Fight Club Filminin Uyarlandığı Kitapla Farklı Biten Sonları
Çoğu kişinin filmden tanıdığı Fight Club senaryosu aslında aynı isimli bir kitaptan uyarlama. Fakat kitap ve film arasında birtakım farklılıklar yok değil. Bu farklılıklardan en sürpriz olanı şüphesiz son sahne.
Fight Club Filminin Uyarlandığı Kitapla Farklı Biten Sonları
Fight Club
Not: Yazı spoiler içerir.

ana karakterimiz, tyler durden adında birisinin olmadığını ve bu olmayan kişinin, büyük bir kaos yaratmaya doğru gittiğini anlayınca, tyler durden dan kurtulmaya çalışır. kendisini öldürünce, tyler durdeninde öleceğini düşünen ana karakterimiz, silahla kendisini vurur.

filmin son sahnesi

tyler durden ölmüştür ama ana karakterimiz yaşamaya devam eder. yanına gelen marla singer ile binanın camından dışarı bakar ve etrafındaki binaların hepsinin tek tek yıkılışını izlerler. bu sırada ana karakterimiz, marla singer a dönerek "beni hayatımın çok ilginç bir döneminde tanıdın" der ve where is my mind parçasının eşliğinde film sona erer.


kitabın son bölümü

direk alıntı ;

'ben kendimi öldürmüyorum, diye bağırıyorum. tyler'i öldürüyorum.
"aşık olduğumdan değil" diye bağırıyor marla, "ama sanırım bende senden hoşlanıyorum".
marla, tyler'den hoşlanıyor.
"hayır, senden" diye bağırıyor marla. "aradaki farkı biliyorum".
sonra, hiçbir şey.
hiçbir şey patlamıyor.
silahın namlusu sağlam yanağımın içinde. tyler, diyorum. nitroyu parafinle karıştırdın, değil mi ?
parafin asla işe yaramaz.
bunu yapmak zorundaydım.
polis helikopterleri
ve tetiği çekiyorum.

tanrı babamın evinde pek çok konak var.
tetiği çektiğimde, tabii ki öldüm ben.
yalancı.
ve tyler da öldü.
polis helikopterleri uğultuyla bize doğru yaklaşırken, marla ve kendilerini kurtarmaktan aciz bütün o insanlar oraya toplanmışken, hepsi beni kurtarmaya çalışırken, ben o tetiği çekmek zorundaydım.
gerçek hayattan daha iyiydi bu.
ve hayattaki tek kusursuz anınız sonsuza kadar sürmeyecektir.

ceviz çalışma masasının karşı tarafında oturup tanrıyla bir görüşme yaptım. arkasındaki duvarda diplomaları asılıydı. tanrı bana dedi ki, "neden ?".
"neden bu kadar çok acıya sebep oldun ?".
"her birinizin kutsal, eşsiz bir kar tanesi olduğunu anlayamadın mı ?"
karşımda oturmuş, bir not defterine bir şeyler karalayan tanrıya baktım. ama tanrı bu meselede tamamen yanılmaktaydı.
bizler eşsiz değiliz.
sürpüntü ya da pislik de değiliz.
biz sadece biziz.
biz sadece biziz ve hayatta başımıza gelenlerin bir nedeni yok.
tanrı diyor ki, "hayır, bu doğru değil".
peki. öyle olsun. tanrıya akıl öğretmek bana kalmadı ya.

marla yeryüzünde kaldı. oradan bana mektuplar yazıyor. bir gün beni geri götürecekmiş, öyle diyor.
eğer cenette telefon olsaydı, cennetten marlaya telefon eder ve "alo" dediği anda telefonu kapatmazdım. merhaba derdim, ne var ne yok, her şeyi anlat bana.

bunu biliyorum, çünkü tyler biliyor.