En Bilinen Özellikleri İnsan Kurban Etmek Olan, Yok Edilmiş Halk: Aztekler
14. ve 16. yüzyıllar arasında bugünkü Orta Meksika bölgesinde yaşayan ve İspanyollar tarafından yok edilen Aztek uygarlığına dair ilginç bilgiler.
En Bilinen Özellikleri İnsan Kurban Etmek Olan, Yok Edilmiş Halk: Aztekler


Kimdir bu Aztekler? 

15. yüzyıl ile 16. yüzyıl başlarında meksika'da büyük bir imparatorluk kurmuş bir halktır aztekler. 

nahuva dili konuşan halkın adı aztlan'dan (beyaz ülke) gelir. azteklerin kökeni kesin olarak bilinmemektedir fakat bazı gelenekleri avcılık ve toplayıcılıka geçinen bir kabile oldukları izlenimini verir. yine de aztlan yalnızca destanlardan doğmuş bir yer olabilir. büyük bir imparatorluk kuran azteklerin bu başarısı tarım arazilerini etkin bir biçimde kullanmaları ve bataklıkları kurutmaları sayesinde olmuştur.

aztekler, amerika'nın en büyük nüfuslu imparatorluğunu kurmuşlardı. ülke askerlerin yönetiminde ve despotlukla yönetiliyordu. kastlar ve sınıflar keskin hatlarla birbirinden ayrılır ve savaşta kahramanlık göstermedikçe toplumda yükselme imkanı yoktu.

aztek dini kendinden önce orta amerika dinlerinden bir sentezdi farklı inanç sistemlerindeki karşıt öğeleri bir araya getiriyordu.bu din, evrenin bir dizi yaradılışın sonuncusu olduğunu ve 13 gök ve 9 yer dünyası arasında bulunduğu inancına dayanıyordu.

Aztek medeniyeti ve inanılmaz insan kurban etme ritüelleri

muhteşem yapıların sahipleri ve fakat bu göz kamaştıran yapıların meydana getirdiği şehirlerde her ritüelde güneş için ne kadar insan kurban edilip, kafası vücudundan ayrılıyorsa o kadar çok bereketin ve güzel yaşamın geleceği inancında, şehri çepeçevre saran arazilere atılmış başsız cesetlerin kokularıyla sarılmış şehirlerin insanları aztekler... 

300 odalı sarayında yaşayan kralları hiçbir zaman başkalarının yanında yemek yemiyor, yemeğini her zaman tek başına, bir paravan ardında yiyor ve günü gelip hayatı son bulduğunda kendisine kan bağı olarak en yakın olan erkek akrabası krallığı devralıyor ve bunu krallığın ordularını yöneten kurul onaylıyor.

her başa geçen yeni kral büyük bir törenle büyük piramite giderek jaguar pençesi ile kulaklarını ve bacaklarını parçalayarak güneş tanrısı için kendi kanını akıtıyor. ve bu seremoniden hemen sonra güneş tanrısına kurban edilmek üzere yeni esirler edinmek için hazırlanıyor ve ordusunu alarak taç giyme törenine layık olmak üzere savaşa gidiyor. ahuitzol 20 bin esirle döndüğünde adını efsaneleştiriyor. ve bu 20 bin esir, aztek rahiplerinin keskin bıçağı altında durup dinlenmeksizin piramitin tepesinde güneşe kurban ediliyor. esir canlıyken çıkarılan kalbini gördükten sonra,rahip tarafından kafası kesiliyor, başsız vücudu aşağı atılıyor ve kesilen her baş piramitte hazır bulunan özel odalara dizilmiş rafların üzerine yerleştiriliyor...

aztek rahipleri tanrılarına hizmette bulunmaktan mutlu, canı gönülden esirleri kurban ediyor. bazen, inançları gereği bazı esirler gönüllü olarak kurban edilmek istiyor. gönüllüler bir yıl savaş tanrısını temsil etmiş sayılıyor bu yüzden ölümlerinden kısa bir süre önce dört rahibe ile evlendiriliyor. ölüm anıyaklaştığında kendi rızası ile kurban edilen taşın üzerine uzanan esir şanlı ve kutsal olarak addediliyor. kutsal addedilen kurbanın derilerini yüzen rahip, kurbanın derilerini kendi boynundan geçirerek 20 gün bu derileri çıkarmıyor. (kokuyu tahmin edebilmek bile güç geliyor insana)

aztek rahipleri, yalnızca güneşe kurban edilenlerin kalbini çıkarmakla kalmıyor. onların diğer önemli bir görevi de gökyüzünü incelemek, kompleks takvimlerini ayarlamak, gökyüzünde oluşan önemli durumları kaydetmek, yıldızları incelemek.

aztek toplumu başlangıçta eşitlikten yanaydı; otorite, bir ihtiyar kurulunun yardımcı olduğu aile başkanının elindeydi. bu örgütlenme giderek büyüyen ayrılıklarla giderek değişikliğe uğradı. soylular, memurlar, tüccarlar, zanaatçılar gibi sınıflar önemli ayrıcalıklardan yararlandılar. bütün bu toplumsal sınıfların altında, haraca ve angaryalara bağlanmış macehualtin yer alıyordu. en alt tabakada derebeylerin topraklarında çalışan topraksız köylüler ve yarı köleler bulunuyordu. siyasi iktidarın başında tlatoni yer alıyordu. 2.adam ise yüksek yargıç ve ordu komutanı cihuacoatldı. yürütme 4 danışmandan oluşuyordu. bu kişilerin altında, ünvanlara sahip soylular bulunuyordu. bu uygarlıkta temek kavram olan savaş en yüksek görevlere ulaşmada önemli bir araç oldu. en yiğit savaşçılar hükümdarın yanında bir savaş konseyi oluşturuyordu. eğitim iki okula bırakılmıştı. halk çocuklarının savaş ve askerliği öğrendikleri telpochcalli ve soylu sınıfın çocuklarının din ve sanat öğrendikleri calmecac.

başlıca ekonomik etkinlik mısır, fasulye, biber, kabak, domates ekimiydi. evcil hayvanları yalnızca köpek ve hindiydi. işlenmiş ürünler,tropikal bölgelerden gelen yeşim taşı, kakao, kuş tüyleri, gibi maddelerle takas ediliyordu.

aztek dininin en belirgin özellikleri, çok tanrılı olması (uygarlık tanrısı quetzalcoatl, onun rakibi gece ve savaş tanrısı huitzilopochtli, yağmur tanrısı tlaloc, aşk tanrısı tlazolteotl vs.) ve hayatın he alanında etkisini göstermesiydi. bu durum doğa güçlerini denetleme becerisini ellerinde bulunduran rahiplerin kazandıkları nüfuzu ortay koymaktadır. en yaygın ayinlerden bir insan kurban etmekti. dinin giderek ölçüsüz bir durum alan gereklerini yerine getirmek ve yeni kurbanlar ele geçirmek için zorlama savaşı bulmuşlardı. ölüm biçimlerinin öbür dünyadaki yaşayışlarını belirlediğine inanıyorlardı.

260 günlük bir ayin takvimi üstüne kurulan kahinlik sistemine göre, gelecek tahmin edilebiliyordu.

Aztekler nasıl yok edildi?

ispanyol denizci hernan cortes, 600 civarı ispanyol ve 3 bin tlaxcala yerlisiyle başkente barışçıl bir şekilde aztek'e giriyor önce. aztek imparatoru montezuma, ona izzeti ikramda kusur etmiyor. altınsa altın, yemekse yemek hatta hristiyan sembollerini bile koymayı kabul ediyor. ama cortes, montezuma'yı esir alıyor. 

bu sırada başka bir ispanyol, ordusuyla cortes'i tutuklamak için çıkageliyor. cortes küçük bir birliği aztek başkentinde bırakıp ani bir saldırı yapıyor ve kendisini tutuklamaya gelen orduyu yeniyor. dahası bu ordudakileri altın vaadiyle kendi ordusuna katıyor. aztek başkentine döndüğündeyse kelimenin tam anlamıyla boku yiyor. çünkü geride bıraktığı küçük birlik panikten ve korkudan dolayı aralarında önemli liderlerin de bulunduğu aztekleri öldürüyor. bunun üzerine sayıları 200 bini bulan aztekler ayaklanıyor. cortes son bir umut montezuma'yı kullanmaya çalışıyor ama olmuyor. siki tuttuklarını anlayan ispanyol ve tlaxcala yerlileri apar topar kaçmaya çalışıyor şehirden. ama aztekler ada şeklindeki şehrin tüm köprülerini yıktığından adeta kapana kısılıyorlar. ispanyollar ve tlaxcalalılar adeta katlediliyor. cortes canını zor kurtarıyor. 

sonrasında cortes, tlaxcalalılarla yeniden savaş hazırlığına başlıyor. yeniden aztek başkenti tenochticlan'ı kuşatıyor. avrupa taktikleri uyguluyor, su ve yiyecek kaynaklarını yok ediyor. ayrıca çiçek hastalığı yüzünden yüz binlerce yerli 6 ay içinde ölüyor. en sonunda şehir düşüyor. bundan sonraysa aztek kültürü yok ediliyor.

Boğulma Tehlikesi Geçirdikten Yıllar Sonra Yüzme Öğretmeni Olan Birinin Azim Öyküsü