Evrenin Big Bang'ten Önce Var Olduğunu ve Çarpışarak Sonsuz Sayıda Yeni Evrenler Ürettiğini Savunan Zar Teorisi
Sözlük yazarı "heinz kamasunta", evrenin Big Bang adı verilen büyük patlamayla oluşmadığı iddiasından bahsetmiş. Teoriye göre gerçek evren ve saklı evren kinetik enerji ile çarpışarak sürekli yeni evrenler oluşturuyor. Sözlük yazarıyla derinlemesine inceliyoruz.
Evrenin Big Bang'ten Önce Var Olduğunu ve Çarpışarak Sonsuz Sayıda Yeni Evrenler Ürettiğini Savunan Zar Teorisi
iStock.com


zaman her zaman var mıydı, big bang’den önce ne vardı gibi sorular sordunuz mu hiç kendinize? 

o sorulara bir nebze ilaç olsun diye güzel bir teori geliştirilmiş, bunu okuyacaksınız. arkanıza yaslanın, hayal ederek okuyadurun. oldukça anlaşılır yazmaya çalıştım, biraz uzun ama sonunda gerçekten şaşıracaksınız ve büyük bir aydınlanma yaşayacaksınız.

newton yıllar önce yer çekimini buluyor ama bunu uzayda ve küçük parçacıklarda uygulayamıyoruz. çünkü tanelerin kütlesi yok, uzay-zaman bükülüyor. mesela fotonun kütlesi yok ama yer çekimine maruz kalıyor. daha sonra einstein fizik için patch dosyası indiriyor ve fiziği yeniliyor. tüm tabuları yıkıyor ve görelilik geliyor. herkes aydınlanıyor, uzay artık ayaklarımızın altında seriliyor. 4. boyut olarak da zamanı buluyor einstein. sonra boyutlar falan giriyor devreye. ama bir sürü gizem var ve biz daha yolun başındayız. mesela kara deliğin tüm evren kurallarını kırdığından ve anlaşılamadığını biliyoruz. şimdi einstein’ın bir hayali ve fetişizmi var. tüm evrenin tek bir formülü olmalı. evet, einstein bu formülü bulmak istiyor ama başaramıyor. ama einstein’ın açtığı yolda ilerleyen parlak bilimadamları hep teoriler üretiyor. einstein bile kendi yarattığı modern fiziğin gelişmesi karşısında geri kalmıştı, bunu hissetmişti. fizik işte bu kadar hızlı gelişiyor artık. yani bir sürü teorisyen var ve hep hayal edip bir teori buluyorlar. sonuç olarak da matematiği döktüğü sürece bu prosesi karşımızda bir fizik teorisi oluyor.

örneğin bojowald adlı bir bilim reyizi var, bu adam genç. hala 40lı yaşlarda. alın işte o dahi çocuk.

https://en.wikipedia.org/wiki/martin_bojowald

şimdi saatinize yaklaşın, tik tak seslerini işitin. bu bilim adamı diyor ki, siz tik tak seslerini duyuyorsunuz ama biz bu sesleri milyona bölebiliriz. yani aslında bir milyon kere tik-tak da işitebiliriz. yani bu sonsuza gider. yani singularity dediğimiz big bang’den önce olan o noktanın aslında zaman varken oluştuğundan bahsediyor. yani zaman hep vardı diyor ve zaman büzüldü, büzüldü, büzüldü nokta oluştu diyor. sonra zaman genleşince hooop evren oluştu diyor. bu böyle devam ediyor diye de ekliyor. aslında hepimiz bir nevi zamandan geldik, yaşamın kaynağı zaman demeye getiriyor. şimdi evren genişliyor mu? aslında zaman genişliyor; evren küçülecek mi, evet, çünkü zaman küçülecek diyor. adam zamana en büyük güç diyor. mantıklı bir öneri ama bu bir teori ve yayınlanmamış daha. çalışmaları sürüyor. biz burada "her şeyin teorisi" konusunu ele alacağız. bu bi kenarda kalsın, ileride işimize yarayacak.

bakın öncelikle sicim teorisi'ni anlamamız gerekiyor. sicim teorisi bize atomlardan ya da atom altı parçacıklardan oluştuğumuzu söylemez. sicim teorisi bize çok küçük ama çok küçük sicimlerin titreşmesiyle her şeyin olabileceğini anlatıyor. yani buradaki sicimler titreşince evren'deki tüm olaylar meydana geliyor. yani bu sicimler titreşince başka boyutlar oluşuyor. belki de 11 boyut, bazılarına göre 26 boyut var! bunların hepsini açıklayacağım.

sicim teorisi’ni bulan edward witten’dir. bu teorinin üzerine gideceğiz. işte o makale.

http://iopscience.iop.org/…5b758ce995.ip-10-40-2-81

bu adam teorik fiziğe çok şey katmıştır. bu yüzden bu teoriyi bu adam bulmuştur ama asıl bahsedeceğimiz zar teorisini neil turok ve paul steinhard isimli iki adamın bulduğundan bahsedeceğiz arkadaşlar.

peki nedir bu zar teorisi, bu teoriler?

bakın, tüm bu sorular "big bang muhtemel bir başlangıç değilse" sorusundan türemiş. adamlar bu soruyu sorunca, ilham bulmuşlar. şimdi biz üç boyutlu bir dünyadayız değil mi? şimdi x-y-z eksenlerimiz var, hayal edin. o kadar küçüksünüz ki bu x-y-z çizgileri üzerinde yürüyebiliyorsunuz. yani o kadar çok küçük olduğunuzu düşünün. o zaman ne olurdu? o çizgilerin üzerinde yürürseniz, sağa sola kayabilirdiniz değil mi? işte mesela x-y-z çizgilerinden x çizgisinde sola dönerseniz +1 boyut, sağa dönerseniz +1 boyut olur. kaç boyut etti, hım? 3+2 boyut ve diğer y ve z çizgileri üstünde de 2x2 boyut eklerseniz kaç etti dostlarım, kaç etti? 9 boyut etti. şimdi bir de zaman var, etti mi 10 boyut size. anlayabildiniz mi?

yani aslında bu sicim teorisi bizim yeterli büyüklükte bir mikroskop yaparsak şu anda göremediğimiz parçacıkları göreceğimizden bahseder. tüm mesele teoriye göre 10 üzeri -35cm’lik bir küçültmeyi görmemiz lazım. şu anda bu imkansız.

yukarıda bahsettiğimiz 10 boyuta şimdiki boyutumuzu da eklersek 11. boyutu elde etmiş oluruz. işte bu m-teorisi'dir. yani biz çok çok büyüğüz. ama 10 üzeri -35 cm'ye kadar inersek, öyle bir mikroskopumuz olsaydı o zaman biz diğer tüm boyutları çok rahat görecektik.

şimdi geliyoruz asıl olaya. bu anlatacağım “her şeyin teorisi"nde evren elastiktir. yani böyle istediğimiz gibi elimizle gerip, gevşetiriz.

hayal etmek amacıyla şöyle bir benzetmeye gideceğiz.

evren’i aslında sevgilinizin yanağıymış gibi düşünün.

şimdi tekrar küçük parçacıklara dönüyoruz. şimdi bu parçacıklar o kadar küçük ki biz bunların oluşturduğu boyutları nedense farkedemiyoruz. yani aslında yanı başımızda. aslında bu parçalar hemen bir santim ötemizde yani bahsettiğimiz boyutlar var, sizin santim ötenizde. yani bakın bir hayali imgeniz olsun. hemen başınızın üstünde görüntünüz olsun. işte o boyutta sizin hareketlerinizin aynısı oluyor.

daha iyi anlamak için, bilgisayarınıza şaşı bakın. bir bilgisayar var bi de hayali görüntüsü var değil mi? işte bu teoriye göre aynen böylesiniz! şu anda tam olarak kafanizin üstünde bir siz daha var! ayni şekilde bunu evrene uyarlarsak da bir evren daha var! fakat biz bunu farkedemiyoruz çünkü çok çok küçük parçaların oluşturduğu boyut. bakın biz üç boyutlu bir dünyada yaşıyoruz. işte bu mekanı ekstra bir boyut daha ayırıyor. yani bu dünyanın hatta evrenin bir de şaşı baktığınızdaki gibi bir simetrisi var! olay muhteşem bir yere gidiyor.

işte bu simetriye yani siz ile bir santim ötenizdeki boyututunuzdaki yansımanızı ayıran boşluğa membran diyoruz. yani zar.

evet, bulunduğumuz evrenin, kendi yansımasından ayıran bir zarı var. bu bir modern fizik teorisi hatta en önemlilerinden. şimdi sevgilinizin yanakları evren demiştik. onları büküp, büküp sıkabiliyoruz demiştik. yani evren aslında elastik. işte bu elastik yüzeye brane adını veriyoruz. bu brane’ler o kadar küçükler ki göremiyoruz. yani gerçeği tamam ama sanalını göremiyoruz. çünkü çok küçük parçalardan oluşuyor. (şekil 1)

Şekil 1


yani bakın bir bizim dünyamız var bir de saklı olan dünya var, hemen yanı başımızda. çok muhteşem bir teori değil mi? bunun için muazzam bir matematik geliştirmişler ve şöyle bir geometri oluşturmuşlar.


şimdi ne dedik, bir saklı evren daha var dedik. sevgilinize profilden bakın ve sadece bir yanağını görün. bu işte görünen evrendir, gördüğümüz evren. ama sevgilimizin tam karşısından bakarsak gördüğümüz bir ağız — iki yanak arası boşluk— ve iki yanak olacak. işte bunlardan birisi gizli evren oluyor. ortadaki boşluk da 4. boyut oluyor. yani bizi gizi dünyamızdan, boyutumuzdan, brane’imizden ayıran zar. membran.

şimdi geldik dananın kuyuruğunun koptuğu muhteşem yere. müthiş olaya.

şimdi bu brane’ler var ya, işte bu brane’ler yani gizli bizi ayıran güçler oldukça zayıf. iki brane arasını oldukça zayıf güçler ayırıyor. bu yüzden bu brane’ler birbirlerine doğru yaklaşıyorlar. şimdi, evren’de big bang oldu değil mi? sonra ne oldu arkadaşlar? evren çok sıcaktık, hop soğudu, yıldızlar falan oluştu. yani brane’ler birbirinden uzaklaştilar. işte evren bu yüzden şu anda genişliyor. kendi sakli evreninden ayriliyor.

şekil 2.’de , branelerin birbirlerine yaklaşıp çarpıştıklarını göreceksiniz. aslında bu çarpışanlar evren’ler.

Şekil 2


tam olarak çarpışma anının büyültülmüş hali şekil 3.’te.

Şekil 3


yani tam çarpıştıkları anda ortaya big bang çıkıyor.

yani big bang bir başlangıç değil, hiç bir zaman başlangıç olmadı.

- peki bu teori saçma değil mi, bununla ilgili bir kanıt var mı?

işte muhteşem olan kısım da bu, evet var.

şekil 4 ve 5’te sonra iki evren çarpıştığında ısı dağılımı ortaya çıkıyor bir simülasyon yardımıyla. bir ısı haritası oluşuyor. burada çarpışınca meydana gelen ısı dağılımı var.

Şekil 4


tam olarak yüzeyde oluşan ısı haritası bu.

Şekil 5


şimdi, bunun neresi kanıt diyorsunuz. şöyle ki bizim elimizden evrenin wmap’i var. evren’in sınırları tam olarak bu haritadır. bunun ötesini göremiyoruz. hubble’ın çektiği bu harita şekil 6’da. eminim daha önce görmüşsünüzdür. işte bu gerçek olan harita ile yukarıda teori ile elde edilen şekil 5’deki haritayı karşılaştırınca tam olarak uyuştuğunu görüyoruz.

Şekil 6

şimdi buradan çıkartacağımız sonuç nedir? bakın bu gerçek evren ve saklı evren hep çarpışıyorlar. büyük bir kinetik enerji ile bom! bom! bom! ve hep o çarpışmada muazzam bir enerji açığa çıkıyor. işte bu enerji safi radyasyon. yani toplu iğne başı kadar bir nokta yoktu. bir gizli ve bir görülen brane vardı, bunlar çarpıştıkça yeni evrenler oluştu. en başta anlattığım bojowald dayının söyledikleri gibi, zaman hep vardi ve hep olmuştu.

zaman genişledi ve büzüldü belki de bilmiyoruz ama bu brane’ler hep çarpıştı. hep big bang’ler oluştu. 13.7 milyar yıl önce bu gizli, saklı iki brane çarpıştı ve bizim big bang dediğimiz olay meydana geldi yani zaman, her zaman vardı. evrenden önce zaman vardı.

bir sonraki çarpışma ne zaman olacak bilmiyoruz ama o zaman da yeni bir evren oluşacak. yeni kuralları olan paralel evren. biz şimdi kaçıncı evreniz peki, bilmiyoruz. bizden önce belki de trilyon tane evren oluştu ya da yüzbin tane. ama muhakkak şu ki bu teori doğruysa ve doğruluk payı varsa bu çarpışmalar sonsuza kadar devam edecek ve sonsuz sayıda yeni evrenler oluşacak. yeni kurallı.

işte bu döngünün şekle dökülmüş hali de şekil 7.’de.

Şekil 7