Einstein'ın Sadece Bir Bilim İnsanı Değil, Güzel Yürekli Bir Yazar da Olduğunu Kanıtlayan Notları
Fizikçi Albert Einstein'ın mektup ve çeşitli karalamalarından kişiliğinin bilmediğimiz naif taraflarını da öğrenebiliyoruz.
Einstein'ın Sadece Bir Bilim İnsanı Değil, Güzel Yürekli Bir Yazar da Olduğunu Kanıtlayan Notları

einstein yazmayı çok sevmiştir. kendisine türlü şekilde ulaşan sorulara geç de olsa muhakkak cevap vermiştir. bir öğrenciye, bir çiftçiye, bir muhasebeciye... günlük tutmamıştır ama duygularını, hâlet-i ruhiyesini her fırsatta kağıda (özellikle mektup) dökmüştür.

aarau'daki okulunda fransızca eğitimi alırken kompozisyon dersinde (öğretmen gelecek ile alakalı bir yazı istemiş muhtemelen) yazdığı bir yazı var, henüz on altı yaşındayken

"gelecekle ilgili planlarım:

mutlu bir insan bugününden gelecekten pek kaygılanmayacak kadar hoşnuttur. ancak öte yandan da yürekli planlar kuranlar hep genç insanlardır. üstelik ulaşmak istediği amacı olabildiğince kesin biçimde kesin biçimde belirlemek yalnızca ciddi bir genç adam için doğaldır. sınavımı başarıyla verebilirsem zürih’teki isviçre teknik üniversitesine gideceğim. orada dört yıl matematik ve fizik okuyacağım. doğa bilimi dallarında profesör olmayı ve kuramsal alana yönelmeyi tasarlıyorum.

bu tasarılar, aşağıdaki nedenlerden dolayı:

en önemlisi soyut ve matematiksel düşünceye bireysel yatkınlığımdan ve düş gücü ve pratik yetenekten yoksun olmamdan.

özlemlerim de beni aynı karara yöneltti, ki bu çok doğaldır. insan hep yeteneği olduğu şeyleri yapmak ister.

son olarak da bilimsel etkinlik, çok hoşlandığım belli bir bağımsızlık sağlamaktadır."

şu kompozisyonu okuyorum, sonra benim ortaokul yıllarında yazdığım kompozisyonları hatırlamaya çalışıyorum ama sonra hatırlamaya çalışmaktan vazgeçiyorum. yeni öğrenmeye başladığı, kendi dili olmayan bir dilde, yani fransızca yazmış üstelik bu kompozisyonu. içinden zeka fışkırdığını söylemeye bile gerek yok.

zurich'te okurken, maddi sıkıntılar yaşayan ailesinin durumu için kız kardeşine yazdığı bir mektup vardır mesela

"sevgili kardeşim,

elbette ki beni en çok üzen ebeveynimin yaşadığı kötü günler. ayrıca yetişkin bir insan olarak en küçük bir şey bile yapamadan bu duruma seyirci kalmak da bana derin acı veriyor. yakınlarım için yükten başka bir şey değilim. gerçekten de hiç yaşamasaydım daha iyiydi. yalnızca her zaman elimden gelen her şeyi yapmış olduğum ve yıllardır kendime, eğitimin sunduğunun dışında hiçbir zevk ve eğlence hakkı tanımadığım düşüncesi beni hala ayakta tutmakta ve zaman zaman kapıldığım umutsuzluktan kurtarmaktadır."

arkadaşı ehrenfest'e 21 mart 1930'da çok kısa bir mektup yazmış ve şöyle demiş

"sevgili dostum ehrenfest,

her vızıltı bende trompet solosuna dönüşüyor."

yaşam öyküsünü yazan carl seeling'e 25 ekim 1953'te yazmış

"sevgili carl,

eskiden ağzımdan çıkan her sözün yakalanıp kağıda dökülebileceği aklıma bile gelmezdi. gelseydi, sümüklü böcek kabuğunda iyice siner kalırdım."

churchill'in bilim danışmanı f.a. lindemann tarafından oxford'a davet edildiği mayıs 1931'de, kaldığı erkek kolejindeki bir odada yatarken okuduğu bir kitabın arkasına yazmış

"hücrede buz kesilerek suskun bir yaşam. akşamları fraklar içinde kutsal kardeşliğin törensel akşam yemekleri. ve bu geceki gibi bir fırtına da hiç görmemiştim. denizin görünüşü tanımlanamayacak kadar görkemliydi, özellikle de üzerine güneş düştüğünde.
sanki insan, doğanın içinde eriyip gidiyor. bireyin önemsizliği, her zamankinden daha çok hissediliyor ve bu da tuhaf bir keyif veriyor."


1950 yılında yılında rutgers üniversitesinden 19 yaşındaki bir hayranı, "insanın dünyada oluşunun amacı nedir?" diye sormuş bir mektup vasıtasıyla

"sevgi ve hürmetle.

ne beni kimin dünyaya getirdiğini, ne dünyanın ne olduğunu ne de kendimin kim olduğunu biliyorum; her konuda korkunç bir bilgisizlik içindeyim. yaşamın ne olduğunu, duyularımın, ruhumun ne olduğunu, hatta kendi söylediklerimi düşünen, her şey ve kendisi üzerine kafa yoran ve kendisini diğer şeylerden daha iyi tanımayan o bölümün ne olduğunu bilmiyorum.

evrenin beni kuşatan bu korkunç boşluklarını görüyor ve neden başka bir yer değil de tam da buraya yerleştirildiğimi ya da bana yaşam olarak verilmiş kısa zaman aralığının bana neden koskoca sonsuzluğun, benden önceki ve beni izleyecek olan sonsuzluğun başka bir noktasında değil de bu noktasında eşlik ettiğini bilmeksizin kendimi bu sınırsız enginliğin köşesine bağlanmış buluyorum.

her yanda yalnızca beni ancak bi an sürecek ve bir daha geri dönmeyecek bir atom ve gölge gibi kuşatan sonsuzluğu görüyorum. bildiğim tek şey, yakında ölmem gerektiği. ancak en az tanıdığım şey de, kaçamayacağım bu ölümün ta kendisi..."

bilim adamı olmasa, rahatlıkla yazar olabilirmiş bence. 

okuduğum her mektup, onun ne kadar düzgün bir adam olduğunun da kanıtı. sadece zeki değilmiş bu adam. kusursuz bir ahlakı, kusursuz bir iyi niyeti ve çok temiz bir kalbi varmış.

Albert Einstein'dan Kulaklara Küpe Olması Gereken Hayat Dersleri


Albert Einstein'ın Hayatı, Politik ve Dini Görüşü