Fenerbahçe'deki Kötü Gidişatın Temeline İnen Detaylı Bir Durum Analizi
Fenerbahçe, dün akşam oynanan Süper Lig mücadelesinde Rizespor'a 3-0 yenildi ve ligdeki 7. maçında 4. mağlubiyetini aldı. Hiç alışık olmadığımız bu kötü gidişatın sorumlusu yalnızca Cocu mu?
Fenerbahçe'deki Kötü Gidişatın Temeline İnen Detaylı Bir Durum Analizi
Topal ve Volkan, Rize maçı sonrası tribünlere gidip taraftarlardan özür diledi.

öncelikle takım yeni kuruldu, kabul

bazı şeylerin oturması zaman alacak bunu biliyorduk. dönemin sancılı geçeceğini de biliyorduk ama her şeye rağmen tüm kötü senaryoları üst üste koysanız dahi sahada oynanan futbolun pek mantıklı bir açıklaması yok. kadro çok mu iyi? değil. ama çok mu kötü? çok kötü de değil. en azından bu kadar değil. peki nedir sorun? gerçekten problemin ana kaynağı cocu mu?

oyuncuları hafta içi teknik direktör hazırlıyor, kadro seçimini o yapıyor. tabikide sahadaki oyuna baktığımızda birinci sorumlu olarak teknik direktörü görüyoruz ama cocu oynanan oyundan gerçekten %100 sorumlu mu? şimdi bugün yenilen gollere bakıyorum hepsinde çok büyük bireysel hatalar var. geçen sene yenilen gollere bakıyorum yine çok büyük bireysel hatalar var. hemen aykut kocaman'ın dediklerini hatırlayın derim ben.

yani sorunun temelinde yatan şeylerin başında şu var

fenerbahçe'nin defans hattının kalitesi bu takımın beklentilerinden çok uzak. bakın bu formla da alakalı bir şey değil, bu adamların en üst düzey form tuttuğunu düşünün yine de fenerbahçe seviyesi için yeterli değiller.

ilk golde top neredeyse 50 metreden geliyor. pozisyon almak için çokça zaman var yani. hatta reyes pozisyonun başında hasan ali kaldırım'a git git işareti yapıyor, vedat'a yapış diyor. ama hasan ali kaldırım ne yapıyor? 50 metreden gelen topun nereye düşeceğini kestiremeyen harun kalede nasıl pozisyon alıyor? gol güzel mi? güzel. ama fenerbahçe seviyesi için komik bir gol.

gelelim ikinci gole daha doğrusu roman neustadter'e ; bana sorarsanız dünyanın en kolay işini yapan kişi roman neustadter. maçları dikkatli izleyin yanında oynayan stoper hem sağ hem sol stoper olarak oynuyor, kendisi asla hamle yapmıyor. yaptığı az sayıdaki hamle de genelde faul ile sonuçlanıyor, sorumluluk almıyor. sağda rakibi karşılayan reyes, solda karşılayan reyes. peki bu arkadaş ne yapıyor, elleri aşağıda serbest serbest sahada dolaşıyor. daha küçücük yaşımda ali çoban ile idmanlara çıkarken kendisi bizi devamlı azarlardı: ''defans yapan adamın elleri belinde olmaz, devamlı hareket eder, parmakları ucunda konumlanır, boksör gibi durur'' diye. böyle durmayan olduğu zaman düdüğü ile oyunu durdurur azarlardı. bakın bu 12-14 yaş grubunda ortaköyspor kulübündeki bir antrenman seviyesidir. roman bu kadar kötü bir oyuncu değil normal şartlarda ama kendisi artık futbol oynamayı kafasından çıkarmış, rahatlamış ve dünyalar yansa umrunda değil. saçma sapan bir pas tercihi ile takımı kolsuz, kanatsız bırakıyor. geçen hafta iyi oynadıktan sonra taraftara dayılanan hasan ali kaldırım da tekrardan rakibi arkadan izliyor. harun ne yapacağını şaşırmış bir şekilde pozisyonla karşı karşıya kalarak akıl tutulması yaşıyor.

üçüncü gol ise fenerbahçe'nin takım savunması ve psikolojisinin özeti niteliğinde. üzerinde çok durmaya gerek yok.

şimdi bu üç gole cocu'nun pek yapabilecek bir şeyi yok. bunlar futbolun temel kuralları ve fenerbahçe seviyesine gelen adamlara bunları baştan öğretemezsiniz. hani popülist yaklaşımlar hep diyordu ya ''fener'in defansı iyi yeaaa hücum sorunlu'' işte şimdi oraya geliyoruz.

iyi hücum edebilmenin önceliği iyi savunma yapabilmektir. liverpool bu anlamda dünyanın en formda takımlarından birisi. liverpool'un oyununu överken ilk olarak ''çok iyi savunma yapıyorlar ya'' söz öbeği aklınıza gelmez ama bu takımın bel kemiğinin topu kapma hızı olduğunu biliyoruz... savunmasını rakibin sahasının 10-15. metresinden itibaren başlatıyor, acayip bir seviye. bu minvalde fenerbahçe'de şöyle bir sorun var;

defans hattı kalitesiz olduğunun bilincinde ve psikolojisi de iyi sayılmaz. mehmet topal ise ersun yanal dönemi temposundan çok uzakta olduğunu biliyor. bu bakımdan savunma hattı sürekli geri kaçarak oynuyor, aman önde yakalanmayayım gol yerim diyor. bloklar arası açılıyor ve jailson, islam slimanive yassine benzia'nın yapmaya çalıştığı ön alan baskısı da piç oluyor. maçları dikkatli izleyiniz en az 4-5 defa slimani arka alan oyuncuları ile tartışma yaşıyor çünkü oyuncular plana sadık kalamıyor. rakip takım oyuncuları da hücum ile savunma arasında kalan o boş blokta istediği gibi oyunun yönünü değiştirip rahat rahat fenerbahçe kalesine gelebiliyor. yani ana problemlerden birisi bu. teknik direktör istememesine karşın defans geri kaçarak oynuyor. ama 7 hafta oldu adamların seviyesi de bu işte, artık başka bir şey düşünmek gerekiyor.

peki şimdi ne yapılması gerekiyor? 

cocu'nun bu soruna kadro üzerinden bir çözüm üretmesi gerek. geçen yıl galatasaray maçlarını izlediyse de ''ulan bu tolga keşke sakat olmasaydı'' diye içinden geçiriyordur. çünkü yapılması gereken asıl konu defansın ileride başlayabilmesi, orada tempo uygulanabilmesi ve bir an önce martin skrtel'in takıma dönmesi. fenerbahçe'nin 1. alan oyunundaki problemi çözerse 2. ve 3. alan oyunu da oturacaktır ama bu sorun kadro içinden çözülebilir mi işte orası çok büyük bir soru işareti. transfer dönemininin de en büyük eksikliği buydu. ama bir anda da üstelik ffp varken 15 oyuncu alıp 11'ini de takıma monte etmek olanaksız.

bu durumda fatih terim olsaydı ne yapardı?

ben size söyleyeyim: şener özbayraklı, mehmet topal, harun tekin, roman neustadter, aatif chahechouhe direkt kesik yerdi. yerlerine volkan demirel, yiğithan güveli, eljif elmas, mehmet ekici ve mauricio isla oynardı. yapılması gereken bu mu ya da bu hamle doğru mu bilmiyorum ama terim olsa bunu yapardı. ve medya da ''hoca kulak çekti'' şeklinde yorumlanırdı. ama bunu cocu yapsa ''çıldırmış, tazminat peşinde'' diye manşet atılır. kendisi ne yapacak bilmiyorum ama bu oyunculara acilen neşteri vurması gerekiyor. cocu eğer sahiden 3 yıllık bir plan dahilinde bu takımın başına geldiyse bize bunu gösterebilmesi gerekiyor. daha önce de çokça dediğim gibi ben kısa vadede zaten fenerbahçe'den bir şey beklemiyordum, hatta beklemememiz gerektiğini de savunuyordum ama artık bu doğrultuda bir şeyler görmemiz gerektiğini de düşünüyorum. çünkü daha önce de çok vurgulamıştım fenerbahçe'de 2-3 yılını doldurmuş oyuncularda öğrenilmiş çaresizlik var ve her şeyi çabuk kabul ediyorlar, sahada kavga etmiyorlar. bugün bir topun direkten döndükten sonra yenen golden sonra takımın hemen düşmesi ve ardından 2 gol yemende bununla alakalı. ne yazık ki kadrodaki 4-5 kişi böyle davranınca diğerlerini de aşağıya çekiyorlar. yani şuan en önemli şey transfer yapamayacağına göre takımın psikolojik seviyesini yukarı çekmek. eğer bu konuda zayıf bir teknik adamsa zaten uzun vadeli bu ilişki yürümez...

sayın ali koç da 3 yıllık plan yaptık, hemen başarı gelmeyecek noktasından buraya geliyorsa ona da diyecek bir söz bulamıyorum

kendisi çok iyi bir fenerbahçe taraftarı olabilir ama şuan bu takımın yöneticisi ve taraftar gibi düşünmemesi gerekiyor. gider özür diler, geçersin. yaptığı şeyi aklım almıyor ve kendimi ne yazık ki kandırılmış hissediyorum. çünkü ben uzun vadeli bir plana inanmıştım ama kendisi bu akşam böyle bir beklentisi yokmuş gibi davranarak beni hayal kırıklılığına uğrattı ne yazık ki.

amaç bu sene şampiyon olmak değildi. he olursak tadından yenmezdi ama kimse yola bu şekilde çıkmadı. bu bakımdan cocu'yu gönder, ersun'u getir doğru bir yaklaşım değil. çıkar şunu dersin anlarım: ''3 yıllık plan dahilinde cocu bence doğru isim değil, nedeni de şu, şu ve şu'' ama sen bana bunu demiyorsun. fenerbahçe'nin önüne koyduğu hedefler uzun vadeli ve cocu kararını da bu açıdan vermesi gerekiyor. aksi halde yapılan her hamle hatalı olacak ne yazık ki.

Diğerlerine Kıyasla Türklerin İngilizce Konusundaki Endişesi Yersiz mi?