En Derin Duyguları Bile Kaleme Dökebilen Büyük Yazar Stefan Zweig'ten Müthiş Alıntılar
Bir solukta bitmesine rağmen uzunca süre insanın kafasından silemediği Stefan Zweig eserlerinde insanın kendisine dair bulabileceği çok fazla şey var.


- "insan bir şey bekliyordu, sabahtan akşama kadar bekliyordu ve hiçbir şey olmuyordu."

- "tüm acılar korkaktır, kendisinden daha güçlü olan yaşama isteği karşısında geri çekilir, çünkü bedenimizin her hücresinde yerleşmiş olan yaşama isteği, ruhumuzdaki ölüm tutkusundan çok daha güçlüdür."

- "anlamadığım tek bir şey var: nasıl... nasıl oluyor da bir insan böyle anlarda yanındakiyle beraber ölmüyor ve ertesi sabah uykusundan uyanıp dişlerini fırçalıyor, kravatını takıyor..." (not: stefan zweig, eşi ile beraber intihar etmişti. belli ki bu satırlar ruhunun derinliklerinden damıtılmış)

- "insanların çoğunun muhakeme gücü körleşmiştir. kendilerine doğrudan dokunmayan, sivri ucu ısrarla sert bir şekilde duyularına kadar nüfuz etmeyen şey, onları neredeyse hiç harekete geçirmez; ancak gözlerinin önünde cereyan eden, duygularına dokunacak en ufak şey bile içlerinde ölçüsüz bir tutkuyu ateşler. işte o zaman duyarsızlıklarının yerini gereksiz ve aşırı öfke alır."

- "bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar."

- "hiçbir şey, hiçbir şey, ama hiçbir şey bana yardım edemez!"

- "birisi bana ihtiyaç duyuyor, beni arıyordu, ilk kez bu dünyaya ait birisi için var olduğumu hissediyordum"

- "... yaşamla ölüm arasındaki bu koşuda...... uyku tek durağım oldu.”

- "dar karenin içinde özel ustalar yaratır satranç."

- "yalnızca sezebilirsin fakat asla bütünüyle bilemezsin"

- "insanlığın ötesinde bir vatanım yok benim." (not: bu söz tevfik fikret'in "milletim nev-i beşer, vatanım ruy-i zemin" lafını anımsattı bana. hitler zulmünden kaçıp, asli vatanından hem madden, hem de manen uzaklaş(tırıl)mış birinin sözleri.)

- "içimdeki duygusallık ne denli azalıyorsa ben de kendimi o denli yaşamın hızına kaptırıyordum."

- "senden rica ediyorum, beni dinleyeceğin şu çeyrek saat yüzünden yorulma, çünkü ben seni bütün bir hayat boyunca sevmekten yorulmadım." (yürek titretici bir satır daha - sdo)

- "yarın, ne kadar yakın ve ne kadar sonsuzca uzaktı."

- "..oysa benim kendi başıma kalmaktan başka bir isteğim yoktu, iki hafta boyunca kitap okumak, yürüyüşe çıkmak, hayal kurmak, rahatsız edilmeden uzun uzun okumak, iki hafta boyunca telefonsuz ve radyosuz yaşamak, konuşmak zorunda olmamak, bir anlamda rahatsız edilmeden kendim olmak istiyordum. bilincine varmasam da, yıllardır özlemini çektiğim tek şey tam bir sessizlik ve dinlenmeymiş aslında.."

- "insan her şeyini kaybettiğinde, elinde kalan son şey için umutsuzca savaşır."

- "içte tutulan gözyaşları akıtılanlardan daha acıtıcıdır."

- "kaybetmek üzereyken değerini anladığı onca şey, bu dünyaya aitti, bütün bunları nasıl da varlığının kopmaz birer parçası olduklarını şimdi hissediyordu."

- "zamanın çoktan sildiği bir hata için cezalandırılabilir miydi insan ?"

- "artık benim dünyada yalnızca sen varsın, hakkımda hiçbir şey bilmeyen sen, umarsızca kendini eğlendiren sen, her şeyle ve herkesle gönül eğlendiren sen... sadece sen varsın, beni hiç bilmeyen sen ve hep sevdiğim sen."

- "belki de insan... en büyük utancı... kendine en yakın hissettiklerine duyar."

- "hiçbir şey zekayı tutkulu bir kuşku kadar bileyemez."

- "insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler şakaları zonklayana dek düşünür, düşünür düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız."

- "hoşuna gidebilmek, sana layık görünebilmek için giysilerimi temiz tutuyor ve söküklerini dikiyordum ve eski önlüğümle sol tarafındaki eski ve dört köşe lekeden dolayı kendimi korkunç hissediyordum. onu farkedip beni aşağı görmenden korkuyordum; bu yüzden ne zaman korkudan titreyerek merdivenden yukarı koşsam okul çantamı lekenin üstüne bastırıyordum. oysa bu, son derecede aptalcaydı: çünkü sen beni asla, neredeyse hiçbir zaman görmedin."

- "size ait değilim artık, içinizden biri değilim, ama yükseklerde, ama diplerde dışınızda bir yerlerdeyim, fakat asla ve asla sizin burjuva refahınızın düz kumsallarında değilim artık"

- "karşımda durmuş, vedalaşmak için elini uzatmıştı. elimde olmayarak yüzüne baktım, karşımda duran bu soylu ve aynı zamanda biraz utanmış yaşlı kadının yüzü son derece dokunaklıydı. geçmişteki tutkunun bir yansıması mıydı, yoksa ansızın yanaklarından ak saçlarına kadar yükselen ve huzursuzca kızaran şaşkın hali miydi, bilmiyorum ama tıpkı bir genç kız gibiydi, anılardan kafası karışmış, kendi itiraflarından utanmış evlenmek üzere olan bir genç kız. ister istemez duygulanmıştım, ona duyduğum saygıyı kelimelerle ifade etmek istedim. ancak bir şey söyleyemedim. eğildim ve bir sonbahar yaprağı gibi titreyen solgun elini hafifçe öptüm."

- "bir insan için bütün yaşamınızı bir kenara itiyorsunuz, o ise kayıtsızca elinin tersiyle kovduğu bir sinekten daha fazla değer vermiyor size."

- "içinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin."

- "bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnız."

- "yeryüzünde hiçbir şey hiçlik kadar insan ruhuna baskı yapamaz."

Bu içerik de ilginizi çekebilir

DAHA FAZLA İÇERİK