. üstüne üstlük laduree neredeyse 3 kat daha pahalı.

- moulin rouge'da bir şov izleyin. şampanya dahil şovlar 140 eur civarında kişi başı. oldukça pahalı ama ilginizi çekiyorsa yapılabilir.

- place des voges'a gidin. burası le marais bölgesinde bulunuyor ve paris'in en eski meydanı. victor hugo'nun evi de burada bulunuyor. bastille meydanına çok yakın.

- arc de triomphe'in tepesine çıkılabilir. ben hiç çıkmadım ama çıkanlar güzel diyor.

- notre dame'ın kulesine çıkın. sadece merdivenle çıkılabiliyor ama şayet üşenmezseniz; kulede bulunan heykeller oldukça güzel.

notlar

not 1: ilk gün için sadece eiffel'den ibaret gibi bir plan görünmesinin bir sebebi var. paris'e öğlen saatlerinde varacağınızı varsaydım nedense. ben hep öyle vardım; belki ondandır. şayet sabah erken saatte vardıysanız ve ilk gün eiffel'e gidecekseniz; o bölgeye yakın bulunan hotel des invalides'i gezip napolyon'un mezarını görebilirsiniz. ya da yine aynı bölgede bulunan rodin müzesi iyi bir alternatif. sonrasında eiffel'e çıkabilirsiniz.

not 2: bu planı yaparken; genelde lokasyonları gün bazında aynı bölgede seçmeye çalıştım. ulaşım sırasında kaybedeceğiniz süreyi minimize etmek gerek. sonuçta oldukça büyük bir şehir. her yeri yürüyerek gezmeniz imkansız.

not 3: bu plan aslında "görülen yer / zaman" paritesi açısından çok verimli olmayabilir. daha fazlası elbette yapılabilir. plan sevdicekle beraber gezecekler için optimize edildi. biz hiçbir gün 10'dan önce çıkmadık evden.

not 4: umarım birilerinin işine yarar bilgiler.

Bu içerikler de ilginizi çekebilir