Düşünceleri Yüzünden Hapis Bile Yatan Bertrand Russell'dan Sizi Derin Düşüncelere Sevk Edecek Alıntılar
1872-1970 yılları arasında yaşamış olan Britanyalı filozof Bertrand Russell'ın sözlerine kulak veriyoruz.

"ne kadar az bilirseniz; o kadar şiddetle müdafaa edersiniz."

"akılsızca bir şeyi milyonlarca kişi söylese de o şey yine akılsızcadır."

"insanlar bilgisiz doğar, aptal değil, eğitilerek aptal olurlar..."

“manevi bir çöküşün en büyük belirtisi, kişinin yaptığı işin çok önemli olduğunu düşünmeye başlamasıdır”

"eğer ben dünya ve mars arasında eliptik bir yörüngede güneşin etrafında dönen çin seramiği bir çaydanlık olduğunu öne sürseydim ve bu çaydanlığın en güçlü teleskoplarımızla bile tespit edilemeyecek kadar küçük olduğunu ekleyecek kadar da dikkatli olsaydım, kimse bu görüşümün tersini kanıtlayamazdı. ama devam edip de bu savımın yanlışlanamaz nitelikte oluşundan dolayı insan aklının ondan kuşku duymasının kabul edilemez bir küstahlık olacağını söyleseydim, herkes haklı olarak saçmaladığımı düşünürdü. ancak, eğer böyle bir çaydanlığın varlığı eski kitaplarca onaylansaydı, her pazar günü kilisede kutsal gerçeklik olarak öğretilseydi ve okullarda çocukların beynine kazınsaydı, onun varlığından kuşku duymak bir gariplik belirtisi olarak görülür ve o kuşkuyu duyan kişiye yakınçağda bir ruh doktoruyla ya da daha önceki çağlarda bir engizisyon yargıcıyla bir randevu alınırdı."

"akıllılar hep kuşku içindeyken aptallar küstahça kendinden emindir."

"isteklerimizin bazılarını elde edememek mutluluğumuzun ayrılmaz bir şartıdır"

"düşüncelerim uğruna ölmeyi göze alamam zira yanılıyor olabilirim."

"dünyanın en büyük problemi, akılsız ve fanatik kişilerin kendilerinden son derece emin olması, buna karşılık zeki insanların sürekli şüpheler içinde olmasıdır."

“hükümet icraatları sonucunda herkesin inanıp çıktığı saçmalıkların sonunun gelmeyeceğine ikna oldum. bana uygun bir orduyla onlara sıradan insanın payına düşenden daha fazla para ve daha bol yemek sağlayacak gücü de verin, ben de otuz yıl içinde, nüfusun büyük bir çoğunluğunu, iki artı ikinin beş olduğuna, suyun ısıtıldığında donduğuna ve soğuduğunda da kaynadığına ya da devletin çıkarlarına hizmet edecek başka her türlü saçmalığa inandırayım. elbette bu gibi inançlar oluşturulduktan sonra bile insanlar su ısıtmak için çaydanlığı buzdolabına koymayacaklardır. suyun soğukta kaynadığı, pazar ayinlerine özgü, kutsal ve mistik, huşu içinde sözü edilecek ama günlük hayatta asla uygulanmayacak bir hakikat olacaktır. sonunda, bu mistik doktrinin sözlü olarak inkârı yasalara aykırı kabul edilip inatçı heretikler de halk önünde ‘dondurularak’ cezalandırılacaktır. bu resmi doktrini büyük bir hevesle benimsemeyen kimsenin öğretmenlik yapmasına ya da yetki sahibi olmasına izin verilmeyecektir. sadece en üst düzeydeki yetkililer kendi aralarında bütün bunların ne kadar saçma olduğunu fısıldaşıp ardından da içip eğlenmeye devam edeceklerdir.”

"demokrasi ingilizce konuşan halkların rejimidir."

"geçmişte yaşam tehlikeli olduğu için ciddiye alınmış, ciddi olduğu için de ilginç olmuştur. eğer insan doğası değişmezse, tehlike olmayınca hayatın tadı kalmayacak ve biraz heyecan bulmak umuduyla insanlar her türlü aşağılık kötülüklere başvuracaklardır."

"aşktan korkmak yaşamdan korkmaktır ve yaşamdan korkanlar zaten dörtte üç oranında ölmüşlerdir."

"yüz kişiden doksan dokuzu ahlak kurallarını ihlal eder; ancak bu gerçek, genellikle gün ışığına çıkmaz. doksan dokuzuncu kişinin yaptığı ortaya çıktığında, yüz kişi arasında gerçekten masum olan bir kişi yürekten duyduğu nefreti dile getirir; öbür doksan sekizi de, kendilerinden de kuşkulanılabileceği korkusuyla, onun peşinden giderler."

sorgulayan denemeler

"geniş kitlelerce benimsenmiş olması, bir fikrin düpedüz saçmalık olmadığının delili değildir; nitekim insanlığın çoğunluğunun ahmaklığı göz önüne alınırsa, yaygın bir inancın makulden ziyade saçma olması daha muhtemeldir."

DAHA FAZLA İÇERİK