Fazlasıyla Potansiyeli Olmasına Rağmen Harcanmış Bir İlçe: İzmit
Kocaeli'nin bir ilçesi olan İzmit, adeta hoyratça kullanılan ve değeri bilinememiş bir yer.
Fazlasıyla Potansiyeli Olmasına Rağmen Harcanmış Bir İlçe: İzmit
iStock

ilk önce izmit ile kocaeli'ni karıştırmamak gerekiyor.

kocaeli, "adambaşına düşen gelir ortalaması"nda türkiye'nin en zengin şehridir. yine küçücük yüzölçümü ile vergi sıralamasında türkiye'nin en çok vergi veren ikinci şehridir.

izmit ise kocaeli'nin merkez ilçesidir. tarihi neredeyse istanbul ile yaşıttır. coğrafî konumu ve doğal güzelliği ile tütkiye'nin en güzel köşelerinden biridir. türkiye'nin iki körfezinden birinin kucağında kurulmuştur. denizin kıyıya kavuştuğu yerde yükselen samanlı dağları ile muazzam bir güzelliği varken, bu doğal durum kentin yerleşimini olumsuz etkilemiş, izmit daracık bir kıyı şeridine sıkışmıştır.


ve fakat izmit, türkiye cumhuriyeti'nin en hoyrat, en beceriksiz ve en kötü şekilde kullandığı şehridir. güzelim izmit körfezi, seka kağıt fabrikası, petkim petro kimya fabrikası, tüpraş petrol rafinerisi, derince limanı, nuh çımento fabrikası, ford otosan araba fabrikası, gölcük tersaneleri, e-5 karayolu, izmit-istanbul otoyolu gibi yapılaşmalarla adeta yokedilmiştir.

bu kadar çok sanayi kuruluşunun olduğu bir yerde doğal bir netice de göçtür. göç, kanser misali bir kenti yiyip bitirir. en azından güzel ülkemizde gözlendiği kadarıyla şimdiye kadar bu böyle olmuş. kocaeli ili ve merkez ilçesi izmit'te göçe teslim olmuş ve yenik düşmüş durumda. üstüne üstlük kocaeli üniversitesi ile birlikte bu göç perçinlenmiştir.


kocaeli ve bilhassa izmit bugün çarpık kentleşmede örnek gösterilecek bir şehir hâline gelmiştir. toplu taşıma alanında türkiye'nin en ilkel düzeni ile yine örnek gösterilebilir. devlet, toplu taşımadan neredeyse tamamen çekilmiş ve bu en önemli hizmet "minibüsçüler"e teslim edilmiştir. bu iş bugün en ilkel toplu taşıma aracı olan yeşil ısuzu ve iveco midibüslerle yapılmakta. bunların birçoğu tüv'den onay alamayacak durumda. egzoslarından yeşili siyaha tamamlayan kara dumanlar atmakta. konfor kezâ hak getire. izmitliler, özellikle yaz ayarında sıkış tıkış bu leş gibi hurdalarla bir yerden bir yere taşınmakta. saatleri belli değil. belli ise gelebilir de, gelmeyebilir de. gelmezse şikayet edilecek mecra yok. minibüsçü taifesi başına buyruk çalışmaya alışmış, medeniyetten nasibini almamışlar. belediye efendi'nin lüküs otobüsleri ise lütfen bazı güzergahlarda bazen çalışmakta...


şehir merkezi olan izmit'teki hava kirliliği ve gürültü oranı ile aynı şekilde numûne bir şehrimizdir. diğer yandan, her ne kadar türkiye cumhuriyeti'nin, onun sağlık bakanlığı veya diğer bakanlıklarının, müdürlüklerinin, büyükşehir ve belediyelerinin ve sâir bilimum kurumlarının bu yönde herhangi bir araştırması, incelemesi, istatikî bilgisi olmasa dahi, kocaeli ili hastanelerinin doluluk oranı, kansere yakalanma sıklığı ve diğer hastalık vakalarının çokluğu göz önüne alındığında büyük ihtimalle türkiye'nin en hastalıklı yerleşim yerlerinden biri, belki de birincisidir.

"kültür ve sanat" bakımından da izmit ücrâ bir taşra kasabası kadar çoraktır. anadolu'nun en kıdemli yerleşim bölgelerinden biri olmasına rağmen, bugün adına "müze" diyebileceğiniz mekân sayısı inanın bir elin parmaklarını geçmez. var olanlar da içerik açısından hiçe yakın cılızlıktadır.


galiba bütün izmit'te bir tane umûmî kütüphane var. hektarlarca arazide binlerce metrekarelik kapalı alana inşa edilmiş kocaeli üniversitesi'nin bile bir kütüphanesi var mı, gidip bakmak lâzım. varsa dahi içinde ne var ona bakmak lâzım.

izmit şehir merkezinde zorlarsanız 2, belki 3 tane kitapçı var.

eskiden izmit büyükşehir belediyesi'nin tiyatrosu vardı. istanbul'a olan yakınlıktan istifade ile istanbul'dan kalburüstü tiyatrocular gelir orada ders verir, oyunlar sahnelerler idi...

spor alanında yine son 10 yılda izmit ve kocaeli yok oldu gitti. koskoca kocaelispor'u bile yiyip bitirdiler. seka kağıtspor uçtu. petkimspor öldü. dsi tedâvülden kalktı. bir zamanlar'ın efsane lassa bisiklet takımı şimdi ne yapıyor bilen yok. haldun alagaş hâlâ buralarda ama sportif açıdan izmit'in onunla bir alâkası yok. bir zamanlar bir yelken kulübü vardı, o da bugün çomarların elinde içkili bir lokale dönmüş durumda...


bugün çağdaş ölçütlerde bir toplantı, spor, tiyatro, sinema salonu izmit'te yok. tayyip erdoğan izmit'e geldiğinde tebâsını nerede cem ediyor bilmiyorum.

geçenlerde bir vesile ile kocaeli üniversitesi'ne uğradım; üstü forma, altını sorma bir hâlde...

şehirde sürüyle "kocaeli" isimli gazete çıkmakta. her biri kendisini güden çobanın kavalını öttürüyor. habercilik, yerellik, estetik, mizanpaj, fotoğraf, metin gibi gazeteyi oluşturan öğelerin hiçbiri yok. bildiğiniz, saçma sapan birer yayın organı her biri...

bütün bu olumsuzluk hatta vahim tablonun yanında, iddia ediyorum, kocaeli ve izmit aslında coğrâfî ve topoğrafik açıdan türkiye'nin en güzel köşelerinden biridir. deniz, dağ ve ova üçlüsünün birbiri ile bu kadar yakın ve uyumlu bulunduğu bir coğrafyayı başka yerde bulmazsınız. buna karşılık kocaeli'nin ve izmit'in deniz ile, dağ ile, ova ile ünsiyeti sıfırdır. balıkçılık yok. denizcilik yok, turizm yok. bölgenin her tarafı denizle çevrili, deniz ulaşımı yok. denize giremezsiniz. bütün kocaeli'de toplasanız 1 kilometrelik bir plajı bir araya getiremezsiniz.


hereke ve ipek halı gibi muazzam bir miras artık yok. bayramoğlu, darıca, kirazlıyalı, tavşanlı, yarımca, tütünçiftlik, kuruçeşme, şirinyalı ya da başiskele, gölcük, değirmendere, halıdere, ulaşlı, ereğli, karamürsel, altınova gibi körfez kasabaları ve köyleri bugün tanınmayacak hâlde.

diğer yandan kocaeli'nin bir de karadeniz sahili var! kefken, kerpe, bağırganlı, seyrek, kumcağız, cebeci... şehrin o yakası da muhteşem bir doğa ve tarih mirası, ama bugün oralarda da yeller esiyor...

uzun lafın kıssâsı; türkiye cumhuriyeti, izmit ve çevresini, kocaeli'ni yemiş bitirmiş. şimdi muhtemel kî, bu lafımı öteye beriye çekip çekiştirmeye çalışanlar çıkacaktır. uğraşmayınız. güneş balçıkla sıvanmaz...

Bu içerik de ilginizi çekebilir