Evren Sürekli Bir Genişleme Halindeyse Nasıl Sonsuz Olabiliyor?
Büyük bir bilinmez olan bu soru hakkında Sözlük yazarlarından ufuk açıcı dört cevabı derledik.
Evren Sürekli Bir Genişleme Halindeyse Nasıl Sonsuz Olabiliyor?
iStock

sıkça karıştırılan iki şeyi birbirinden ayırmak gerekir

1- evrendeki en küçük nesne (yani atom diyelim) sayısının sonsuz olması,
2- evrenin sınırsız olması.

birincisinden anlaşılan aritmetiktir. elmaları sayar gibi sayarız. bu sayma işlemi bir yerde bitiyorsa evren sonludur deriz.

fakat ikincisi felsefi anlamda farklı bir tanımlamaya ihtiyaç duyuyor. şöyle düşünelim. evrende bir nokta seçtik. ve bu noktayı merkez kabul eden bir küreyi hayal edelim. yeterince büyük bir küre hayal ediyorsak bu küre istanbul’u, türkiye’yi ve yine yeterince büyükse dünyayı kaplar, içerir. yarıçapı daha büyük bir küre hayal edebiliriz, o kadar büyük ki samanyolu’nu da kapsasın. şimdi soru şu:

evrende varolan tüm atomları kapsayacak şekilde bir küre var mıdır?

eğer böyle bir küre varsa topoloji‘de de isimlendirildiği üzere evren sınırlıdır.

bilimde evrenin sonlu ve sınırlı olduğunu düşünen insanlar var elbette. fakat evren sonsuz ve sınırsızsa sormamız gereken başka sorular ortaya çıkıyor.

malum maddenin en küçük yapı taşı atom değildir. elektronlar, protonlar, atom altı parçacıklarının varolduğu yakın zamanda anlaşıldı, çok değil. öyleyse ilk soru şu:

atom altı parçacıklar sonsuz olabilir mi?

teorik olarak bu sorunun cevabı evettir. atom altı parçacıklar sonsuz tane olabilir, ve daha ilginç olan şu ki bir kütleye sahip olmayabilirler de. hemen şu soruyu sorup cevaplayalım.

bir atomdaki atom altı parçacıklar sınırlı mıdır? - - evet öyledir. çünkü yarı çapı 1cm olan bir kürenin içinde hayal edebiliriz. unutmayalım kürenin içinde hayal edilebilir olmak demek sınırlı olmak demek. sonsuz olmak başka dedik ya.

burada işin teorik ve soyut kısmında iki matematiksel yapıdan bahsediyoruz.

1- reel sayılar
2- non-standart analiz

atom altı parçacıkların bir kütlesi olmadığını düşünmek sezgilerimize terstir. bir şey varsa kütlesi de olmalı değil mi? fakat matematiğin nonstandard analysis denilen alt dalında aksinin olabileceği ihtimali doğuyor:

sonsuz küçükler

bu gizemli sayılar tüm reel pozitif sayılardan küçük ama sıfırdan farklı sayılardır. bir maddeyi alıp sonsuza kadar ikiye böldüğünüzü düşünün. en sonda ne kalır? kütlesiz bir cisim. evet nonstandart analizde “kütlesiz cisim” gibi abuk görünen bir kavram vardır. adı üstünde nonstandart.

evren hem sonsuz ve sınırsız hem de parçacıklar düşünüldüğünde sonsuz küçük. (bence)

ne evreni kapsayacak kadar büyük bir küre var ne de en küçük parçacıktan daha küçük bir küre var.


evrenin sonu olup olmadığına dair hiçbir bilimsel veri yok, teoriler var

astronomiye yeni başlayanlar için :

ışık hızı 1 saniyede 300.000.km yol kateder.
ışık hızı 1 yılda 9.500.000.000.000 km yol kateder..

bilinen en uzak galaksinin uzaklığını söylüyorum, sıkı durun;

30.000.000.000 ışık yılı

30.000.000.000 x 9.500.000.000.000 km
= gözlemlenen en uzak galaksinin km cinsinden uzaklığını ifade eder..

peki evrende dünya ve güneş sistemini oluşturan samanyolu gibi kaç galaksi olduğunu biliyor musunuz?

bilim dünyasınca tahmin edilen önceleri 200 milyardı, son araştırmalarda 2 trilyon galaksi olduğu tahmin ediliyor.

bakın big bang de bir tahmin. bilim başlangıcı ve sonu açıklayamıyor.. eldeki bulgular ve hubble gibi teleskoplarla tahmin ediyor..

ay'ın dahi nasıl dünyanın uydusu olduğu konusu aşılamadı bu bilim dünyasında..

hubble'ın gördüğü herhangi bir gezegendeki görüntü, milyon ışık yılı öncesindeki hali.. bizim dünyadan gördüğümüz yıldızlar yıllar yıllar öncesine ait görüntüler, biz bugün görüyoruz.

evrenle ilgili bugün bile einstein'ın teorileri geçerli bu arada. kütlesi, hacmi olan hiçbir şey ışık hızını aşamaz. foton olup, ışık hızına ulaşsak bile, insanın bir cisimle güneş sisteminden dahi bir hayat boyu içinde çıkması mümkün değil. bir kaç yıldız ve gezegene yaklaşıp ölünür. ölümsüz de olsa kimse kara deliğe kapılmak istemeyeceğinden bu yolculuğa çıkmak istemeyecektir..:)

evrenin sonu, sonsuzluğu hiçbir zaman insanoğlu tarafından bilinemeyecek.

kendi yaratılışını hala bilemeyen insan, evrenin nasıl yaratıldığını nasıl bilecek?

andromeda galaksisi, içinde bulunduğumuz samanyolu galaksisini yutmuş olacak zaten. o yutmadan güneşin yakıtı bitecek...


nazımla bitirelim, (yaşamaya dair)

...bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız.
bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
böylesine sevilecek bu dünya,
"yaşadım" diyebilmen için.


bir kağıt, kalem ve demir para alın. para yardımıyla kağıdın üzerinde saat yönünde çember çizmeye başlayın. aynı çember üzerinde aynı hızda defalarca dönün. yaptığınız hareket harmonik salınıma örnektir ve ideal şartlarda sonsuza kadar devam edebilir.

bu sefer daha büyük bir demir para alıp etrafında daha büyük çemberler çizmeye başladığınızda yaptığınız hareket de yine harmonik bir salınımdır ve yine ideal şartlarda sonsuza kadar devam edebilir. sadece frekansı değişmiştir.

burada sonsuz olan bir hareketi iki boyutlu bir kağıtta genişletmiş oldunuz. şimdi bu genişlemenin kağıt üzerinde değil de, zaman ekseninde ya da başka bir boyutta olduğunu düşünün. genişleme her zaman sizin algılayabileceğiniz/kavrayabileceğiniz bir boyutta olmak zorunda değil. o yüzden indirgeme ve modellemeler konunun daha rahat anlaşılmasında size yardımcı olabilir.

evrendeki genişleme, evrenin birbirine uzak kısımları arasındaki mesafenin zaman içinde artmasıdır

misal; uzayı elastik bir cisim olarak düşünelim. yani uzayda hareket eden cisimler, ileriye ya da geriye doğru hareket halindeyken esneyerek uzarlar lakin cisimlerin arasındaki mesafeler artar ancak cisimlerin boyutları değişmez.

edwin hubble'ın 1929’da yaptığı gözlemler, her uzak gök cisminin dünya’dan uzaklaştığını ve dünya’ya olan mesafe arttıkca uzaklaşma hızının arttığını göstermiştir. bu bağlamda, uzak noktalar arasındaki mesafenin artması, ölçek çarpanı adı verilen bir parametre ile nitelendirilir. zamana bağlı olarak değişen bu çarpanın günümüzdeki değerinin 1 olduğu kabul edilir. şimdiye dek yapılan hesaplamalar, ölçek çarpanının değerinin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce sıfır olduğunu ve bu değerin dünya'nın yaşıyla hemen hemen aynı olmasından mütevellit, bilimi referans alarak einstein'ın uzay-zaman formülü ile uyarlandığı zaman bilinebilirliğinini aciklamıştır.

kısaca evren genişledikçe maddeler arasındaki mesafe artar ve kütleçekiminin etkisi azalır. evrenin genişleme hızındaki artışı açıklayan referans ise karanlık enerjidir. yani kütle çekiminin aksine karanlık enerjinin etkisi evren genişledikçe azalmaz.

sonuç olarak evren sonsuz değil bilinmezdir.


DAHA FAZLA İÇERİK