Erzurum'da Yazılan ve Sadece "İçindekiler" Bölümünden Oluşan Efsane Doktora Tezi
Erzurum Atatürk Üniversitesi doktora öğrencisi Meriç Aybar'ın 2015 yılında yazdığı ve incelendiğinde yalnızca "içindekiler" bölümünden oluştuğu anlaşılan doktora tezi Ekşi Sözlük'te gündemin en tepesinde.

Öncelikle YÖK'ün tez merkezinden ulaşılabilen doktora tezini buradan inceleyebilirsiniz.

Doktora tezini açtığınızda her şey gayet normal. Konusu 19. yüzyılda Osmanlı'yı ziyaret eden yabancı yazarların eserlerinde Osmanlı halk hayatının derlenmesi.

Biraz aşağı indiğimizde başkan ve jürilerin de onayını görüyoruz.

Biraz daha ilerlediğimizde Meriç Aybar, tezde birazdan bahsedeceği konunun özetini de yazmış. Buraya kadar da her şey güzel.

Daha sonra karşımıza doktora tezinin "İçindekiler" bölümü çıkıyor. Buraya kadar da herhangi bir sıkıntı yok. Nelerle karşılaşacağımızı bilmek isteriz elbette.

Ancak daha sonra sayfayı aşağı doğru kaydırdığımızda tezin içinde "içindekiler" kısmı haricinde bir şey neredeyse göremiyoruz.

İkinci, üçüncü, dördüncü bölüm... Hep benzer şekilde sıralanıyor ve ileride konuya dair bir şeyler okuyacağımız ümidiyle sayfayı aşağı doğru kaydırmaya devam ediyoruz.

Ancak o da ne? Beşinci bölüme geliyoruz ve bir anda karşımıza "Sonuç ve Öneriler" adlı bir bölüm çıkıyor. İçindekiler kısmından sonra anlıyoruz ki doktora tezi bir anda bitmiş.


Acaba yanlış mı gördük diye düşünüyoruz fakat hemen aşağıdaki "Kaynakça" bölümüyle birlikte emin oluyoruz ki doktora tezi gerçekten de sona ermiş.

Peki kimdir bu Meriç Aybar? Doktora tezinin en sonunda yer alan özgeçmişe göz gezdiriyoruz.

Doktora tezinin yazıldığı sene, yani 2015 yılında  "DİREK"(?) doktora hakkı kazanmış bir öğretim görevlisiymiş.

Küçük bir araştırmayla güncel bilgilere ulaştığımızda ise Meriç Aybar'ın şu anda Erzincan Üniversitesi'nde yardımcı doçentlik yaptığını öğreniyoruz.

Eğitim bilgileri sekmesini açtığımızda malum tezle biten doktorasını 1 yılda tamamladığını öğreniyoruz.

Normalde 4 sene gibi bir sürede biten doktora nasıl oldu da 1 senede bitti, anlamak oldukça güç.

Giriş kısmında da belirttiğimiz gibi bu konu Ekşi Sözlük'te gündem. İşte Sözlük yazarlarının konuyla ilgili yorumları.

burada tezin sahibinden ziyade hatanın bu teze danışmanlık eden kişiye ve bu tezi kabul eden şahıslara ait olduğunu düşünüyorum. aslında benim içim acıdı, akademinin bu halini gördüğüm için. anlamadığım bir diğer nokta ise bu tezin neden yazıldığı. eğitim bilimleri enstitüsünde, ortaöğretim sosyal alanlar eğitimi anabilim dalında, tarih eğitimi bilim dalında böyle bir şeye gerek var mıydı? benim alanım olmadığı için bunu içtenlikle soruyorum, yukarıda saydığım alan olan “tarih eğitimi” bilim dalıyla ilgili olarak böyle bir tez mi yazılır, konusu bu mu olur? daha ziyade tarih eğitimiyle alakalı olması gerekmez mi? bu soruyu tezin içeriğine girerek genişletmek istemiyorum ama böyle bir konuyu bile tez çalışması için kabul etmek bana garip geldi, cidden alanım olmadığı için bilemiyorum.

ayrıca bu çalışmayı lisans eğitiminizde ödev olarak bile verseniz hoş görülmez kanaatimce.

şu sıralar öğretim üyeliği yapan bir kişiye ait tez.

ders anlatıyor, danışmalık yaptığı kişilerden etik çerçeveler dahilinde çalışma yapmalarını talep ediyor bu zat.

ayrıca, eğer gerçekten bizim anlayamadığımız kadar sofistike bir çalışma değil de büyük bir koftilik söz konusu ise, bu doktora tezinin savunma jürisindeki 5 öğretim üyesinin de bir an soruşturulması ve diğer jüri görevlerinin de araştırılması gerekmekte. çok büyük rezillik söz konusu.

adam bu tezle erzincan üniversitesi tarih bölümünde yrd doç kadrosu bulmuş. geliştirme ödeneğiyle birlikte 6500 lira civarında maaş alıyor şu anda. valla bravo.

bu tezi inceleyip, onaylayan ve aşağıda isimleri belirtilen pek sayın hocalarımızın yazdığı tüm tezlerin de incelenmesinin gerektiğini düşünüyorum.

başkan: (bkz: prof. dr. salim gökçen)
danışman: (bkz: yrd. doç. dr. selahattin tozlu)
jüri üyesi: (bkz: yrd. doç. dr. zekeriya akkuş)
jüri üyesi: (bkz: yrd. doç. dr. ramazan kaya)
jüri üyesi: (bkz: yrd. doç. dr. uğur akbulut)

buna onay vermek boşvermişliktir, (bkz: koy götüne rahvan gitsin) demektir. bu tutum yüzünden meriç aybar'ın koltuğunda belki de başka biri oturacaktı.

yine de (bkz: çok da şey yapmamak lazım). belki de altında ciddi bir çalışma yatıyordur.

bu başlıkta korkularını belirten arkadaşlara söyleyeyim de içleri rahatlasın:

ortalama bir devlet üniversitesi olan yıldız teknik üniversitesi kimya bölümü mezunuyum. bunun benzerini bırak lisans tezi olarak sunmayı, okulda çantamda yakalasalar beni bir daha okula sokmazlardı.

şu anda da ortalama bir özel üniversitede (yeditepe) yüksek lisans yapıyorum. danışmanım "eğer 80 makale okumayacaksan hiç tez için çalışma" dedi. şu anda 12 tanesini ancak tamamladım.

yani batıdaki üniversitelerimizde eğitim seviyesi öyle rezil yerlerde değil, bu eser sadece "her ilde 30 üniversite!" kampanyası sonucu üniversite eğitim seviyesinin özellikle doğu illerinde ortaokul seviyesine indirilmesinin sonucu.

not: biraz edep, ahlak olur insanda. tamam böyle bir şeyi sen tez olarak sundun. hadi karşındaki jüri de "ulan emekliliğime kalmış 6 ay, uğraştırmayayım çocuğu" dedi ve seni bu tezle onayladı ve bu sikko eserle doktoranı aldın.

ulan bari eğitmen olma da toplum senin gibi araştırma yoksunları tarafından eğitilmesin. şimdi benim çocuğum bana bu elemanın öğretim üyeliği yaptığı "erzincan üniversitesi'ni kazandığını" söylese, "siktir git nalburda çalışmaya başla, belki tesisatçılığı falan öğrenirsin" deyip mesleğe veririm. bu herifin öğretim görevlisi olduğu yerde alınan eğitim, nalburdan alınan eğitimden daha değerli değildir.

"tarih eğitimi" bilim dalı'nda yazılmış tez. açıkçası, bu alanın yöntemi nedir, tez standartları nedir, çok derinlemesine bilmiyorum. belki böyle bir yöntem vardır gibi açıklamalar yapıyor içimdeki naif iyilik...

ama kaynakçasına geldiğimde, 14 referansı olduğunu görüyorum, yarım yamalak yazılmış, hiç bir kaynakça yazım üslubuyla alakası olmayan şekilde. sonuç kısmında da 1 sayfalık bir "analiz" olduğunu görüyorum.

bak tez falan değil, lisans seviyesinde ders için yazılan dönem ödevlerinde en az 20 referans istiyoruz biz. sonuç tartışmalarının da en az 1,5-2 sayfa olmasını istiyoruz, 15 sayfalık bir ödev için.

doktor olmuş. doktor. akademisyen.

o komitede bulunan "hocalar" da atsınlar kendilerini karşıdaki palandöken tepesinden. samimi bir şekilde çok üzüldüm, çok yazık.

her şeyden önce çok fazla genel biçim hatası var. kelime hataları, harf hataları.. yani bu arkadaş yazdığı tezi okumamış mı yazdıktan sonra. biz yüksek lisans tezini yazarken (fbe matematik anabilim dalı) defalarca defalarca okudum. cümle düşük mü, harf hatası var mı vs diye. benden sonra hocam okudu bulduğu hataları düzelttik. en son enstitüde görevli md yardımcısı da inceledi iki defa da o gönderdi düzeltmeye. en son savunmayı yaptım jürideki hocalar da bir iki öneri sundu düzeltip bastırdım. sonuçta üzerine düşünülmüş özenilmiş ve sıfır hata bir tezim oldu. hocamın da söylediği şuydu zaten: " baştan savma bir tez de yazabilirsin belki ama yarın birisi tezini incelediğinde veya atıf yapacağında güler, alay konusu olursun "

yani söylemek istediğim bu tezi yök sistemine girene kadar kimse okumamış mı yav? hiç mi düzeltme almamış, danışman hoca okuyup evladım şu şu hatalara bak böyle iş olmaz dememiş mi.

inceledikçe sıkıntı çıkıyor. ingilizce ifadeler hatalı, büyük harf i kullanımı. tezimi çıkarıp inceleyim de moralim yükselsin.

doktoraya 2015 yılında başlayıp 2015 yılında bitirmiş görünüyor üniversitedeki eğitim bilgilerinde. bu nasıl mümkün olabiliyor ya? o kadar dersi 2 dönemde almak üstüne üstlük bunları yaparken tezi de yazmak ve yeterliliği geçmek... 

(bkz: vay anam vay neler dönmüş serhat ya)