Ego Teriminin Günlük Hayatımızda Kullandığımız Şeklinin Aslında Düpedüz Yanlış Olması
"Egosu olan/olmayan", "egoist" vb. sıfatlar aslında psikolojide yeri olmayan ve yanlış kullanımlara sebep veren sıfatlar aslında. Olayın temeli Freud'un açıkladığı kişilik formülüne dayanıyor.
Ego Teriminin Günlük Hayatımızda Kullandığımız Şeklinin Aslında Düpedüz Yanlış Olması
Tony Stark

descartes'ın keskin ve bütün tek bir 'düşünen ben' anlayışına karşın, psikanalizce yapılan devrimde (freud tarafından) kişinin benliği (ya da bilinçliliği) üç kısımın işlemesiyle oluşan kompleks bir bütündür:

- id
- ego
- superego


çok kabaca 

burada hayvani ve ilkel istekleri olan, içgüdüsel olan id'dir, bu hayvani kısmı sosyal normlara göre çekip düzenleyen, kuralları içselleştirmiş kısım kontrolcü denetleyici olan superegodur; ikisinin dengeyi bulmuş hali ile (idin isteklerine reality check yaparak) dışarı yansıyan son davranışın sorumlusu da ego olur. (aslında tam olarak bu değil, ama şimdilik detaylarda boğulmaya gerek yok)

ego teriminin basit türkçe karşılığı olsa olsa benlik, kendilik olabilir ki bu kötü bir şey değildir, aksine olmaması sıkıntı yaratır muhtemelen (kişilik bozuklukları gibi).

egosu olmayan insan, düşük egolu insan vb. kullanımlar anlatım bozukluğudur, kavram karmaşasındandır. 

bu kafa karışıklığının sebebi, psikologların da kullandığı 'ego şişmesi' deyişinden geliyor sanırım. ego şişmesi dediğimiz şey kişinin çok fazla egosu olması(o nasıl olacaksa artık) değildir.


superego dediğimiz sosyal dünyaya dönük kısmın kontrol manyağı bir ucubeye dönüşüp kişiyi mükemmeliyetçi baskısı ile muma döndürmesi ve kendisini sürekli yargılayıp değiştirerek mükemmel olmaya çalışması kısmıdır. içinizdeki kendinizi sürekli dışarıdan görüp, gözetleyip azarlayan taraf, biraz 'elalem ne der'ci taraf artar.

bu durum gerçekleştiğinde gerçek istekleriniz, duygularınız yontula yontula yüzeysel ve güdük kalır ve hep eleştirilme korkusu ile mümkün olan en iyi halde davranmaya çalışırsınız.

bu ego şişkinliği de çoğu zaman, yüksek egolu diye bahsi geçen arkadaşların tavrı ile sonlanmaz. aşırı çekingen, içe kapanık, gereğinden fazla nazik, yapmacık vb. bulduğunuz insanlarda oluşması da olasıdır illa ki narsisizmle ilişkili değildir.

insanların birbirinden yakınırken bahsettiği 'egolu' olma halinde asıl eleştirilen kast edilen şeyin karşılığı 'bencillik', 'kendini beğenmişlik' , 'kibirlilik' gibi haller veya modlar, kısmen narsisistik kişilik bozukluğu sendromunun semptomları.
bunlar hastalık boyutunda olmadan da hepimizde çeşitli oranlarda bulunan ve belli oranlarda bulunması da sağlıklı ve elzem olan hallerdir. 

kişiliğin varlığı (yani ego) gerekli, kendisini olumsuz etkilerden koruması, travmaları çözebilmesi için kendi kendisinin güçlülüğüne dair olumlu bir yargı şart, bunu kendini beğenmişlik değil özgüven gibi daha yumuşak kavramlarla anlatıyoruz ki sıkıntı yaratmasın ama özünde ikisi de aynı itkinin benzer sonuçları.


'ego'dan yakınanların büyük kısmının kastı süperegonun sebep olduğu ego şişmesi hali iken, bir kısmı da idin sebebiyet verdiği bencilliği kast eder; her ikisi de bir ölçüde sağlıklıdır. benliği öldürmek, kendinle savaşmak (tabii neticede de hep itaatkar ve uslu olmak), çilecilik gibi tasavvufi konseptler genelde ortaçağda skolastisizmle hristiyan dünyasından yayılmıştır. kişiliği bu ölçüde törpülemek, 'kendinden geçmek ', kendine eza çektirme pratikleri sağlıksızdır. sosyal olarak da kimliksiz birey toplumun mekanik işleyişine katkısı hariç işlevsizdir; kişiliğinizin, prensiplerinizin, iyi ve kötü yönlerinizin olması sizin var olmanız bir suç değil. 

kibirli, ukala, bencil, duyarsız bir götoş olmayın yeter.

"ego = nefis" denklemi de tam değil aslında, ego parçalı bir kişiliğin bir kısmı, nefis ise tüm kendilik, benliği karşılayan bir kelime. yabancı (süslü) kelimelere gerek yok derken psikoloji terimleri yerine arapça kelime öne sürmek de efsane olmuş.

not: ekşi sözlük'teki (bkz: egosu olmayan akademisyen) başlığı gibi kullanımlardan yola çıkarak yazılmıştır.

DAHA FAZLA İÇERİK