Esrarengiz Duyguların Şekillendirdiği Aşk İlişkilerinin Matematiğe Dökülmüş Sonuçları
Matematikçi Hannay Fry, aşkı nasıl aradığımızla ilgili ortak yanları açıklamış ve bunun üzerinden özel birini bulmak için gerekli en iyi üç ipucunu matematiksel olarak anlatmış.
Esrarengiz Duyguların Şekillendirdiği Aşk İlişkilerinin Matematiğe Dökülmüş Sonuçları
iStock


insanın duyguları kolayca düzenlenmiş, rasyonel ve kolay tahmin edilir değil. aşk, hayatın çoğunda olduğu gibi örüntülerle dolu. matematikteki tahminlerde bu örüntüleri çalışmak ve bulmakla ilgili. örneğin, hava durumu, borsa dalgalanmaları, gezegenlerin hareketleri, şehirlerin gelişiminin örüntülerle anlamlandırılması gibi. matematiğin, kişiye yeni bir bakış açısı verme potansiyeli var.

aşkın matematiksel örüntülerinden çıkan ilginç sonuçlar

1. sosyal medyada eğer birisini ortalama çekicilikte buluyorsanız ona mesaj atıp konuşma ihtimalini daha yüksek buluyorsunuzdur. eğer birisini çok çekici buluyorsanız birçok kişinin ona mesaj attığını düşünüyorsunuzdur. dolayısıyla rekabetin fazla olduğunu düşünerek çok çekici birine mesaj atmazsınız. rekabetin daha az olduğu yere yönelirsiniz. işin ilginç kısmı sosyal medyada hemen hemen herkes en iyi fotoğraflarını profil fotoğrafı yapmaya meyillidir. dolayısıyla buradan çıkan sonuç şudur: çekicilik belli bir yere kadar alınan mesaj sayısını artırırken belli bir seviyeden sonraki çekicilik alınan mesaj sayılarını düşürmektedir.

2. optimum durma teorisi. diyelim 18 yaşında flört etmeye başladınız ve 35 yaşına geldiğinizde evlenmeyi düşünüyorsunuz. hayatınızda o yaş aralığında flört edebileceğiniz birtakım insanlar var. farklı seviyelerde iyiler. araştırmalara göre flört döneminizin ilk yüzde 37'lik kısmı ne yapmamız gerektiğini söylüyor. eğer ilk yüzde 37'lik kısımdan çok daha iyi birini bulduğunuzda evlenme ihtimaliniz artıyor. tabii, bu arada şöyle birkaç durum var. hayatınızdaki en iyi insanı yüzde 37'lik kısımda görmüş olabilirsiniz. bu durumda bundan sonra herkesi reddedip yalnız olma ihtimaliniz var. bir de evlendikten sonra o kişinin en iyi kişi olup olmadığını bilemiyorsunuz. burada şunu da unutmamak gerekir: doğru insanı bulmak yüzde yüz her şeyiyle mükemmel insani bulmak veya sana tam olarak uygun olanı bulmak değil. doğru insanı bulmak kabaca yüzde ile ilgili. örneğin, bir kişi zamanın yüzde 18'inde karşıdaki insanı sinirlendirsin ve delirtsin. ama aynı kişiyle zamanın yüzde 82'sinde herkesle eğlendiğinden çok eğlensin. bu yüzde kişi için yeterse karşıdaki doğru kişidir. kısaca doğru kişi, yüzde ve beklentiyle alakalı. sayılar yeterliyse ona şans ver.

3. günümüzde tüm dünyada yaklaşık her iki evlilikten biri boşanmayla sonuçlanıyor. evliliğin boşanmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı tahmin etmek neredeyse parayı havaya atıp yazı veya tura beklemek gibi. bazı matematikçiler, evlilikleri gözlemledi. boşanmaların nedenini şöyle gözlemlendi: boşanmalar çoğunlukla eşlerin birbirlerine ne kadar olumlu ve olumsuz olmasıyla ilgiliydi. eğer çiftler ilişkilerinde olumsuz konuşmalar daha çoksa muhtemelen boşanacaklardır. çünkü sonrasında olumsuz düşünceler ilişkiyi daha da negatif yapacaktır. matematikçilerde sadece bu örüntüyü kullanarak bir ilişkinin boşanmayla sonuçlanıp sonuçlanmayacağını %90 doğru tahmin ettiler. sonrasında eşlerin bu durumunu modellediler. konuşmalar, tamamen eşlerin reaksiyonuna bağlıydı. (bkz: #71740323) peki, eşlerin tepkileri matematiksel hangi parametrelere bağlıydı? 

bu parametreler şunlardı:

1) kişinin yalnızken modu

2) eşiyle birlikteyken modu

3) eşin kişinin üzerinde yaptığı etki.

buradan çıkan sonuç çok ilgi çekiciydi. başarılı evlilikler, olumsuz çıtası yüksek olanlar değil. aksine olumsuzluk çıtası düşük olanlardır. çünkü bir ilişkide olumsuzluk ne kadar azsa ilişkinin olumsuzluk sarmalına girmesi de o kadar azalır. ilişkilerinde sorun olanların ilişkilerini olumlu yapmaya çalışması evliliklerini olumlu yapıyordu. küçük meseleleri kartopu gibi büyütmüyorlardı.

konuyla ilgili kaynak video için: the mathematics of love | hannah fry